​ Kim korkar hain kurttan? / Dilbilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '07

 
Kategori
Dilbilim
 

Kim korkar hain kurttan?

Kim korkar hain kurttan?
 

Yalnız kalırsınız da düşünürsünüz çoğu zaman; “nereden geldik nereye gidiyoruz" dersiniz… Böyle zamanlarımdan biri sanırım her an her yerde karşıma çıkan güzel Türkçe’mizi yitirdiğimiz düşüncesi, sırılsıklam düşündüren beni. Nereye gidiyoruz?

Hani anneanne ve dedelerimiz kendi aralarında keşfetmişlerdir kuş dilini çoçuklarından gizli konuşurken. Hani annelerimiz babalarımız bildikleri bir yabancı dille devam etmişlerdir yanımızda konuştuklarında saklarken gizlediklerini.

Şimdi, şu anda bulunduğunuz ortamda, dikkat edin çevrenize eğer evdeyseniz 1-2 saat önce otobüste, kafede, durakta, yürürken yolda misafir olmuşsunuzdur konuşulanlara... Ya tamamını ya da yarısını anlamamışsınızdır mutlaka. Anlayabilmeniz için takılmanız gereklidir gençlerin arasına… Hatta anlamadığınız sırada "kal" bile gelmiştir .

Evet uzun uzun yıllar geçmese bile, şiir tadında konuşmalar geçmişte kalmıştır. Hoşumuza gitse de gitmese de değişim esastır. Yeni kelimelerin katılması doğaldır, yenilik gelişmek demektir.

Ömer Hayyam’ın deyişiyle “çocuklarınız sizden fırlayan ok ‘lardır”. Her zaman sizden ileri gitmeleri bundandır." Doğru yay’lardan çıkan ok’lar doğru hedeflere varacaktır.

Evet korkmayın, “kim korkar hain kurttan?” Emek verdiğiniz, özenle üzerine titrediğiniz çocuklarınız, sizler eğittikçe doğru hedeflere kolayca ulaşacaklardır. Öyleyse hep birlikte, kirliliğe yozlaşmaya izin vermeyerek daima ileriye gidelim. Unutmayın “kim korkar hain kurttan, elinde yamalı bohçasıyla dolaşan.“

Evet Kurt’lardan korkmayalım ama biz de kurt olmayalım...

Not; dün bir sayfada rastladım yıllara göre konuşulanlara. Sizle de paylaşmak istedim hem yazıyı hem içimdekileri:

Yıl: 1965
“Karşıma aniden çıkınca ziyadesiyle şaşa kaldım. Nasıl bir eda takınacağıma hüküm veremedim, adeta vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle ‘akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim.”

Yıl: 1975
“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘iyi akşamlar’ dedim.”

Yıl: 1985
“Karşıma aniden çıkınca fevkalâde şaşırdım. Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘hayırlı akşamlar’ dedim.”

Yıl: 1995
“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Fenâ hâlde kal geldi yani. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ’selâm’ dedim.”

Yıl: 2006
“Abi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fena göçeriz dedim, enjoy durumları yani. Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin. ‘Hav ar yu yavrum?’”

Yıl: 2026
”Ven ay vaz si hör, ben çok yani öyle iste birden. Off, ay dont nov abi yaa. Ama o da bana öyle baktı, if so aşık len bu manita. ‘Hay beybi.’

 
Toplam blog
: 4
: 695
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1978 yılında 25 Ekim'de doğmuşum. Çocukluğum Bandırma'da geçti. Üniversite için İstanbul'a geldim ve..