- Kategori
- Ankara
Kentiçi yolculuklarımız
Benim otobüslerim.. Anakentlerde yaşayanlar iyi bilir..
Günlük koşuşturmaların ilk adımı, evden çıkıp işyerine varmak için yapılan yolculuk hazırlıklarıdır.
Kimimiz özel araçlarla, kimimiz taksi ile, kimimiz metro ile, kimimiz dolmuşlarla, kimimiz de kentiçi belediye ve özel halk otobüsleri ile işimize ulaşmaya çalışırız. Ama çoğu anakentli için, işe ulaşmanın tek yolu otobüslerdir.
Yaşamım boyunca kentiçi yolculuklarımın büyük bir bölümünü geçirdiğim otobüslerin, kendi yaşamım açısından önemi ve ayrıcalığı vardır. Her yere ulaşabilmesinin kolaylığı, her zaman binilebilmesinin verdiği güven ve taşıma ücretinin düşük olması ile otobüsler, benim de ilk tercih ettiğim kentiçi ulaşım aracıdır.
Kentiçi yolculuklarımın göz bebeği otobüsler de artık benimle birlikte yaşlanıyorlar. Emekliliği gelen sürücülerinin yerine alınmaya başlayan genç sürücüler ve eskiyen otobüslerin yerini alan yeni doğalgaz yakıtlı otobüsler, artık bir dönemin kapandığını bizlere sessiz değişimle anlatıyorlar..
Ama değişen otobüslerine ve sürücülerine rağmen değişmeyen tek şey, otobüs öyküleri...
Bundan böyle sizlerle, kentiçi yolculuklarımda gördüğüm, gözlemlediğim kişileri ve olayları bu grupta yayınlayacağım bloglarda paylaşacağım. Eskimiş otobüslere ve yaşlanan sürücülerine bir saygı olarak.
Gündüzün ilk saatleri ile başlayan yaşam koşuşturmasının günün değişik saatlerindeki salınımlarını ve geç vakitlere kadar uzanan anlamını, yolculuklarını bir yaşam öyküsüne dönüştüren kent insanlarının yolculuklarından kesitler sunarak sizlerle aktaracağım.
Belki otobüs ile kentiçi yolculuk yaptığınız bir gün, otobüsün camından dışarıya bakarken burada okuduğunuz yolculuk öykülerinden biri aklınıza gelecek ve kendi kendinize güleceksiniz. O zaman yanınızdaki kişi içinden size şöyle diyecek:
- Adama bak,deli mi ne?.. Kendi kendine gülüyor.
Onun delilik dediği, aslında kendisinin her gün yaşadığı kentiçi yolculukların ta kendisidir.
Ahhh! Bir de o deli diyen bunu bir bilebilse...