- Kategori
- Eğitim
Kimler öğretmen olmalı
Sayın Şemseddin Koçak’ın, Milliyet Blog daki yazısının başlığı “Kimler Öğretmen olmalı”
Öncede öğretmenler hakkında 2 yazı yazmış ve önerilerine karşı görüşlerimi belirtmiştim.. Yazdığı bu üç yazı birbirini tamamlayan bir hedefin parçaları. Konu Öğretmen..
Sayın Koçak’ın, yazı üslubunu, daha önceki makale ve anılarını topladığı kitabındaki akıcılıktan ötürü taktir etmiş ve kutlamıştım. İnkar edilemeyecek bir tarzda, güzel yazıyor. Üstelik, çalışkan, araştırıyor, yorulmuyor. Taktir etmemek mümkün değil. Ama son bir yıldır öğretmenler hakkındaki düşüncelerinden ötürü maalesef ters düşüyoruz. Böyle olmasını istemezdim.
Öğretmenlerin yetişme tarzları, meslek ortamları, yaşam koşulları, gelecekleri beni hep tedirgin etmiştir. Düşünebiliyor musunuz; Köy Enstitülerine kominizm damgası vuruldu kapatıldı, Öğretmen okulları, Öğretmen Liseleri, Eğitim Enstitüleri gibi irfan yuvaları da teker teker, sinsice yapılan planlar sonucu kaldırıldılar. Şimdi de hayatta olan Eğitim Fakültelerinin yüzeysel nedenlerle kaldırılması veya İlahiyat fakültelerine katarak, yoğrulması isteniyor? İşte bunu anlayamıyorum. Nedenler mi? Sayfalar yazılsa bitirilemez. Şimdi o konuya girmeyeceğim. İlerideki günlerde yeri geldiğince dokunuruz.
Sayın Koçak’ın; tüm Fakültelerden mezun olan öğrencilerin, ifade ettiği gibi, eğitim, öğretmen kısaca pedagojik formasyonu almamış kişilerin öğretmen olarak atanmasını nasıl onaylar? Yıllar önce, aynı zihniyetle atanan 70 bin ilk okul öğretmeninin oluşturduğu çalkantının izler hala silinmedi. Aynı dönemde de 45 günlük bir kurs sonucu , orta öğretime branş öğretmeni olarak atanan ilk okul öğretmenleri de birinci olayı katmerleştirdi. Milli Eğitim bu kadar basit bir kamu kurumu mu? Her önüne gelenin oyuncağı mı? Bu kadar yozlaştırılmanın faydası kime? Ne disiplin kaldı, ne ahlak kaldı, ne eğitim ne de öğretim. Şimdi diyeceksiniz ki, bunların içinden hiç mi iyileri çıkmadı ? Çıktı tabi.. Hiçbir ard niyet düşünmeden, kendini mesleğine veren, iyi olmayı amaç edinenler başarılı oldular. Kıdemli öğretmenler onlara önder oldular, Işık oldular. Ve başardılar. Yoksa, Sayın Koçak’ın dediği gibi, işsizlik gerekçesiyle, ailelerine bol zaman ayırmak, yarım gün çalışmak hevesi nedeniyle öğretmen olanların başarı sağlamaları mümkün değildir.
4 yıl boyunca, eğitim bilimleri dersleri almış bir öğretmenle, hiçbir koşula tabi tutulmadan, kolundan tutulup , al bu sınıf ve bu çocuklar senin. Bunları eğit, denen, insanlarla bir tutulabilirmi? Mantık bunu kabul edebilir mi? Bir öğretmen , doktor, kaymakam, imam, jeofizik mühendisi, inşaat mühendisi eczacı, zıraat mühendisi görevlerine atanabiliyor mu? ? Mümkün mü? Değil. Çünkü o öğretmen eğitimi aldı. Ancak öğretmen olabilir. Eğitimini almadığı bir işi yapmanın mümkün olamayacağına göre, öğretmenlik eğitimi almamış kişilerin de öğretmen olamayacağı apaçık ortada. Denilen yanlış. Ohalde, Eğitim Fakültelerinden mezunlarla diğer Fakültelerden mezun olanları eşit tutamayız, bunları aynı kefeye koyamayız Konursa yanlış olur, yıkım olur, cezasını çocuklar ve ülke çeker.
Sayın Koçak’ın yazısında “ Her iki grup öğretmen adayı da, öğretmenlik mesleğini, , öğretmenliğe başladıktan sonra, deneme/ yanılma yoluyla öğrenmektedir” diyor. Başka fakültelerden gelenler için doğru. Tabii bu süreç içinde zarar öğrencilere oluyor. Onlar kobay durumunda kalıyor. Başka sınıflar ilerledikçe, bunlar geri kalıyor. Eğitim Fakültesi mezunları, yani gerçek öğretmen adayları, bu süreci okullarında staj görerek geçiriyorlar. Okullara tayın olan bu adaylar en azından donanımlı olmaktadırlar. Bizim zamanımızda 15 er günlük iki devre staj için köylere giderdik. Kent merkezlerindeki okullarda uygulamalı ders verir ve ders dinlerdik. İşin en iyisini yapmaya çalışırdık. Bunlar da kalktı.
Sınıf öğretmeni olmak kolay değil. Herkes olamaz. Sınıflar, deneme/ yanılma mekanları değildir. Önüne geleni öğretmen olarak getirip sınıfa sokamazsın. Orası üniversite değildir. Bir duvarcı ustasını üniversiteye öğretim görevlisi olarak atayabilirsiniz, ama sınıf öğretmenliğine asla, asla.
Sonuç olarak: Şunu açıkca belirteyim ki, ne değişik fakültelerden mezun herkesin sınıf öğretmeni olmasını, ne de İlahiyat Fakültesi öğretim görevlilerinin, Eğitim Fakültelerinde ders vermelerini kabul edemiyorum.
Hoşca kalın