- Kategori
- Seçim
Kime verelim oyumuzu?

Düzen diye diye dilimiz de tüy bitti, bilesiniz.
Seçim sathı sürecinde düzeni de görüyoruz, düzüleni de görüyoruz.
Kim mi düzen veyahut düzülen?
Yoksa, ne mi düzen?
Düzen işte, o her zaman dilimize pelesenk olan, olmayan nizamın ya da olan nizamın tasviri.
İki yüzlülüğün diz boyu olduğu ve olmadık vaatlerin ortalığa saçıldığı düzen.
Partilerin ve liderlerinin tepişme marifetlerini alenen izlediğimiz düzen.
Her zaman böyle olmadı mı?
Alt alta vede üst üste pozisyonlarda süre gelen tepişmelerin özünde, halkın sorunlarına çözüm bulmak ve halkın yaşamsal standardını biraz daha yukarılara çıkarmak gibi kimsenin bir derdi yok.
Bilesiniz.
Rezilce vaatlerin, oy avcılığının ve ortalığa dökülen pisliğin haddi ve hududu yok.
Ar damarını çatlatarak, halkı nasıl kandırırım diye düşünenlerin ve suyu dahi olmayan köylere arsızca çamaşır makinesi dağıtanların halka verebilecek neyi olabilir ki?
Ne diyordu Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin?
“Bize oy vermezseniz size zırnık yok”.
Şantajın dik alası.
Siyaset işte.
Bir bakıyorsunuz milli vede manevi değerlerimizin temsilcisi şahsiyetlerin, evlilik dışı seks kasetleri ortalıkta dolaşıyor, aday olamayanların Yeniçeriler misali kazan kaldırması ve daha ne ararsan mevcut şu yerel seçim sürecinde.
Lafta halka hizmet.
Gözlerim yaşarıyor halka hizmet için yarışanları gördükçe.
Ühüüüü ühüüüü.
Burnumdan balgam akıyor göz yaşı ile birlikte.
Ne de duygusal bir insanmışım ben.
Burnumu çeke çeke ağlıyorum yurdum siyasetçisinin halka hizmet vaadi yarışına soyunmasını izlerken.
Ne de olsa soylu bir hizmet.
Halka hizmet Hakka hizmettir.
Yerel Yönetimler.
Valla siz kusuruma bakmayın vede bana bağıra bağıra “dinazor” diyebilirsiniz.
Bir mahsuru yok.
Zaten herkes öyle söylüyor şahsımla ilgili.
Emin olun bozulmuyorum.
Bozuluyorsam namerdim.
E şimdi ben gibi bir dinazorun söylemesi gereken husus şu olmamalı mı a dostlar?
Bunca hengamenin tek bir açıklanabilir sebebi vardır.
“Baskı ve sömürü düzeninin devamını sağlayarak, düzülen vatandaşın sırtından yürütülen talandan daha fazla pay alabilme hırsı”.
Valla bence başka bir açıklaması yok.
Peki ya halk.
O düzenin, düzülen yığınları, hoşnutsuz hallerini dile getirebilecekleri bir kanal var mı ellerinde?
Zavallı halkım
Kötünün iyisini seçme ve seçebilme sevdasında.
Devasa düzeyde bekleyen sorunları.
Ulaşım, konut, çevre ve alt yapı.
Dikkat ediniz bu gibi hususları dile getirmek ve somut çözüm önerileri ile halkın karşısına çıkmak diye bir şey söz konusu değil.
Ekonomik krizle birlikte ağırlaşan yaşamsal koşullar, işsizliğin artışı, yoksulluğun ve sefaletin diz boyu olduğu, mahrumiyetin ala bildiğine hissedilir bir boyuta ulaştığı, eğitim, sağlık, sosyal güvence sorunlarının genel düzen siyaseti ile yakın, bağlantılı ve iç içe olduğu açıktır.
Şimdi biz kime oy verelim?
Kimi destekleyelim vatandaş olarak?
Kentin nefes alanlarını ranta peş keş çekenlere mi oyumuzu verelim?
Ne dersiniz?
Verelim mi?