- Kategori
- Sosyoloji
Kerim Korkut’la yeni ufuklara doğru/İntihar

Araştırmalara göre Türkiye’de son 10 yılda yaklaşık 27.000 kişi intihar etti.
Biz izin verirsek insanlar kendilerini öldürürler; yani intihar ederler. Mevcut anlayışlar beni hiç ilgilendirmiyor; doğru bildiğimi söylüyorum ve diyorum ki intihar da bir kazadır yani önlenmesi gerekir. “Kendini asmış napalım” denir mi ya!
İntihar olumsuz koşulların yarattığı ve kişiyi hayatından eden ölümcül bir güvenlik sorunu olarak kanunda yer almalı, bununla ilgili kurumsal altyapı oluşturulmalıdır. 10 yılda 27.000 kişinin öldüğü bir olgu devletin görevleri dışında bırakılamaz.
İnsanlar keyfinden kendilerini öldürmüyor. Yani intihar toplumsal bir sorun. Ülkemizde görünen haliyle sanki elden bir şey gelmez gibi bir durum varsa da ben yapılabilecek şeyler olduğunu düşünüyorum. Devletin görevi sadece ölenlerin istatistiğini tutmak değildir. Devletin intiharla ilgili tek yaptığı Boğaz köprüsüne çıkan olursa köprüden atlamasın diye ikna etmek. Bunu böyle görüp duyduktan sonra Mandela bile Capedown’dan kalkıp gelir.
İntiharların çoğu nedeni toplumsaldır. Adam batar, borçludur, geçim derdi, işsizlik, onurunu yitirme hepsi kişiyi intihara sürükleyebilir. Ama bütün bunlar ülkenin ekonomik durumuyla ilgilidir. İşsizlik nedeniyle intihar edilmesi halinde suçlu kişinin kendisi olamaz. Ayrıca cinnet de bir intihardır ve nedeni ekonomiktir. Bir ülkede 10 yılda 27.000 kişi kendini öldürmüşse devlet suçsuz olamaz.
Ama elbette devlet herkesin başına bir görevli dikecek değil, denebilir. Ben aynı görüşte değilim. İnsanların hayatı kendi ellerine bırakılamayacak kadar önemlidir. Ve yaşam hakkı en önemli insan hakkıdır. Sen devlet olarak daha bunu sağlayamıyorsan… Ben ayrıca bu konuda yapılabilecek bir şey olmadığı konusuna da katılmıyorum.
Bizim ülkeye getirmeye çalıştığımız düzende kişilerin intihar ederek canına kıymaları kanunla yasaklanmıştır. Ama sırf yasaklamak yetmez, AHE KANUNLARI uygulama kanunlarıdır; maddenin uygulanması birçok kurum, yöntem, yapı ve eylemlerle gerçekleştirilir. Şüphesiz intihara teşebbüs edene ceza verilmesi mantıklı gözükmüyor ama yeni bir çağda yeni bir medeniyet anlayışıyla bulunduğumuzu düşünürsek başka türlü mantıkları ortaya koymamız gerekecek. Yani kişinin kendi canını almaya kalkması da katillik olarak değerlendirilecek. Can bizim yani Allah’ın emaneti ya da devletin, milletin ama sen onu kendin alamazsın denilecek, başkasını öldürüyor gibi muamele yapılıp mutlaka önlenecek. Zaten önlenemeyen için ölmüş adama ceza veremezsin. Ve yeni düzende teşebbüs de suç olmadığı için bu kanun ve yasak aslında kişinin hayatını korumak zorunda olan devlet için bir anlam ifade edecek, görev bölgesinde intiharı önleyemeyen devlet görevlileri (işten atılmak suretiyle) cezalandırılacak. AHE KANUNLARI’na göre bir kimse başkasını olduğu gibi kendisini de öldüremez. Ve AHE KANUNLARI güçlüdür, onun etkisi dışında nefes bile alamazsınız.
İnsanları tek tek eğitimle, terapiyle vs intihardan vazgeçirmek, depresyondaysa tedavi etmek doğru şeyler ama asıl çözüm fiili önlemedir. Malum yeni düzende insanlar profesyonel güvenlik sistemi tarafından cadde cadde sokak sokak bire bir korunacak. Görevlilerin işi bulundukları yerde dikelip beklemek değil. 5 yıl güvenlik eğitimi gören güvenlikçiler bu işin uzmanıdır. İnsanları izleyecekler. Her türlü anormallikte, şüphe de harekete geçecekler. Toplum içinde tuhaf davranışları olan kimseler mutlaka kontrolden geçirilecek. Öyle psikopat gibi bağırıp durma yok.
Adam kendini öldürüyor; cinnet geçiriyor ailesini, çocuğunu öldürüyor. 10 yılda 27.000 kişi, bu ne ya! Kişisel olarak tek tek intihar olabilir; ama aslında bu toplumsal bir cinayet. Kimin ne yaptığı bilinmiyor, intihar olaylarını takip etmek imkânsız denilebilir ama yine de elimizde kişiyi intihara götürecek deliller olabilir. Örneğin kişinin mali durumuna göre altından kalkamayacağı bir borç. Kişinin işlediği vicdanları sızlatan bir suç. Kanlı bıçaklı süren sakat evlilikler. Başarmak için çok uğraşan ama başaramayan kişiler. Zayıfla dolu karneler. Kişinin omuzlarına yüklenen kaldırılamayacak ailesel ve çevresel yük. Kişinin utandıran durumlarının ortaya çıkarılması. Telafi edilemeyecek maddi manevi kayıplar.
Bütün bunlar takip edilebilir. Bizim şu anda içinde bulunduğumuz durum arızi bir durum. Aslında bu çağda bunların olmaması gerekiyor. Normalde Perslerin saldırısına karşı koyacak halimiz yok ya; yeniçağın güvenlik anlayışı böyle. Belki kıyaslamak doğru değil ama 30 yılda 50.000 kişi terörden ölmüş, 10 yılda 27.000 kişi de intihar etmiş. İntihar eden kişi aklını yitirmiş kişidir. Yani akılsız başının cezasını çeksin diyemezsiniz.
Yani ne yapalım intihar eden insanları? Bırakalım ölsünler mi? Senede 2700 kişi. Bu, önemli bir güvenlik sorunu değil mi? Devletin bir sürü birimleri var. Örneğin bankalar bu durumdaki borçlu müşterilerini güvenliğe bildirebilirler ve onlar da ilgili kişileri takibe alır. İşsizlerse İş kur öncelikle bu kişilere iş bulabilir. Adam hem borçlu hem işsiz. Banka her yerde onu arıyor. Geliyor gidiyor ailesini rencide ediyor. Bu kişi eğer az biraz da onurluysa intihar adayıdır.
Devlet hizmet ve muamelede vatandaşlarını iyi kötü diye ayıramaz. Kötüleri de korumak zorundasınız. Tecavüz, aile içi olaylar vs ortaya çıkınca yapan kişilerin vicdanen intihara sürüklenmeleri sık görülen olaylardan. Karnesi zayıf olan çocuklar sosyal hizmet uzmanlarınca takibe alınabilir.