- Kategori
- Şiir
Kış sabahı

Puşkin
Ayaz ve güneş; dostum doğrusu keyfiniz müthiş,
Daha hala yatıyor oluşunuzdan da belli, işiniz iş.
Ancak bilesiniz artık zamanıdır uyanmanın,
Sabah mahmurluğunu üstünüzden atmanın.
Haydi kalkıp karşılayalım eşsiz şafağını kuzeyin,
Kaçırıp da buluşma anını, daha sonra üzülmeyin.
Hatırlar mısınız, dün akşamki şiddetli tipide,
Gizlenmişti sanki, gökyüzünün derinliğinde,
Ay; bulutların ardında silik bir nokta,
Kasvetlice bir sarartı, koyu karanlıkta.
Siz sadece bir gece önce, hüzün içinde otururken,
Şimdi camdan dışarı bakınız, henüz zaman varken.
Mavi gökyüzünün altında,
Kardan bir halı uzanmakta,
Ve parlamakta boydan boya.
Orman kaybolmakta kendi karanlık yalnızlığında ,
Çiğ ile kaplı çamlar yeşile dönmenin tatlı telaşında,
Irmak ise buzun altından hızla akarken ışıldamakta.
Oda kehribar parlaklığına bürünerek
Aydınlanmakta. Neşeli sesler çıkararak
Harıl harıl yanmakta, köşedeki ocak.
Güzel tabi, uzanıp hayal kurmak yatağa,
Ama acaba dün emrettiğimiz gibi uşağa,
Sizce doru atı koşmuşlar mıdır kızağa?...
Süzülürcesine kayabilmek sabah taze karlarda,
Sevgili arkadaşım. Sabırsız bir atın kızağında,
Issız ovalara, sonbaharda yapraksız kalan ağaçlara,
Ve sevgili dostum anılarla dolu, o nehrin kıyılarına...