​ Keyfinden soyunmuş. / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '10

 
Kategori
Haber
 

Keyfinden soyunmuş.

Keyfinden soyunmuş.
 

Miranda Keer. Victoria's Secret'in, baş meleği. Podyumların kraliçesi aynı zamanda. Soyunası tuttu.


…

“Eskiyen mankenlere ne yaparlar?” Her halde “eski urbacı” ya vermezler. Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar, gökyüzüne saçarlar!

Kendini iyi kullanmayan mankenlerin işi bitik. Hayatın acımasız dişlileri, ayırım yapmadan öğütüp atıveriyor bir tarafa. Bir anda helvacı kağıdı gibi itibarsız oluveriyorsun

Top model, mop model, diye diye, nice nice toplar patladı. Kalan sağlarsa, bizde kaldı. Nasıl ki sarhoş dostuna, ayı postuna, yaşlı bastonu severse, manken de podyumu sever. En büyük korkusu ise, ‘Podyum’ sonrasıdır.

Zor zanaattır mankenlik. Öküz ölür, gönü kalır. Manken podyumdan çekilir, ne ahı kalır, ne de vahı kalır.

Bir kız var bileceksiniz. İsmi Miranda. Eskiden soyunmazdı pek. Bir baktık ki, anadan uryan oluvermiş. O da “ sıfır beden” modasına mı uymuş ? Güya gösterecek vücut güzelliğini. Kim bilir? Kocası ile kavilleşmiştir belki de.

Kocası da, Orlando Bloom. Hani şu Truva Filmindeki gladyatör. Sıska, çelimsizin biri. Nasıl da gladyatör oldu bilmem.

Kümeslerde boy boy, tavuk çeşidi vardır hani. Bu,’et tavuğu’. Bu, ‘köy tavuğu’. Bu, “yumurta tavuğu’. Bu, ‘Mudurnu”, diye. Kızcağıza soru bile sorulmaz yahu. Bir bakışta ossaat anlaşılıyor zaten nereye ait olduğu...O ancak ‘Resimlik’ Eti ne, budu ne zaten. Yavrum !.. Bardağa dök de iç. Kalem yap, cebine koy ! Hiç konuşmasa da olur hani. Böyle başa, böyle tarak. ‘Rastık kaşa; sürme göze, allık yanağa, fes başa, iyi de, bu işte ben, şapkanın püskülü olmak istemem doğrusu.

Röportajlarda samimi ve sıcak davranmak lazımdır. İlkten bir ‘‘N’abersin?’ çekip, ardından kültür suali sorarsın. Bilirse, kültürlüdür, neme lazım. ‘Issız bir adaya düşseydiniz, yanınıza alacağınız üç şey nedir?’ deyip, o’nu, ‘Düşünce’ moduna sokardınız ki, bu arada da ilk resmi patlatırdınız. ‘Düşünen güzel!’ diyerekten.

Eee, memleketimizi de tanıtmak gerek. Avustralya’da ‘Kanguri’ eti yiye yiye bıkmıştır garibim. Ona bir, ‘Ekmek arası kokereç’ ısmarladınız mı, karşısına geçip, keyiflenmesini izlerdiniz. Böylelikle de ‘ elin Avustralyalısı bile yiyor kokorecimizi, size halt etmek düşer’ diyerekten de AB’ ye mesaj da vermiş olurdunuz. Fena mı?

A be kafam karıştı. Ha, unutmadan da sorayım bakayım: ‘ A be kız, kolestrolsüz kanguri eti yiye yiye mi kazandın sen bu beden güzelliğini?

Bu sefer çok kızdı mankenimiz. Taaa, Avustralya’lardan kükredi. İlkten başındaki firketeleri çıkarıp attı. Sonra elbisesini çıkarıp fırlattı. Bunlar da fazla dedi, geri kalan fazlaları attı. Kaldı “Cıbıldak!” iyi mi? Neden böyle yaptı kendisinden dinleyelim: “ Benim için sıfır beden demişler. Ben sıfırlamadım daha!” dedi. Anlaşıldı. Keyifi için soyunmuş. Tırlamamış daha. Keyfinin kâhyası mısın derler ya. Keyif onunsa, bize n'oluyoru? İçinden gelmiştir, bilemeyiz, değil mi?!

Askeriye’deki topların, helezoni olarak, namlu içinden, ucuna kadar ulaşan yiv ve set’leri vardır. Mermi ateşlendiğinde bunlarla hız kazanır. Bu çizgiler aşındı mı, o top, boru’ya dönüşür. Sıfırlanır o çizgiler. Yani “sıfır beden” olur top hazretleri de! Miranda, sıfırlamayı, bu yeryüzünden silinip gitme olarak algılayabilir de. Ört ki, ölem!

Ama kadın kısmısı sıfır bedene önem verir. Yoksa bahane edip de soyunası mı tuttu Miranda’nın. Bir keresinde, memleketindeki kaolalar için soyunmuştu. Kendisini zincirlerle, çırılçıplak ağaçlara bağlatmıştı. Protestosu, magandalar kaolaları avlanmasın diyeydi. Biz de o zaman buradan seslenmiştik. “ Bizde de ağaç var, gel buralarda soyun! Bizde de ayu’lar var! Demiştik. Tınmadı bile.

Şimdi n’olacak? Victoria’s Secret’in bu çok ünlü mankeni Miranda için ne denmişti? “Aşırı zayıfladı da, kemikleri gözüküyor. Gizli bir hastalığı olmalı. Çok çalıştırıyorlar.”

İşte bunlara kükredi Miranda. Bir parladı ki, Alâattin’in sihirli lâmbasını “püf” diye söndürüverdi. Şimdi ortalıkta “tıs” yok! Tabi bu işten GQ Dergisi kârlı çıktı.. Neden? Boy boy ilk defa Miranda’nın çırılçıplak resimlerini yayınlandı. N’olcek?! Önceleri soyunmam derdi, hep direnirdi. Aaaa, bir de baktık ki, soyunuverdi.

“Soyunma sen oralarda / İlla soyunacaksan da / Gel buralara / Sakatatçılara yem olma / Hele “sıfır beden” uğruna / Sen bahaneler bulma / Gönlümüz razı olmasa da / Çırılçıplak kalmana / Kendini yakma / Ah Miranda Miranda / Dedik ama, ne fayda “

“Halimizi sorarsan, iyilik sağlık / Kaç kereler dedim / İzmir’in Kalesine gidelim / Falcı Hacer’i bulalım / Kınaları yakalım / Sülesin kaderini / Açsın bakla falını / Desin, a be sen ne güzelsin / Ağzından öpülesin “

“ Kel Haydar da sülesin / Kadifedendir kesesi / Kaleden gelir sesi / Nefes Cafer üflesin / Lop aşağı mançes / Lop yukarı mançes / Diklan toparles / Kuplan toparles / Akine nanay, dikine nanay / Şinanay yavrum şinanay / Bir o kaleden bir bu kaleye, topları biz atalım / Mahşerlerde kaybolalım / Cennetlerde buluşalım. / Turizmcilik oynayalım / Röportajlar yapalım / Seni iyice tanıtalım”

“Bu yazdıklarımı, hanım okur ekranlardan / Hem okuyor, hem söyleniyor öte yandan / ‘Beni şiirlerle kandırdın’ / Sıra Miranda’da anlaşılan !”

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..