- Kategori
- Aşk - Evlilik
Kiralık ruhlar
Sokaktan geçen gençleri çevirip soralım; “ Bir ilişkiden beklentin nedir? Nasıl birini hayal ediyorsun? ” Alacağımız cevaplar az çok aynı olacak: “ Beni sevsin, kendimi özel hissettirsin, ona güvenebileyim ”. Şaşırtıcı çelişki şu ki, cevap veren gençler bekledikleri kişilerin birer anti-tezi. Karşılaşmak istediğimiz şeylerin çok azını kendimizde barındırıyoruz ve bundan da rahatsızlık duymuyoruz. Vermeden almaya o kadar alışmışız ki… Büyük, yüce bir fikre veya hisse hizmet etmek bize ağır geliyor. Çabucak ulaşılacak, çabucak tüketilecek bedenlerin peşine düşüyoruz, ruhlarımızı kiralıyoruz sürekli. Halbuki, hayal ettiğimiz örnek kişiyi içimizde yaratmadan, hayal ettiğimiz örnek kişi karşımıza çıkmayacak, çıksa da varlığını algılayamayacağız.
Kendimizi kitleden daha farklı ve üstün hissederek doğru yolda olduğumuzu zannediyoruz. Sistemin kırmızı kurdeleli, başarılı çocukları diskolarda, barlarda kendini arıyor, tatminsiz ve huzursuz. Başarıya odaklanmış kafalar, paylaşmanın yakınına uğramıyor. İlişkiyi kazanılacak bir satranç maçı, güç kavgası olarak görüyoruz. Biz vermeyi öğrenemedik. Yüzeysel tavrımız, bencilliğimiz; duygusal dibe vuruşlarımızı engelledi belki ama peşine düşülecek, emek verilecek hisleri, kişileri hep ıskaladık.
Karşı cinsle ilgili doyurulmak bilmeyen bir merak ve hırs taşıyoruz. Herkes koleksiyonuna yeni parçalar eklemek istiyor. Her eklenen parça ruhlarımızı biraz daha eksiltiyor aslında. Her eklenenle biraz daha azalıyoruz. Bedenlerimizin birleşmesi ruhlarımızın birleşmesinden çok daha keyifli geliyor. Gazoz kapağı toplamaktan sıkıldığınız zaman ancak tutarlı ve dengeli bir yolculuğa çıkıyorsunuz, yolculuğun sonundakini hak etmeye başlıyorsunuz. Her şeyin zamanı var. Bir dönem tamamlanmadan öbür dönem başlayamıyor. Başlarsa sıkıntı veriyor. Kiralık ruhlar, en çok bekledikleri şey karşılarına çıktığında afallıyor. Kontrolü kaybetme korkusu, ilişkiyi de başarılması gereken bir iş gibi gören gençleri sımsıkı sarıyor.
Elimizde ithal bir yaşam tarzı var. Kökleri dışarıda. Buralı sorunlarımıza, buralı bunalımlarımıza cevap bulsun istiyoruz. Olmuyor. Doğru olduğu bize söylenen, dayatılan hiçbir tutumumuz mutluluk ve huzur getirmiyor. Rahatsız ruhlar gidişatın istediği. Sürekli tatminsiz olacaksınız ki, sürekli farklı bir şey arayacaksınız ki hikayeyi besleyebilesiniz. Akla iman ederek gidişata yön vermeye çabalıyoruz. Halbuki ziyadesine ihtiyacımız var. Arkadaş ortamlarında kendini kaybetmeye programlı kiralık ruhlar, ikili ilişkilerde kontrolü kaybetmekten çekiniyor. Bizim içimize işlemiş bir bencilliğimiz var. Birisi için hayatımızın gidişatını değiştirmek bize aptallık gibi geliyor. Kiraladıkça ruhlarımız aşınıyor, her kiracıyla biraz daha yıpranıyor. Öyle bir noktaya geliyoruz ki; bir de bakmışız artık ruhlarımız bizim olmaktan çıkmış.
Özgürlüğe baş koymuş modern gençler, mutluluğu tutkuda arıyor. Birine tutkulu şeyler hissediyorlar, her şey tamam sanıyorlar. Aşk da, sevgi de gün gelip zayıflıyor, azalıyor. İlişkiyi taşıyacak, sürekli kılacak bir şeylere ihtiyaç duyuluyor. İşte tam orada, devreye girmesi gereken yedek piller çalışmıyor çoğumuzda. Gelenek pili, ahlak pili, inanç pili çalışmıyor işte sırası gelince. Felsefemizi onlara karşı kurmamış mıydık? Neden, en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanda bize yardım etsinler ki? Olmuyor işte! Her ilişki sonrası özsaygımız, umudumuz azalıyor.
Farkında değil miyiz? Toplumsal olan, geleneksel olan, bizim olan şeylerden uzaklaştıkça içimiz boşalıyor.