- Kategori
- Ruh Sağlığı
Kestim gitti

Rapunzel masalından bir görsel. Prens saça tutunarak kuleye tırmanmaya çalışıyor
Hani o rapunzel gibi kulenin en tepesinde de olsa aşağıya uzatabildiğim, prensini bekleyen sarı saçlarım vardı ya. Artık yoklar. Tüm sıkıntıları tüm dertleri yolup sökercesine kestirdim hepsini. Her bir telinde bin acı saklıydı zaten. Tel tel yok ettim onları. Ne kadar yüküm varsa taşımak yerine kurtulmak gerekiyordu. Bir yerde okumuştum ancak hüzünler böyle terk edermiş yüreği. Birer birer veda ettim işte onlara. Daha yeni yeni rengini benimseyip büyümenin zevkini varanlar vardı aralarında. Onlara belki yazık oldu. Bana gücenerek baktılar yere düşerlerken. Son bir dokunuşu da esirgedim onlara. Ne yapayım, karar vermiştim bir kere. Bıraktım onları işinin ehli ellere, itina ile kesin dedim. Kesip atın onları. Her fırça darbesiyle incinmişlerdi ne de olsa. Her gün yıkanıp durulanmak can katacağına zulüm oluyordu onlara. En büyük kurtuluşu azat etmekte buldum.
Keşke saçların verdiği ağırlığı böylesine rahat üzerimizden atabildiğimiz gibi tüm dertlerden kurtulmak için de bir formül bulabilsek değil mi? Belki de bu mümkündür, kim bilir. Biz biliriz ya da bulabiliriz kanımca. Ya da deneyebiliriz en azından. Bazen acı verir karar vermek ama kesip atabiliriz örneğin kangren olan bir kolumuzu. Biz atmasak bile tıp bunu bazen isteğimiz dışı yapar nasıl olsa. Ya da her geçen gün zevk yerine sıkıntı veren bir iletişimimizi kesebiliriz örneğin. Her gün hır gür yerine birazcık dinginlik gibisi yoktur bence. Pek tabi iyi ölçmeli iyi tartmalıyız. Düşüncelerimizin bizi hatalara sürüklememesi için iyi değerlendirmeliyiz durumu. Ama verdik mi bir kere yolculuğun biletini gidecek kişiye, ya da eski bir elbiseye, ayaklarımızı sıkan pabucumuza, artık geri dönüşü olmamalı. Dengin bulunabileceği sonsuz koşullara gebedir her halükarda hayat.
Tebdili mekânda ferahlık vardır derler ya hani, çalıştığımız işi değiştirebiliriz ya da oturduğumuz evi örneğin. Bu kadar büyük değişikliğe hazır değilsek, mobilyalarımızın eskilerini atıp yenilerine yer açabiliriz belki. Evin bireylerini evden atmak mümkün olmayacağı için küçük bir tatile gidip kötü düşüncelerimizden kurtulabiliriz. Döndüğümüzde taze bir nefes, farklı bir bakış açısı ile daha bir uyumlu olabiliriz bence. Büyük olasılıkta buna hem evimizdekiler hem de biz çok sevineceğizdir.
Çekmecelerimizi temizleyebiliriz. Gereksiz ne kadar kâğıt, çalışmayan kalem, bitmek üzere orada unutulmuş malzeme ne varsa atıp bir nefes aldırabiliriz her gün açıp baktığımız dolabımıza. Eski kullanımı müsait kıyafetlerimizi ihtiyacı olanlara vermek üzere bir koliye koyabiliriz. Ya da günlerdir suladığımız halde büyümeyi reddeden saksıdaki çiçeğin ölü köklerini söküp toprağı havalandırabiliriz. Kim bilir belki bir fesleğenle kapımızı çalan komşumuz bitebilir ansızın.
Her gün yatağın sağından kalkarken, solundan kalkabilir -tabi duvara dayalı değilse- sol yanımızdaki unutulmuş eski dergileri çöpe göndermeyi akıl edebiliriz belki. Bakın nasıl da toz tutmuş altları. Tüm bu seçeneklerden en az birini yapmaya kalkışsak belki de bu sinir ve stresin içimizi yemesine bir an olsun durma imkânı sağlamış oluruz ne dersiniz? Temizlik gibisi yok işte.
Bir nevi temizlik hesabı, kestim saçlarımı ben de, gönderdim bana yük olanları, beklemekten üzülmekten kurtardım kendimi, içimdeki tüm karamsar duyguları kesip biçtim işte tıpkı yere dökülen sarı telli saçlar gibi.
Dertsiz, tasasız günler herkese. Unutmayın bir mutluluğun size ulaşması için illaki tutunacak bir saç uzatmanız gerekmez. Eğer o mutluluğu hak ediyorsanız, saçlarınız olmasa bile o gökyüzünden tepenize düşecektir.
Sevgilerimle,