- Kategori
- Özel Günler
Kimine Bayram, Kimine Seyran

*
Mevsimlerden sonbahar, havalar ılık veeee doğal olarak da bizim havamız romantik, Türkiye ve dünya realitesi az anot ve çok katotlu uçlarda seyir aleminde kanatlanırken, sövüşlük, kaavaltılık, yemeklik domat hâlâ altı kilosu iki milyona satılıyorken, elimdeki roman Türkiye’nin yansıması olup, bazı sayfalar uçarcasına kimi zaman fırtına gibi süratle ilerlerken, kimi zaman sayfalar kurşun ağırlığında içime otururken, aynı kurşunlar bazen de göz kapaklarıma oturup sahte gündemle beni ve tüm hâlkîmizi uyuturken; hâlk olarak hepimize “uyu yavrum uyu, masallarla ninnilerle oyalayayım seni” diye bas bas bağırırken, ramazanın ilk günlerinde “bam bam bam bammmm” diye duyduğum davul sesi daha sonra duymaz olmaya başladığımdan mıdır, ne? Bu sefer davulcuların iki akşamda bir iftardan sonra gelip davullarını “bam bam güm gümletmesiyle” bir ramazan daha geçerken yarın da bayram geliyor “heh hehe heh” diyorken biz büyüklerin her şeyden haberdar olmanın verdiği kasavatle, bayramın her zaman küçüklere geldiği de bir gerçektir.
Günler sapık katille uyutulurken, bi bakmışsınız bayram gelmiş gitmiş, ucuz domatlar da sofralardan kalkmış, havalar soğumuş ve biz de ılık eylül günlerinin ardından sert soğuklarla karşılaşıp, romantik efem kıvamından sıyrılıp, kasvetli kasımın depresif havasıyla depresyon havasına girip bol çikolata tüketmeye başlayıp, kilo alacağız ve sonrasında kilo vermek gibi bir yüce amacımız olacak…
Kış bütün haşmetiyle gelecek, mega köy İstanbul yine her yağmurda, karda, her hava koşulunda çintarato pirellli gibi uyum sağlayamayıp, alt yapı çökecek, insanlar ölecek, maddi kayıplar olacak, biz gündemi takip edip sinirlenecek, kışın karanlık ve kısa günlerinde gündeme sinir olup; dizi çıkmış eşofmanlarımızla bilgisayarımızın başına oturup sadık bir blogger olarak sinirle klavyelerimize çat çat çat diye patlatıp, harfleri yan yana dizip, kafamızın içindekileri beyaz ekrana dökeceğiz, bizimle aynı fikirleri paylaşan bloggerdaşlarımızla yorum bazında anlaşıp, bazılarıyla polemikler yaşayıp, birbirimize karşılıklı alevli bloglar döşenip, kızıp duracağız. Hop oturup hopp kalkacağız ve böylece kış bitecek bahar gelecek nisan yağmurları belki yine İstanbul’u telef edecek, biz üzüleceğiz, sonra güneş yüzünü gösterecek, endorfin salgılayıp mutlu olacağız. Hava sıcaklıkları bastıracak, deniz denizzz diye koşturacağız.
Sonra yine ramazan gelecek bayram gelecek ve biz bu dünyaya gelen faniler olarak ömrümüzü tamamlayacağız.
Sevdiğim tüm bloggerdaşlarımın bayramını en içten dileklerimle kutlarım, - sevmedikleriminkini kutlamıyorum- heyy sevdiklerim bloggerdaşlarım her gününüzün bayram neşesi içersinde geçmesini diliyorum… Diliyorum desem de, bunun kuru bi söylem olduğunu da bilirim. Biz söyleyelim de, belki olur değil mi sevdiğim bloggerdaşlarım:)? Bu gündemle nasıl olacaksa, deyip yazıma da burada artık nokta koyayım, nokta