​ Kırmızı Orman / Edebiyat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '10

 
Kategori
Edebiyat
 

Kırmızı Orman

Kırmızı Orman
 

KIRMIZI ORMAN


Direksiyonu tutan ellerine takıldı gözü birden. İnce, uzun parmakları, beyaz, pürüzsüz teni ve manikürlü tırnaklarındaki kırmızı oje oldukça çarpıcı duruyordu ama bu güzellik yılların karşısında ne kadar dayanabilecekti? Annesi hep kadının yaşını elleri ele verir derdi. Zaman da arabanın üstünde hızlıca kaydığı yol gibi akıp gidiyordu. İçini hüzün kapladı. 32 yaşında hala bekâr olmanın verdiği panik sardı bedenini. Elleri artık bu kadar güzel olmadığında evlenip anne olabilme şansını yitireceğinden korkuyordu. Üstelik annesinin her telefon konuşmasında sıkılmadan yinelediği bu konuyu son zamanlarda kendi de düşünmeye başlamıştı. İster istemez çevresindeki yaşıtlarıyla kendini kıyaslayıp, gelecek için endişelenir olmuştu.


İstediği sona erişemeyeceğini bildiği bir adamın peşinde sürüklenip duruyordu yıllardır. Her ayrılıkta yeni kararlar alıyor, yeni başlangıçlar yapmak için kendine sözler veriyordu fakat yasağın cazibesine karşı koyamayarak başladığı noktaya geri dönüyordu. Tarih tekerrür etmişti bugünde ve kendi ayaklarıyla Kaan’a gidiyordu yine.


İlk başlarda Duygu için bile bitmesi gereken bir ilişki gibi görünse de, sigaraya başlamak gibi nasıl olsa istesem bırakabilirim mantığının yanılgısıyla Kaan’ın tiryakisi olmuştu gün geçtikçe. Bu kötü alışkanlığından arınması gerektiğine karar verdiğinde ise iş işten geçmiş bu bağımlılık eroin gibi damarlarından tüm yaşamına yayılmıştı.


Kaan’ın yarattığı bağımlılığın en zor tarafı ona karşı direnmeye çalışırken güçsüz kalıp, yenilgiyi kabul ederek, son bir kere diye kendini kandırdığı zamanlarda eline geçirememekti onu. Sigarayı bırakmaya çalışan tiryakiler nikotin özlemi ile yanıp tutuştuklarında kolayca ulaşabilirlerdi bu dost görünümlü düşmanlarına. Marketten bir paket sigara almak kadar kolaydı bedeninin açlığını doyurmak. Ya da gizli bir köşede ne olur olmaz diye kötü günler için saklanan bir adet sigara bulunurdu mutlaka. Tek yapman gereken kendine verdiğin sözü ezip geçmekti. Oysaki Kaan ulaşılmazdı, mecburdun onsuzluğa direnmeye. Ta ki o seni arzulayana kadar.


Duygu karanlık bir ormanda yanlış bir yola girmiş çıkamıyordu sanki. Kendince dönüş yolunu bulabilmek için ekmek kırıntıları bırakmıştı ormana ama hain bir karga hepsini silip süpürmüştü. Üstelik bu masalın kötü kalpli cadısı da, korkunç kargası da kendisiydi. Bütün kötülüğü kendi kendine yapıyordu. Suçlunun ya da kötünün başka biri olmadığını kabullenmek acıklı bir durumdu.


Kabul etmek istemese de hayatındaki keşkelere ve yinelere alışmış biraz da boyun eğmeye başlamıştı. Kabullenişlerindeki zayıflık, tamamlanmamışlık duygusuyla karışıp çaresiz bir kadın yaratmıştı. İsyana meyilli bile olmayan bu zavallı kadından bir an önce kurtulmalıydı Duygu. Bunun tek bir yolu vardı… Kendini değiştirmek… Geleceği için duyduğu korkulardan sıyrılıp yepyeni bir kadın olmalıydı. Eğlenceli, vurdumduymaz, sadece yaşadığı anlardan keyif alabilen, sonrasını hiç umursamayan, gezen, kahkahalar atan ve en önemlisi Kaan’ın gece ziyaretlerinde ertesi sabahı düşünmeden kendini sevişmenin zevkine teslim edebilen, soru sormayan, yargılamayan bir kadın yaratmalıydı. Bunu kısmen başardığını sansa da değişim çabaları içinde kendini daha çok hırpalamıştı.


Zoraki var edilmiş bu yeni ruh aynalarda görünmeye başlayalı çok olmuştu. Duygu, arkadaşlarından ve ailesinden duyduğu bütün kaygı dolu öğütlere kulaklarını kapatmış yeni ruhunu koruyordu. Şuan tutunabildiği, kuvvet alabildiği tek şey buydu çünkü. Diğer insanların bilmediği, anlayamadığı bir aşk, bir tutku vardı Kaan’la aralarında. Böyle söylüyordu yeni ruh. Onu dinlemeliydi.


Yaşamdaki sıraları bozmaya cesaret edemeyen ve zamanın gerekliliklerini yerine getirmeye çalışan insanlar, kalıplaşmış düzen gereği yaşları geldiğinde evlenip çocuk sahibi oluyorlardı. Oysaki sıradan insanların hiç bilmediği ve asla öğrenemeyeceği sırlar biliyordu yeni Duygu. İki bedenin kıvrımlar arasında yaşadığı gizemli yolculuk ve tadı tarifsiz hazlar yaşanıyordu Kaan’la aralarında. Sadece tensel değil ruhlarında da yeşeriyordu bu yolculuk Duygu’ya göre. Oysaki gerçekte bu yolculukta yalnızdı. Kaan onun hayali arkadaşıydı sadece, çünkü bu yolculuk bedensel keyiflerin ötesine geçmiyordu Kaan’ın cephesinde.

 

Duygu, Kaan’ın kendisini beklediği restorana yaklaştıkça heyecandan midesi yanmaya başladı. Nasıl bir davranış sergilemeliydi bu akşam emin değildi. Taktiklerle oyunlarla boğulmuştu ilişkileri. Çift karakterli ruh hastaları gibi yeni ve eski Duygu sırayla ortaya çıkıyor, birbirleriyle mücadele ediyorlardı bu akşamki perdede başrolü kapmak için.

 

Sıradanlıklara boğulmuş normal bir yaşantıdansa şuankini yeğlerim diyen yeni Duygu’nun sesi yaşlanma korkusunun duvarına çarpıp geri geldi. Bundan on sene sonra Kaan yine olacak mıydı hayatında? Güzelliğini, gençliğini yitirmeye başladığında Kaan aynı tadı, heyecanı ve tazeliği kendisinde bulamadığında daha genç bir beden bulup bu sırları ona öğretmeyecek miydi? Kırmızı ışıkta beklerken önünden yayalar geçiyordu. Bir grup üniversite öğrencisine takıldı gözü. Şu gencecik kızlar altı, yedi sene sonra en korktuğu rakipleri olacaktı. Yıllar sadece Duygu için değil Kaan için de geçecekti ama orta yaş veya üstü adamların genç kızlarla birlikte olmaları o kadar olağan bir durumdu ki aradaki on beş veya yirmi yaş pek göze dokunmuyordu artık.


Hatta kaldırımda annesinin elini tutan tahminen 13 yaşlarındaki çilek desenli elbise giyen küçük kız bile on sene sonra Duygu’nun en çetin rakiplerinden biri olacaktı ona göre. Tamamen çıldırmış olmalıyım diye düşünürken arkadan sinirle çalınan kornaları duydu. Korkularından silkelenip vites atarken derin bir nefes aldı. Sanki dakikalardır nefes almıyordu.


Restorandan içeri girerken bedenindeki panik kıyafetlerinden taşacak gibiydi. Çaresiz ve savunmasızdı.


Ve işte senaryo sahibi tüm etkiliyeyiciliği ile orada oturmuş kendisini bekliyordu. Üstelik önlerinde uzanan uzun gece için sürpriz planları vardı...

 
Toplam blog
: 2
: 353
Kayıt tarihi
: 25.02.10
 
 

Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciiği mezunu Edebiyatla uğraşıyor. İlk kitabı Kırmızı ..