- Kategori
- Deneme
Kerim Korkut’la yeni ufuklara doğru/Ruh

Bilim ruha bir açıklık getirmediğine göre en azından inananlar bakımından dinin tanımı geçerlidir. Ve orada da yazacak, anlatacak bir şey yok, zaten her şey ortada. Ama görünen o ki ikna olmayanlar var. Bir şeye evet, tamam demek ikna olmak değildir. Kaldı ki ruh konusunda bazı inanan kişilerde bile tereddüt var.
Çağlar boyunca ileri sürülen inanç ve düşüncelerde ruhun ne olduğu farklı şekillerde anlatılmış. Bu referans kaynaklarının diğer bütün konularda olduğu gibi birbirlerini beslediklerini düşünüyorum. Tanrı kutsalında ruh var dediğine göre ve de ruh tüm inanışlarda var olduğuna göre filozofların bu kabul ile düşünce geliştirmeye başlamaları doğaldır. Ama işte bugün dünyada ruh konusunda ikna olmamış milyonlarca insan var. Ancak dinler ruh kavramını öylesine koruma altına almış ki kimse bu konuda konuşamıyor. Ben ruh hakkındaki söylemleri ikna edici bulmuyorum. Etten kemikten basit bir varlık da olabiliriz.
Şüphesiz delillerle ortaya konulamıyor; ama etkisi çok büyük. Ben şahsen ruh vardır diyemiyorum. İnananlar için tamam da, kafası karışık olanlar için, inanmayanlar için, din kendisi için önemli olmayanlar bakımından ruh konusu gizemini koruyor. Kılıç korkusuna susan Platonlar’ın devamı olan bugünkü bilim stratejisi dinlere dokunamıyor. Caminin şerefesinin ölçülerini bile imama bırakıyor. Artık bu korkaklık çağı sona ermeli. Eski anlayışlar dünyaya hâkim olacaksa bilme gerek yok zaten. Bilimin görevi sadece tuvalet taşı yapmak değildir; ruh konusunda da söyleyecek sözün olmalı.
Ben zaten ateistleri kale almıyorum. Onlar Tanrı yok demiyorlar; Tanrı olmasın diyorlar. Aslında onlar Tanrının olduğunu bilseler de yok diyecekler; çünkü Tanrısız bir dünyada yaşamak istiyorlar. Sözde Tanrı’ya inanmıyorlar ama ruh konusunda bir açılımları yok. Ortada kendiliğinden oluşması mümkün olmayan varlıklar âlemi var. Bu durumda Tanrı’nın var olduğu fikri kuvvet kazanıyor. Bu koşullarda Tanrı yoktur demek akıldan yoksun olmaktır.
Ama ruh için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Ha, akıl, düşünce, duygu gibi yetilerimizi ruh olarak adlandırıyorsak ya da can dediğimiz yaşamsal öğemize ruh diyorsak bu olabilir. İnanmadan ve ikna olmadan kabul etme benim felsefemde yok. Bu nedenle içimizde ruh denilen gizli bir gücün varlığı inandırıcı görünmüyor. İnsanlar inanırlar, kabul ederler saygı duyuyorum; ama var deyip geçmek bana göre değil.
Ruh olmadan biz et parçasıyız öyle mi? Olalım. İçimizde ilahi âlemle bağlantı kuracağımız bir güç var, öyle mi? Babababa! Niye? Yani bu şey gibi mi ampulün yanan ışığı, radyonun alıcısı, arabanın motoru filan. Yani şimdi yazdıklarım saçma sapan şeyler olabilir ve ben bu konuda hiçbir şey bilmiyor olabilirim; ama ruh konusu da açıklanmamış, çözümsüz bir şekilde (ne olduğunu bilmeden inanılan) ortada duruyor. Bırakalım böyle mi kalsın? Tabi, tabularla nasılsa insanları esir etmişsiniz. Beğenmediğinize ruhsuz diyorsunuz. Bedenimiz çürür ruhumuz göğe çıkarmış. Ruhlar âlemi. Ruhumda bir sıkıntı var. Ruh çağırma seansları. Ölünce ruhumuz başka canlılara geçermiş. Doldur kepçeyi boş kazandan; doyur insanları martavalla.
Bizler ruh olmasın demiyoruz. Ruha karşı da değiliz. Ama ulema mı açıklayacak, âlim mi, bu konuda bilgi bekliyoruz. Ruh nedir? Gerçekten içimizde böyle bir güç var mı? Sen Müslümansın, kitapta yazıyor, inandın; ama adam putperest ve ruh onun da kafasına takıldı. Onu Alaska’nın ayıları mı bilgilendirecek? Hatta bazen inananların da ikna olması gerekir. Ruh kavramı bu ülkede dört bilinmeyenli denklem. İnananlar var diyor, he he diyerek peşinden gidiyoruz. Gidiyoruz da nereye gittiğimizi bilmiyoruz.
Ruh konusunda okuduklarım, duyduklarım beni ikna etmiyor. Adam diyor ki görünmeyene inanmam diyorsun, düşünce görünmüyor, onun varlığına niye inanıyorsun? Cahil işte. Ya kardeşim düşünce görünmeyebilir ama elime kalemi alıp yazıyorum, konuşuyorum. Yani etkisi varlığını ispat ediyor. Keza duygular, keza akıl. Ama ben ruhta bunların hiçbirini görmüyorum. Bu nehir bundan sonra böyle akmayacak arkadaş. Kandırma çağları geride kaldı. Ama işte insanları öyle uyutmuşsunuz ki, narkozun etkisi ne zaman geçer bilmiyorum.