- Kategori
- Doğal Hayat
Kış Hazırlığı

Köylü köyünde, çiftçi çiftliğinde, yılın bu en güneşli, en sıcak günlerinde, daha şimdiden soğuk kış mevsimini düşünüyor.
Çiftçi orak makinasına binmiş, otları kesmek için çayıra gidiyor. Lâkin orası bizim bildiğimiz, içerisinde otların serbestçe boy attığı doğal çayırlardan değil. Burası insan eliyle ekilmiş bitkilerle dolu, bir bakıma yapay bir çayır. Hem gelecek sene bu otların yerine buğday ya da pancar ekilecek. Kısacası, bir mevsimlik çayır.
Ömrü kısa fakat verimi bol bu çayırın. Gür otların arasında bol bol mor çiçekler göze çarpıyor. Yaprakları tırfılınkileri anımsatan bu kaba yoncalar, bezelyeninkinden daha küçük bir badıç olan meyvesini vermeden, henüz çiçek açmışken kesilir.
Tırpanlanan kaba yoncanın damarlarını şişiren besisuyunun gücü bitmeden bitkiyi kurutabilmek için bu sıcak yaz günlerinden faydalanmak gerekir. Kaba yonca güneşin alnında çıtır çıtır kuruyup yapraklarının ve çiçeklerinin rayihasıyla mis gibi kokmaya başladı mı kısa samanın iyisi hazır demektir. Ot ambarına yığılan bu kurutulmuş kaba yoncalar kışın hayvanların beslenmelerini sağlayacaktır.
Kaba yoncadan başka bitkiler de hayvanlara yem olur. Çiftlikte, mor veya kırmızı çiçekleri küme şeklinde duran tırfıl ekili çayırlar da var. Çiftçi başka bir tarlaya da, çiçekleri başağımsı, yaprakları da akasya yaprağına benzeyen evliyaotu ekmiş.
Yazın hayvanları bu yapay çayırlara salmazlar!.. Çünkü çok besili olan bitkiler hayvanlara ağır gelir ve onları hasta eder. Buna karşılık doğal çayırlara giriş serbesttir, hayvan istediği otu yiyebilir. Doğal otlakları oluşturan çayırlarda insan eliyle ekilmemiş bir sürü ot yetişir. Ne var ki, bu "ot" sözcüğü kesin değildir, ne ifade ettiği belli olmaz. Bunun yerine, binlerce bitkiyi kapsadığı hâlde, "buğdaygil" terimini kullanmak daha yerinde olur.
Buğdaygiller uzun saplı bitkilerdir... Sapların ucunda, az çok kümelenmiş duran, başak şeklinde çiçekler vardır. Bunlardan biri olan tilki kuyruğunun sık, konimsi başakları gerçekten tilkinin kuyruğunu andırır. Küçük bir sapın ucuna dizilmiş başakçıklardan oluşmuş başakları oldukça seyrek olan çayıryulafı, doğal çayırların belli başlı bitkilerinden biridir. Başağı, uzun çıplak bir sapın ucunda sallanan domuzayrığı, çabuk büyüyüp çabuk kuruduğundan, yeşilken makbul bir çayır bitkisidir.
Bunlardan başka, ince uzun yapraklı, dik saplı, buğdaygiller sınıfına giren binlerce çayır otu vardır. Lâkin bunların hepsi hayvanlara yararlı değildir. Örneğin kanaatkâr bromun sivri başakçıkları, hayvanların burun deliklerini yaralayabilir.
Ekili çayırların baklagil türü bitkileri gibi, doğal çayırların buğdaygilleri de yazın kesilir, kurutulur ve kışa saklanır. Çiftçilerin kuru ot dediği hayvan yemi, çoğunlukla bu doğal çayırlardan elde edilen bitkilerdir.
Çiftlikteki küçük ve büyük baş hayvanlar, yaz ayları boyunca bu doğal çayırlarda beslenip semirirler. Hayvanların, ot yemedikleri zaman da ağızları işler; bilindiği üzere geviş getirirler. Bu bir çeşit yeniden çiğneme demektir. Evet, otların hayvanın vücudunda et ve süt haline gelebilmesi için birkaç defa öğütülmesi gerekir.
İnek, koyun, keçi gibi çiftlik hayvanlarının yedikleri otlar çiğnenmeden işkembeye gider. Bu sindirim organı ineklerde 200 litrelik bir kapasiteye ulaşır. Otlar oradan midenin ikinci gözü olan börkeneğe geçerler. Burada mide sularıyla iyice karışan otlar, yudum yudum, hayvanın ağzına geri gelir, tükürükle karışır ve çiğnenerek öğütülür. Besinler bundan sonra midenin üçüncü gözü olan kalın kıvrımlı kırkbayıra, oradan da besinin bir kez daha mide sularıyla sindirildiği yer olan dördüncü göze, şirdene geçerler. Besinlerin bu uzun yolculuğu nihayet bağırsaklarda son bulur.
İşte yaz güneşinin altında büyüyen çayır otları, ineğin, koyunun, keçinin ve mandanın vücudunda, bu uzun yolculuk sonunda, et ve süt haline gelerek en önemli iki besinimizi meydana getirmiş olurlar.