- Kategori
- Siyaset
Kimi nasıl tanımak? 1

Martin Luther King ve ABD bayrağı...
Bir “tanıma” polemiği hatta dayatması sürdürülüp gidiyor. “Kürt varlığını /realitesini tanımaktan” bahsediliyor, sürekli . Ama bu “tanıma” nasıl bir şeydir, içi bir türlü doldurulmuyor.
Tanımak iki anlama gelebilir. Bunun bir anlamı ifade hürriyeti bağlamında herhangi bir toplumsal gurubun, kendi iletişim imkânlarını kullanmasını kabul etmek…
Veya bir varlığı kendimizden ayrı bir iradi/siyasi odak ve erk merkezi olarak kabul etmek.
Türkiye’deki Kürt etnik ırkçılığı için birinci anlam, içi tamamen boş, tamamen ikinci anlama hizmet etmesi için kullanılan siyasi bir maniveladan başka bir şey değil.
Şöyle ki sürekli birinci anlam üzerinden hareket ederek ikinci anlama ulaşılmaya çalışılıyor.
Herhangi bir grubun, kendine özgü iletişim sembollerini kullanmasının sağlanması, bir ifade hürriyeti sorunudur ve bunun da kapsamı ve bağlamı, yani sınırları açık ve net şekilde belirlenmelidir. Aksi takdirde bu temel hak da istismar edilebilir ve yıkıcı hale getirilebilir ki bu gün Kürt etnik ırkçılarının her türlü iletişim vasıtasıyla yaptıkları aynen budur.
Bir grubun farklılığını ifade etmesi ile ilgili imkânlar her şeyden önce bu imkânların var olabilmesine bağlıdır. Bu imkânların var olabilmesi de bu imkânların gerek fiziksel gerekse kurumsal olarak tesis edilmiş olması anlamına gelir. İfade hürriyetinin kurumsal imkânları, kurumların anlam ve bağlamlarıyla yetkili ve sorumlu olacakları bir hukuk zeminine bağlıdır.
Eğer herhangi bir ifade hürriyeti vasıtası, bir grubun var oluşunu dile getirmek yetkisini içinde barındırıyorsa bu, aynı zamanda o vasıtanın yetkisiyle beraber bir sorumluluk taşıdığı anlamına da gelir. Yani, meselâ Kürtçe şarkı söylemeniz, şiir yazmanız sizin ifade hürriyetinizin yetki alanına girmekteyse, “İşgalci TC Kürdistan’dan defol!” gibi bir şeyi ifade etmeye kalkmanız da sorumluluk alanınıza girer. Ama bütün bunlardan bahsedebilmemiz için yetki ve sorumluluğun resmen bir anlam ifade ettiği bir hukuk bağlamının oluşturulmuş olması gerekir: Yani hukuk devletinin!
İyi de neden anarşizm ifade hürriyetinin en güzelini bize sağlamasın ki meselâ? Sorun şu ki herkesin birer melek haline getirmediğiniz bir yerde düzen koruyucu bir erkten uzak kalmanız da mümkün değildir. İşin kötü tarafı herkesin birer melek haline geldiği bir yerde de özgür irade kalmaz!
O halde bir hukuk devleti nasıl teşekkül eder?
Bir hukuk devleti herkes için ve her zaman geçerli kuralları gözeten, vatandaşlarını, başkalarının gücünden olduğu kadar, kendi gücünün bile usulsüz kullanımından koruyan devlet demektir.
Buradaki anahtar kelime “herkes”tir.
Sorun şudur ki insanlar çeşitli gelişmişlik seviyelerindeki toplumsal oluşumlar halinde yaşarlar. Bunların en ilkel ve temel hali aile, en gelişmiş hali ise ulustur. İnsanlar önce kan bağıyla tanıdıkları insanlara bir bağlılık ve sevgi duyarak toplumsallaşır ve daha sonra bu bağlılık, içinde yaşadıkları toplumsal yapının gelişmişlik seviyesine göre çeşitlenir. Yani dünya da ne birbirinden tamamen bağımsız atomize kuramsal bireyler vardır ne de hiçbir adı olmayan nötr topluluklar.
Her topluluk kendi ifade vasıtalarını ve adını taşır. Mesele şudur ki her topluluğun, bir arada olmasını sağlayan beraberlik ölçüleri/değerleri onun ifade vasıtalarının gerek içeriğini gerekse yönelimini belirler.
Uluslaşmış bir grup artık beraber olmak için benzer ailelerden gelmek, kan aynılığı taşımak gibi ölçüleri benimsemezken, kabileler ve kabilelerde somut/maddeci kan bağı ölçüsü hala beraberliğin temelini teşkil etmeyi sürdürmektedir mesela.
Dolayısıyla uluslaşmış bir toplumun kurduğu devlette “herkes” dendiği zaman bu, kökeni, ırkı, ailesi ne ve kim olursa olsun anlamına gelir. Bir ulusal devlette “herkes” demek, kurallara bağlılıkla ortaklaşmış ve bununla benzeşerek ortak bir toplumsal adı kabul etmiş insanları ifade eder. Bu yüzdendir ki millî atletimiz Elvan’ın, Ugandalı kökenli zeybek “Koca Arap’ın” Türklüğünü tartışmayız bile.
Bundan dolayıdır ki herkesin kuralla mutabık kaldığı ulusal bir devlette, grupların ifade hürriyeti en büyük ve sağlam hukukî teminat altındadır. Eğer etnik bir grup kendini ifade etmek isterse bunu kendisine ifade hürriyetini sağlayan, yani bundan dolayı zarar görmeyeceği teminatını, herkese sağladığı imkânlarla sağlayacak ulusal mutabakata dayanarak yapar, yapmalıdır. Amerikan uluslaşmasının en önemli dönüm noktalarından biri, Afrika kökenli Amerikalıların , ülkenin kurucu değerlerini benimseyerek yürüttükleri bütünleşme sürecidir. AfroAmerikalılar, herkes için ifade hürriyeti teminatını benimseyerek, bu teminatı sağlayan ulusal yapıya dahil olmak istediklerini ısrarla belirterek bugünlere gelmişlerdir…