- Kategori
- Kişisel Gelişim
Kendini Tanımak Cesaret İster
“Acaba doğru mu yapıyorum?”
“Bu yaptığım yanlış mı?”
“İyi olur mu dersin?”
Yapacağı şeyin doğruluğunu “başka insan”a teyid ettiren, “başka insan”ın garantisini isteyen türdür “insan” türü.
“Doğru nedir, yanlış nedir, iyi-kötü kime göre, gerçek nedir, görüş nedir” üzerinde düşündüğü, okuyup incelediği zaman dilim YOK gibidir; bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki azınlık hariç.
Dünyaya kendisi gibi gelen, gelirken kendisi gibi çırılçıplak gelen, üzerine “bu ayrıcalıklıdır”, “bu üstündür”, “bu var ya bu başkadır bu” mühürleri basılmadan gelen diğerleri gibidir. Ve dünyadan göçerken de aynı çıplaklıkla gitmektedir. Buna rağmen “kendisi gibilerin” kurduğu sigorta sisteminden bile garanti umabilmektedir. Yaşamı, kendisi gibilerin kontrol edebileceğine, kendisine garanti verebileceğine inanmak… Bir büyük afetle o garantilerin havaya karışacağını görememek… Bir meteor düşse insan medeniyetinin tekrar kurulana dek karanlığa gömüleceğini bangır bangır bağıran evrensel bilgiye gözünü kulağını tıkamak ve “kendisi gibi”lerin garantisine güvenebilmek…
Benzer şekilde “doğru, yanlış, iyi, kötü”yü hep başkalarının bildiğine güvenmek. Ama o başkalarıyla anlaşmazlığa düşerse onun doğrularını yanlışa çevirmek, iyilerine küfretmek…
Ne yapıyorsun sen insanoğlu? Sana diyorum sana!
Kendisiyle başbaşa kalmaktan ödü kopan bir tür insanoğlu. Onca zeka, bu korkunun kaynağına inmeye, kendisini görmeye, çözmeye, anlamaya yetmiyor mu?
Hayır, bal gibi yetiyor. Ama kendine dönmek, büyük sorumluluk da getiriyor. O zaman doğruyu yanlışı kendisi ayırt edebilecek çünkü. O zaman “e ben sana sordum doğru dedindi bak yanlışmış, sen suçlusun” deme şansı yok.
Anladınız mı “insan neden garanti ister?”
Suçlayacak kimsesi olsun diye.
Kendinize bir iyilik yapın ve “yalnız” kalacağınız zamanlar yaratın. Kendinizden korkmayın. Sonuçta o “sizsiniz.”
Sen kendinle karşılaşmaktan, kendini tanımaktan, bilmekten korktuğun için, herkes bunu yaptığı için dünya “birbirini suçlama” tavrından ve çözümsüzlükten bir adım öne çıkamıyor.
Kimsenin “-ceksin, -caksın” lı, “eeen büyük, en en eeeen iyi, aha da doğru budur”lu cümlelerine kendinizi kaptırmadan önce, “Yahu dur bir dakika sevgili Ben! Ne yapıyorsun dostum? O da senin gibi insan, en en en olanı nerden bilecekmiş bir araştır bakalım” deyiverin bir zahmet. İnsan insanın deneyimlerinden yararlanır, örnekler, dersler çıkarır AMA ANCAK kendi filtresinden geçirdikten sonra İÇSEL REHBERİNE danışırsa kendi doğrusunu bulabilir.
Ya da hiç uğraşmayın, “bu bana insan diyor” diyerek beni suçlayın.
Bol “farkındalıklı” keyifli ve insan olmanın bilincinde, kendini ve gücünü bilerek etkili yaşam dilerim.
Sevgiler…