Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '15

 
Kategori
Deneme
 

Kim bilir şu anda orada neler oluyor?

Kim bilir şu anda orada neler oluyor?
 

J.J.Roussau’nun dediği gibi, “Terimin tam anlamıyla gerçek bir demokrasi hiçbir zaman olmamıştır. Ve bundan sonra da olmayacaktır.”


Uzun süredir yazmayı düşündüğüm fakat bir türlü fırsat bulamadığım bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizin de çok sıklıkla üzerine kafa yorduğunuz veya herhangi bir işi yaparken aniden duraksayıp “ya bak! kim bilir şu anda orada neler oluyor?”  diye düşündüğünüz ve çoğunlukla da kendinizi üzgün hissettiğiniz durumlar vardır. Herkesin böyle şeyler yaşadığından eminim. Yaşamıyorsanız zaten kendi halinize üzülmeniz gerekir. Dünyanın geri kalanından, başkalarının sorunlarından, birilerin mutluluğundan veya mutsuzluğundan (bunlara benzer onlarca şey sayılabilir) bihaber iseniz gerçekten çok üzücü. Böyle olanlarınız varsa bile en azından bu satırları okuduktan sonra, dünyanın her hangi bir yerindeki sıradan veya sıra dışı bir insanın hayatı üzerine düşünmeye başlayabilirsiniz.

Dediğim gibi uzun yıllardır (tam olarak ne zamandan beri hatırlamıyorum doğrusu) aklımda hep bir soru var. Aslında soru demek çok da doğru değil buna. Bir düşünce. Aynı düşünce. Her zaman aynı düşünce. “Şu anda, A noktasındaki B kişisi ne yapıyor?” Bunu düşünmeye başladığınız andan itibaren (şu anda değil, lütfen bu yazıyı bitirdikten sonra başlayınız zira yazımın tamamını okumaya vakit bulamayacağınızdan korkarım) aklınıza o kadar farklı sorular gelecektir ki. Örneğin, Afrika’daki sıradan bir insan bir gün daha fazla yaşamak için neleri feda ediyor? Karnını doyurmak için sizden ne kadar daha fazla çalışmak zorunda kalıyor? Veya Suriye’deki, Irak’taki, Afganistan’daki, daha onlarca ülkedeki mazlum insanlar ne zorluklar çekiyor? Ölmemek için öldürmek zorunda mı kalıyorlar? Sabah evden dışarı çıkınca geri dönüp dönmeyeceklerini biliyorlar mı bilmiyorlar mı? Sakın buna kader demeyin! Ben de inanan bir insanım ama buna kader diyerek kolayca geçiştiremem. Sakın her insanın kaderi kendi elinde gibi saçma sapan söylemlere de inanmayın. Allah aşkına şu dünya düzeninde kimin kaderi kendi ellerinde? Hani hep derler “kaderin senin ellerinde”. Kesinlikle değil. İster zengin ol istersen fakir hiçbirimiz özgür değiliz. Özgürlük yoksa eğer, kaderimizi değiştirmek diye bir şey de o kadar basit olamaz. Neyse, biz beyin hücrelerimizi üzecek düşüncelerimize geri dönelim. Şunu da merak etmiyor değilim: insan kalbiyle mi üzülür yoksa beyniyle mi veya her ikisiyle de mi? Bir olayın iyi veya kötü oluşuna beynimiz karar veriyorsa beyni çürümüş(!) insanların kalplerinin güzel olmasını beklememeliyiz bence.

Bazen çalışmaktan yorulduğumda penceremden dışarıya, gökyüzüne, bakıyorum. Eğer zamanım varsa ve mümkünse küçük yürüyüşler yapmak için dışarı çıkıyorum. İstisnasız her defasında aynı düşünceler (dikkat ederseniz “soru” demiyorum, çünkü insanlar soru sormaktan o kadar korkuyorlar ki ama düşünmek bedava nasılsa :)) zihnimi sarıyor. Norveçli sıradan bir vatandaşın günlük ihtiyaçlarındaki israfıyla Somali’deki kaç aç insanın ihtiyacı giderilebilir? Katarlı bir prensin şahsi zevki için bir günde harcadığı para Afrika’daki kaç insan karnını doyurabilir? Konu sadece açlık mı? Hayır, tabii ki değil. İsrailli bir çocuğun anne-babasını (nedensiz bir şekilde) kaybetme olasılığı, Filistinli bir çocuğunkinden ne kadar düşük? Fransız bir çocuğun “silah” sözcüğünü duyma olasılığı, Suriyeli bir çocuğun silah görme olasılığından ne kadar az? Türkiye’deki bir kadının taciz veya tecavüze uğrama olasılığı, Avrupalı bir kadınınkinden ne kadar fazla? Birileri oturdukları yerden inanılmaz servetler kazanırken başka birilerinin açlıktan ölmemek için saatlerce çalışmak zorunda olması ne kadar ilgilendiriyor bizi? Onlar aklını kullanıyordur o yüzden kazanıyorlar dediğinizi duyar gibiyim. Afrika’da emperyalist güçlerin sömürgeci politikaları altında bir gün daha fazla yaşamak için mücadele eden insanlar akılsız mı? Çocuğuna istediği bir oyuncağı alabilmek için fazladan mesai yapan işçilerimizin aklı yok muydu veya akıllarını kullanamadıkları için mi köle gibi çalışıyorlar? Hayır. Eşitsizlikten. Sadece bizleri yönetenlerin değil bir çoğumuzun “Allah katında hepimiz eşitiz” şeklindeki ilham verici, müthiş bir zeka göstergesi (!) düşünceleri bile eşitliğin sadece öteki tarafta (?) olduğunun kanıtıdır. Yani eşitiz ama Allah katında, yeryüzü katmanında değil. Ya bırakın bu lafları! Allah’ın evleri olan camilerde bile eşit değiliz. Camilerimizde neden çocuklar hep en arka saflarda, yaşlılar en önde, zenginler hep ayrıcalıklı ve söz sahibi? Eşitlik hiçbir yerde. Eşitsizlik her yerde. O zaman bazılarımız neden eşitlik, özgürlük, demokrasi naraları atıyor? Özgürlük, demokrasi ve eşitlik demek bir insanın yaşama hakkını almak demek mi? Özgürlük demek bir çocuğun gözleri önünde anne-babasını öldürmek demek mi? Demokrasi demek ayrıcalıklıların ayrıcalıksızları ötekileştirmesi, ezmesi, dışlaması veya yok etmesi mi demek? Anlayacağınız bunlara benzer binlerce soru sorulabilir. Bu sorulara hepimizin cevabı “hayır” olacak. Eğer hepimiz böyle düşünüyorsak toplumlarımız neden bu şekilde? Neden ötekileştiriliyoruz? Neden öldürülüyoruz? Yasaklanıyoruz, soru soramıyoruz, kendimizi savunamıyoruz? Neden özgürleşemiyoruz? Yanlış anlamayın bunlar sadece Türkiye için geçerli şeyler değil, tüm dünyada böyle. Ne Avrupa’sı ne de Amerika’sı, her yerde bu şekilde. Ayrıcalıklıysan öldürülmüyorsun, aç kalmıyorsun, soru sorulmuyor fakat her zaman soruyorsun? Tabii ki bunlar da ne kadar ayrıcalıklı olduğuna bağlı. Gördüğünüz gibi ayrıcalıklılar arasında bile eşitlik yok, biz hala neyin rüyasındayız!  

Yukarıda yazdıklarımı tekrardan okuyunca başladığım noktayla vardığım noktanın farklı olduğunu anladım. Kim, nerede, ne yapıyor diye başlayıp özgürlük, eşitlik naralarıyla bitirmişim. Değiştirme veya düzenleme gereği de hissetmiyorum. Çünkü bu satırları yazarken hiçbir yazı planı yapmadım. Şöyle olsun, bunları yazayım, şunları yazmayayım diye düşünmedim. Sürekli kafamı kurcalayan düşünceden başlayıp sürekli hayalini kurduğumuz şeylerle bitirdim. Eğer bu satırları okurken siz de aynı şeyleri düşünmediyseniz, lütfen şimdi her ne yapacaksanız biraz erteleyin ve şunu bir düşünün: “kim bilir şu anda orada neler oluyor?”

 Sağlıklı ve mutlu kalın…

 
Toplam blog
: 10
: 365
Kayıt tarihi
: 20.02.13
 
 

Acı çekmeyen acı çektirir... ..