​ Kıymalı taze fasulye / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
 

Kıymalı taze fasulye

Kıymalı taze fasulye
 

Yazın, çokca pişecek evlerde...


Burası bir, "günlük" ortamı değil mi...E-günlük olması,ille de ciddiyet olmasını gerektirmiyor sanırım. Dört yıla yakın bir süredir, buradayım,her zaman, önceden tasarlayıp; kafamı meşgul eden konuları yazdım. Bundan böyle, aklıma o an ne gelirse onu yazacağım, "günlük" formatına uygun olarak...

Ortalama okunma sayıma bakıyorum hiç de fena değil...Oysa bu kadar sürede yaza yaza 160 kadar yazmışım .Öyle pek fazla yorum yazamıyorum,elimden geldiğince çok blog okumama rağmen.Ancak eğitimle ilgili yazılara, ülkemin kanayan yaralarını konu alan yazılara ve de özellikle sağlık sorunu olan blog yazarlarına, görebildiğim, okuyabildiğim vaktim uygun olduğu sürece yorum yazıyorum. Burada, sitem etmek amacıyla veya eleştirmek için yazı yazmadım şimdiye değin ama izin verirseniz son iki yazımın hiç ilgi görmemesinin bende uyandırdığı şaşkınlık duygusunu paylaşmak istiyorum. Kayınbabamın kanser ameliyatını anlatırken, ülkemizin sağlık sorunlarından söz etmiş, farklılıkları gündeme getirmiştim.Tülin Aksoy arkadaşım sağ olsun, sadece o katkıda bulundu bu yazıma...Bir kişi bile geçmiş olsun demedi.Umarım hiç kimse bu kötü hastalıkla savaşmak zorunda kalmaz günün birinde...

Son yazımda da, özellikle gençlerin, interneti amacından farklı kullanmalarının sakıncalarını anlatmaya çalışmış bu vesile ile Zülfü Livanelli'nin son kitabından söz etmiştim. Yine hiçbir ses gelmedi bu yazıma da. Yani ülkemizin en önemli iki meselesi olan sağlık ve eğitimle ilgili yazdıklarıma, olumlu-olumsuz, katkıda bulunan olmadı... Sayfamı okuyan okumayan herkesin canı sağolsun...

İşte ben de, başta belirttiğim gibi, bilgisayarın başına oturabildiğim -çok sık olmayan- zamanlarda, o an aklıma ne gelirse onu yazayım diye düşündüm. Nasıl olsa kendim çalıp, kendim oynuyorum... Gerçek günlük gibi , günün esintilerinden derlemeler yapayım, değişiklik olur benim için de...

Bugün kıymalı taze fasulye pişirdim ama her zaman olduğu gibi, hemen yanına pirinç pilavı yapmadım. Doktor amcalar , teyzeler (çocuğum yaşında bile olsalar ... ) pirinç pilavına "cıss" diyorlar çünkü....Hele de, etle beraber...İşaret parmaklarını sallıyorlar , gözlüklerinin altından kızgın kızgın bakarak ..."Sakın ha " diyerek...Mevsimin ilk fasulyesini yiyeceğiz birazdan,kokusu gelmeye başladı...

Bir de, bahçedeki erikler, yavaş yavaş yazın geldiğini haber veriyor... Kahvaltıda taze yeşil biberi çok severim, o yüzden biber ektim bahçenin, eskiden tavuk kümesi olan telle çevrili bir bölümüne. Eşim "Patates ektiğin yere, onların yakınına dikilir mi hiç" dedi. Söktü onları, patatesleri ayrı yere, onları da, geniş aralıklarla yeniden dikti... Kayınbabamın durumu bir ara, oldukça endişe verici boyuttaydı, o nedenle kızlarımız; biri İzmir, biri Ankara'dan geldiler iki günlüğüne, dedelerini hastanede ziyaret ettiler . O sayede, Elifoşumuz'u da gördük. Artık konuşuyor... Ali baba'nın çiftliğini, uçaktada da dinletmiş herkese...Bahçedeki papatyaları toplayan; annesi,babası,teyzesine iştirak etmek yerine, Piti (köpeğimiz) ile sarmaş dolaş oynamayı tercih etti...

Eşim seslendi az önce "Fasulye dibini tutuyor nerdeyse" diye... Ben de "Biraz su koyuver" dedim...

"Fasulye kaynatmak" da gerekiyor bazen.... Bugünkü gazetede , bir yazıda okudum. Yazar diyor ki, "Ülkedeki her üç Kürt'den ikisi Türk'le evli, nasıl ayırabilirsiniz ki .".. Fasulyeler yanmadan ...

Çetin Altan yapar böyle... Biraz ona öykündüm galiba...

 
Toplam blog
: 307
: 1382
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..