- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kendimi yakacağım!
O değil de;
Hislerinize güvenir misiniz? Körü körüne güvenmeyin derim. Hislerinizin yanında mantığınız da aynı şeyi söylüyorsa… Öyle işte…
O değil de;
Bazen bazı şeyleri anlayamayız, kendimize sorarız, ‘Neden?’ diye. Sanki her sorunun cevabını bulmuşuz gibi… Aptalca bir duygu işte. Oysa; iyi ya da kötü, öyle şeyler yaşarız ki… hiç nedensiz… anlamsız… cevapsız…
'Yazıklar olsun!' deriz...
O değil de;
Yükselmek için birbirine omuz vermek yerine birbirinin üzerine basmaya çalışanları izlediniz mi hiç? Hayret verici, hatta akıllara zarar… Bir o kadar da yakışıksız…
O değil de;
Birşeyi delicesine isteyip ona sahip olduğunuzda olanca büyüsünün bozulduğuna şahit oldunuz mu? Ya da sahip olamadığınızda büyünün bozulduğuna?
O değil de;
Bazen karşımızdakini süründürmek isteriz. Aman dikkat! Süründüreyim derken sürüngenlerden olmayalım…
O değil de;
Haklı olmak sizi mutlu eder mi? Beni etmez… Niye etsin ki! Çözüm getirmedikten sonra…
O değil de;
Hiç develeri düşündünüz mü? Aklıma argo bir tabir geldi. Neyse… anladınız siz onu…
O değil de;
Mezuniyet kutlamaları ve özel günlerde bol miktarda havai fişek patlatılıyor. Çoluk çocuğun aç kaldığı, eğitimsiz kaldığı, sağlıksız kaldığı güzel ülkemde bu nasıl bir görgüsüzlüktür!
O değil de;
Sayın yazarım Yeşilsoğan'ın Sonbahar Rast'ı yazısında okudum... ‘Gemiler yanmazsa... kendimi yakacağım’ demiş...Offff off! Ne desem bilmem ki…
O değil de;
Ya birgün sana bel kıvırırsa... binlerce dansöz var…
O değil de;
Bugün de akşam oldu…
O değil de;
İyi bayramlar…
O değil de;
Burcuuu, sana da iyi bayramlar…