Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
 

Kimin cumhurbaşkanı?

Kimin cumhurbaşkanı?
 

"O benim cumhurbaşkanım olmayacak" demişti Bekir Coşkun. Benim için de aynı şekilde, o benim cumhurbaşkanım değil. Ülkenin başında oturmasını sindirebildiğim, kabullenebildiğim biri olmadı. 

Daha en başından belliydi. Arada ılımlı açıklamalar yapıp tarafsız gibi görünecek, önüne gelen onca sakıncalı yasayı ise onaylamakta hiçbir çekince görmeden onaylayıp meclise yollayacak biri olacak Abdullah Gül, nitekim öyle de oldu. 

Bakın ne diyor: 

"Türkiye'de arkasında şiddet olmadıkça ifade özgürlüğünün önünde bir engel yok. Hiç kimse düşüncesinden, fikrinden ve yazdıkları nedeniyle tutuklanmıyor. Eskiden bu tür olaylar vardı artık bugün yok. O zaman haklı olarak 'Bazı gazeteciler niye tutuklu' diye soracaksınız? Onun cevabı da şu; 2003-2004 yıllarında bugünki hükümete karşı bir darbe girişimi olduğu yönünde çok önemli belgeler ele geçti. Savcılarda bu belge, bilgi ve dökümanlardan yola çıkarak davalar açtı. Olayla ilgili olan bazı askerler ve gazetaciler tutuklandı. Ben bunlara suçlu diyemem. Çünkü yargılama devam ediyor. Hep birlikte yargılamanın sonunda ne olduğunu göreceğiz. Bunların her ay itiraz hakları var ve mahkeme bu itirazlara rağmen tutukluluklarını devam ettiriyor." 

Bu açıklamadaki yanlışları bulalım. 

Türkiye'de şiddet içermediği sürece ifade özgürlüğünün önünde engel olmadığı bir kere yanlış. En yakın örnek Hopa... Hopa'da kimse polise saldırmamışken (bu Hopa'dan gelen haberlerdir, size gösterilene inanmayın her zaman), polis HES'leri protesto edenlere büyük bir şiddetle saldırıyor, lütfen bunu anlatın etrafınızdakilere bilsinler. Polis hiçbir neden yokken çok sert saldırıyor, insanlar Metin Lokumcu'nun öldürüldüğü haberini duyunca karşılık vermeye başlıyorlar.. Yani ifade özgürlüğü yok. Bu bir örnek şu anda yeter. Devamını Abdullah Gül de çok iyi biliyordur. Şiddetsiz ifade etme çabası şiddetle bastırılıyor kısacası. 

Bundan sonra Abdullah Gül de, Ergenekon davasının belgelerini şimdiden ciddiye almış, "ben bunlara suçlu diyemem" şeklinde bir alt kılıf hazırlayarak içten içe "nasıl da suçlular bilemezsiniz" demeye çalışıyor. Sözde, bu gazetecileri ayrı tuttuktan sonra devam ediyor: 

"Bu kişilerin sayısı çok fazla değil. Bazı tutuklular dışarda gazeteci diye geçiniyor. Ama yasa dışı örgüt üyeleri, silah kullanan, şidette başvuran ve kendileri de şiddetin içinde bulunan insanlar bunlar. Bu insanlar yazdıkları nedeniyle değil örgütle bağlantı olduklarından dolayı tutuklula, burada Türkiye'ye karşı bir yanlış yanılgı var ve bu da kampanya şeklinde devam ediyor" 

Abdullah Gül, bazı diğer gazetecilerle kimi kastediyor bilmiyorum, ama tutuklu dediğine göre yargılamaları bitmemiş olanları kastettiği kesin. Onları da çoktan suçlu ilan etmiş. Ahmet Şık, Nedim Şener, Mustafa Balbay gibi isimleri içeride tutmalarının da bir gerekçesi olduğundan dem vurmuş. 

Kimse yazdıkları nedeniyle tutuklanmıyormuş... Ahmet Şık, İmamın Ordusu sebebiyle tutuklanmadı dediler, sonra her yerde İmamın Ordusu'nu arayıp imha ettiler daha basılmadan... 

Abdullah Gül, benim cumhurbaşkanım değil, hiç olmadı, hiçbir zaman da olamayacak. 

 
Toplam blog
: 142
: 1092
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakülteliyim. Seyahat benim için bir tutku, her fırsatta bir yerlere ka..