- Kategori
- Sinema
Kirazın tadı- intihara İran'dan bakmak

İntiharın büyük bir günah olduğunu biliyorum. Fakat mutsuz olmakta büyük bir günah. Mutsuzken başka insanları incitirsiniz, bu da bir günah değil midir? Aileni incitiyorsun, arkadaşlarını, kendini incitiyorsun. Bu bir günah değil mi? Eğer seni incitirsem bu bir günah değil lakin kendimi öldürürsem bu bir günah, öyle mi?
İran sinemasının yükselen duayeni, medar-ı iftiharı Abbas Kiyarüstemi' den Avrupa sinemasına (bilmukabele Yeşilçam' a) nevi Aryan' a münhasır bir senaryo ve yönetmenlik dersi. İntihar mefhumunun ürperten havasını, Aryan ikliminin tozlu ve uzun yollarında , din ve felsefe ekseninde gözlerinize ve gönlünüze müşahede etme olanağı sunuyor Kiyarüstemi. Venedik Film Şenliğinde 'en İyi Film' ve 'Jüri Özel Ödülü' ile taçlandırılan yönetmen, şüphesiz dünya sinemasında 'intihar Yönetmeni' olarak adlandırılacaktır.
Amele pazarında dolaşan bir araba ve iş arayan gözlerle ecelini arayan gözlerin bakışmalarıyla başlar sarsıcı film. Bir yandan yaşam savaşında mücadele verenler ile ölmek uğruna mücadele eden şahsın ontolojik karşılaşmasına tanık olursunuz. Kasvetli havasıyla ürperirsiniz. İntihar girişiminin belki de amatör bile diyemeyeceğiniz, oyuncu olamayacak kadar natüralist bir havayla, tiyatral bir amaç taşımaksızın, teninize dokunurcasına bu kadar saf anlatılmasıyla ruhunuzun bedenizinde donakaldığını hissedersiniz.
Düşünün; adamın biri yanınıza geliyor, önceden kazdığı çukurun içinde ilaç içerek intihar edeceğini söylüyor ve sizden çukura bir taş atmanızı, şayet ses gelirse kendisini oradan çıkarmanızı, ancak ses gelmezse üzerine toprak atıp çukuru kapatmanızı istiyor. Ve bunun için size para teklif ediyor.
Seyirci ile oyuncu arasındaki farkı bu kadar minimize eden bir filme şahsen tanık olduğumu söyleyemem. Çöpten geçimini sağlayan, Luristanlı gence ölümünü umut etme telaşı, Kürdistanlı gence medarını anlatarak, '' sen nasıl Kürtsün, halkınız yıllarca savaşta çarpıştı, acı çekeceklerini bilerek, mutlaka silah kullandın '' diyerek genci cesaretlendirme yönünde ter döken ölme umudu, Afganistanlı bir ilahatçıyla verilen ilahi tartışma ve sonunda Türkistandan, ameliyat parasına ihtiyacı olan velakin adamın ölmesine de gönlü elvermeyen adamın konuşmalarına tanık olursunuz.
Varoluşsal manada yaşamı sorgulayan bir film. İntihar mefhumunu üzerinden atmak amacıyla belki de, aradığı ölüm tanıklarının yaşama, ondan doğan mecburiyetinden dolayı tutunduğunu görürsünüz. Yağmurlu kasvetli bir havada yaşamaktan doğan ölme nedenin gizemini, ölüm çukurunda bırakan filmin bitişini, aklınızda ürpertici soru işaretleriyle beraber temaşa edersiniz son demde.