​ Kim ondan daha çok hayatı özler / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '13

 
Kategori
Deneme
 

Kim ondan daha çok hayatı özler

Kim ondan daha çok hayatı özler
 

ınt


Sabah olur, uyanırsın, gözlerini açar hayata kaldığın yerden devam edersin. Sabah oldu, yaşam çoktan bitmişti.

Murat ve Mert ikizdi. Daha dokuz yaşına yeni girmişler, mutlu bir hayatları anne ve babası vardı. Okuldan geldiler, evleri bir kalabalık, bir kalabalık. Annesi karşılamadı onları, çünkü hastaneye babasının yanına gitmişti. Babaları trafik kazası geçirmiş hastanede yatıyordu. Bildikleri, onlara söylenen sadece bu. Gece gelen haberi duymamışlardı. Ayakkabılarını çıkarıp, odalarına geçtiler, çantalarını dolabın kenarı sıralı bir şekilde bırakıp, kiyafetlerini değiştiler, banyoya gidip ellerini, yüzlerini yıkadılar çünkü anneleri böyle öğretmişti.

Bir gariplik vardı, bunu hissediyorlar fakat ne olduğunu çıkartamıyorlardı. Evlerine hiç bu kadar çok misafir gelmemişti, üstelik hepsi de karalar giyinmişti. Babalarından kalan bir alışkanlık olsa gerek herkese tek tek hoş geldin dediler ve bunu yapmaya  büyüklerden başladılar. Feryad, figan kesilmişti. Kimse bu durumu açıklayamıyor, ağlamamak için kendilerini zor tutuyordu. Herkesin yüzüne bakıyorlar bir açıklama bekliyorlar, sanki kötü haberi almamak içinde kimseye yakın davranmıyorlardı. Mutfakta yemeleri için birşeyler hazırlandı, çocuklar sorgulayan gözlerle ne yedi, ne de yemediler, sofradan kalktılar. En yakınının çocuklara, uygun bir dille bunu söylemesi gerekiyordu, ama kimse cesaret edemiyordu. Söylenemedi, anlatılamadı.

Bu yaşta çocukların bu durumu kabullenmelerinin çok zor olduğunu, hatta kabul etmediklerini biliyorum. Bu durumu kabullenmedikleri için de kimseye söyleyip, paylaşmazlar gizlerler.  Çocuklara babarının kaza geçirdiği söylenmişti, onun ağır bir kaza olduğunu doktorların iyileştirmeye çalıştığı anlatıldı. Bütün iş anneye kalıyordu.  Annenin çok güçlü olarak çocuklara bunu söylemesi en uygunuydu. Annelerinin onlara güven vermesi, bu kayıptan sonra yaşantılarının değişmeyeceğini, aynı şekilde devam edebileceğini, güvende olacakları duygusunu ve rahatlığını hissettirmeliydi ki çocuklar bu durumu kolay atlatsın.

Oysa ki anne, kendisi daha bu durumu kabul edemiyor, kendinden geçmiş bir halde, bi güçlü olmaya çalışıyor, bi kendisini  toparlıyamıyor. Ne olacağını kime tutunacağını , nasıl ayakta duracağını kestirmeye çalışıyor, yani sürekli gel gitler yaşıyordu. Sadece söylüyordu, ben güçlüyüm, ayaktayım, onların herzaman yanındayım diyordu,fakat hiç öyle görünmüyordu.

Bu duruma, inanmıyordu, bunu gerçek olmadığını geleceğini söylüyor, sonra da bu olayın neden bir başkası değilde onun başına geldiğini sorguluyordu. Çocuklar o kalabalığın içerisine götürüldü ve bir çırpıda annelerini buldular. Annelerine  ikisi birden sarılıp, ağlamaya başladılar ağladılar, ağladılar. O çocukların gözyaşları, için için ağlamaları bütün yürekleri parçaladı. Artık çok iyi biliyorlardı, babalarının bir daha dönmeyeceğini.

                                                                                                      Birgül YILMAZ

 
Toplam blog
: 137
: 2242
Kayıt tarihi
: 19.02.13
 
 

05 Ekim Ankara doğumluyum. Okumayı, yazmayı, insanları dinlemeyi seviyorum. Kişisel blogumda her ..