- Kategori
- Turizm
Kendimiz ettik de bulmayacak mıydık?

1973’ten bu yana Antalya -onca maviliğine rağmen- hayatımda önemli bir yer tutuyor. Hem nefret ediyorum ondan hem de seviyorum. “Gelmeyeceğim bir daha sana.” diyorum, cuma akşamını iple çekiyorum. Vesselam, garip bir ilişki bizimkisi. Şehrin ambiyansı, trafiksizliği, kornasızlığı, minibüssüzlüğü, doğası, dağları, insanının rahatlığı, muhteşem börekleri, yemyeşil parkları ve şırıl şırıl havuzları, yazlarından ziyade gri bulutlu kışları ve denizinin lacivert halleri çekiyor sanırım.
Sabahları -karga mokunu yemeden- onlarca merdiveni inip Fener’den denize giriyorum. Lara’dan giremiyorum, çünkü balıklar ısırıyor; Konyaaltı’ndan giremiyorum, çünkü denize girmek kolay; ama -yüksek kumsalda- çıkmak zor. Son 25 yıldır en sevdiğim deniz 50 km ötedeki Ay Işığı Plajı, Kemer’de. Alp’ciğimin daha beş yaşındayken -mart ayında- kendini sularına bıraktığı muhteşem koy.
Plaj’da şezlong ve şemsiye çevredeki anlaşmalı otel müşterilerine ücretsiz, halka 15 TL (geçen sene de aynıydı) ve şezlonglar denizden 10 mt geride, çünkü plaj halka açık ve o kısma havlunuzu serip ücretsiz de yararlanabilirsiniz. Plaj keyfinden sonra hemen solundaki otantik Yörük Parkı’nda kahve-sodanızı ister denize ister dağlara doğru yudumlayabilirsiniz.
Blog resminde de göreceğiniz gibi dün içim acıdı. Durumun vahametine bizzat şahit oldum. Kemer’i ilk kez böyle görüyorum. Normalde sabahın sekizi itibariyle dolmaya başlayan plaj öğleye doğru bomboştu:( Rus tur şirketleri artık gelmiyor. Ruslar münferit de gelemiyorlarmış, çünkü fişleniyorlarmış. Terör, patlamalar ve siyasi fırtınalar Avrupalı turistleri de -özellikle- Yunanistan ve İspanya’ya yönlendirince yüzlerce otel, plaj ya %10 kapasiteyle çalışmaya başlamış ya da henüz açılmamış. İşsiz kalan turizm emekçileri de cabası. Şimdi umutlar yerli turistin Şeker Bayramı tatilinde de onda da %40 doluluğu mucize kabul ediyorlar.
Saat 14:00 gibi ayrıldığımız Kemer’in meşhur Münir Özkul Caddesi’nde sadece kediler ve köpekler, dükkân önünde tavla oynayan esnaf vardı:(
Bugün, terk edilmiş kasaba görünümündeki Kemer’de aslında geçen sene de durum pek parlak değildi ve Ay Işığı eylül ortasında şemsiye toplamaya başlamıştı. Çünkü dolar-ruble paritesi 1-32’den 1-80’e gerilemiş ve Ruslar tatil planlarını ötelemişti. Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan ambargo dışında bir de ülkemiz IŞİD destekçisi ve lojistik sağlayıcısı olarak anılmaya başlanınca hem ekonomik hem de güvenlik kaygısı yaşayan turist Türkiye’den vazgeçti. Lafın özü, sadece Rusya’dan 6 milyon turist kaybettik! Hesaplayın kaç milyar dolar olduğunu!
Ben geri gidişin süreceğini düşünüyorum. Batı ülkelerine yaptığım seyahatlerde izlediğim haber bültenlerinde Türkiye aleyhine bolca haber yer alıyor. Hukuk sisteminin farklı (!) işleyişini, özgür basına yapılan baskıları, demokrasiyle örtüşmeyen kısıtlamaları, IŞİD’le olduğu iddia edilen ilişkileri, doğudaki iç savaşı andıran görüntüleri, insanların ne yiyip içeceğinden kaç çocuk sahibi olması gerektiğine kadar karışan beyanatları, kadınların maruz kaldığı haksızlıkları, turistleri hedef alan canlı bombaları ve Türkiye'ye gidilmemesi konusundaki uyarıları Avrupalı endişeyle izliyor.
Siz sürekli olarak anti-demokratik baskılar olduğu empoze edilen, güvenlik kaygısı yaşadığınız bir ülkede ailenizle tatil yapmak ister misiniz?
Her gün şehit veren, tüm komşularıyla ilişkileri bozulan, batısında sefa doğusunda cefa sürülen, giderleri yüksek geliri düşük millete bol çocuk önerilen, doğurmayana kızılan, kadını aşağılayan; adaletin, hukukun tartışmalı olduğu; çağdaş, modern ve laik cumhuriyetin yıprandığı güzel ülkemde yeni yollar, köprüler, havalimanları yapılıyormuş; nasıl sevineyim!