- Kategori
- Sinema
Kız Kardeşim – Mommo

Kız Kardeşim – Mommo
Hafta sonu DVD olarak seyrettiğim, Atalay Daşdiken'in senaryosunu yazdığı ve yönettiği 2009 yılında çekilmiş şahane bir sinema filmi.
Ödüle doymamış bir film, aldığı ödüllere bu linkten http://mommofilmi.com/v2/mommooduller.asp bakabilirsiniz.
Film başladığı andan itibaren, sonuna kadar dikkatiniz bir an olsun dağılmıyor, dağılamıyor.
Zira senaryo o kadar kusursuz ve oyuncular o kadar doğal ki ? Nefesinizi tutarak izliyorsunuz.
Patatesteki sinek, eldeki siğil, çocukların giysilerindeki lekelere kadar her kare dantel gibi işlenmiş.
Bir dram, köyde yaşayan iki kardeşin, kız (Ayşe) Ağabey (Ahmet) öyküsü anlatılıyor.
Yaşanmış bir öykü olması ise, içinizi daha fazla dağlıyor ve daha çok ağlatıyor sizi. Üstelik bunu yaparken duygularınızı istismar etmeden yapıyor, son derece duru ve sade.
Bir ağabey ve bir kız kardeş, anneleri ölmüş, babaları ise başka bir kadınla evlenip, bu iki minik çocuğu felçli dedelerine bırakıp gitmiş. Bu iki kardeşin hayattaki tek istekleri her türlü sefalete ve yoksulluğa rağmen birbirlerinin yanında olabilmek. Tek lüksleri bu yaşadıkları hayat içinde! Sadece beraber yaşayabilmek.
Bu lüksleri maalesef çok uzun sürmeyecek ve bu iki kardeş bir süre sonra acı bir şekilde ayrılacaklar.
Filmin tamamı, ama özellikle bazı sahneler beni can evimden vurdu
Ayşe'nin suratına bakmayan babasına bakışına…
Felçli dedenin tüm hallerine…
İki minik kardeşin annelerinin mezarını ziyaret etmek için mezarlığa gittiklerinde, Ayşe’nin, mezarı sulayan ağabeyine bakarak " Ağabey annem ıslanmaz mı?" sorusuna…
Ahmet’in, bisikletle elinden yitip giden Ayşe’yi alabilmek için, otomobili takip etme sahnesine...
Saçların kesilmesi esnasında Ayşe'nin ayaklarına...
Dedenin, annesinden yadigâr küpeleri Ayşe’nin kulağına takmasına…
Babam ve Oğlum’dan sonra beni en çok ağlatan film oldu.
Filmi benim için ilginç ve önemli kılan başka bir neden daha var.
Filmi izlemeden bir süre önce – nedenini bilmediğim bir şekilde – ısrarla Eric Satie’den Gnossienne No.1 adlı parçayı dinliyordum.
Filmin soundtrack’i, Erkan Oğur’un yorumundan Gnossienne No.1’di. Erkan Oğur’un yorumunu çok beğendim. Filme ayrı bir anlam katmış.
Dinlemek isteyenler bu linki tıklayabilirler. http://www.youtube.com/watch?v=ywflRL7ddbE
Mutlaka izleyin, bir parçanızı bulacaksınız bu filmde.
Filmin fragmanını izlemek için de bu linki tıklayabilirsiniz. http://mommofilmi.com/v2/index.asp
Saygılarımla,
>
Hafta sonu DVD olarak seyrettiğim, Atalay Daşdiken'in senaryosunu yazdığı ve yönettiği 2009 yılında çekilmiş şahane bir sinema filmi.
Ödüle doymamış bir film, aldığı ödüllere bu linkten http://mommofilmi.com/v2/mommooduller.asp bakabilirsiniz.
Film başladığı andan itibaren, sonuna kadar dikkatiniz bir an olsun dağılmıyor, dağılamıyor.
Zira senaryo o kadar kusursuz ve oyuncular o kadar doğal ki ? Nefesinizi tutarak izliyorsunuz.
Patatesteki sinek, eldeki siğil, çocukların giysilerindeki lekelere kadar her kare dantel gibi işlenmiş.
Bir dram, köyde yaşayan iki kardeşin, kız (Ayşe) Ağabey (Ahmet) öyküsü anlatılıyor.
Yaşanmış bir öykü olması ise, içinizi daha fazla dağlıyor ve daha çok ağlatıyor sizi. Üstelik bunu yaparken duygularınızı istismar etmeden yapıyor, son derece duru ve sade.
Bir ağabey ve bir kız kardeş, anneleri ölmüş, babaları ise başka bir kadınla evlenip, bu iki minik çocuğu felçli dedelerine bırakıp gitmiş. Bu iki kardeşin hayattaki tek istekleri her türlü sefalete ve yoksulluğa rağmen birbirlerinin yanında olabilmek. Tek lüksleri bu yaşadıkları hayat içinde! Sadece beraber yaşayabilmek.
Bu lüksleri maalesef çok uzun sürmeyecek ve bu iki kardeş bir süre sonra acı bir şekilde ayrılacaklar.
Filmin tamamı, ama özellikle bazı sahneler beni can evimden vurdu
Ayşe'nin suratına bakmayan babasına bakışına…
Felçli dedenin tüm hallerine…
İki minik kardeşin annelerinin mezarını ziyaret etmek için mezarlığa gittiklerinde, Ayşe’nin, mezarı sulayan ağabeyine bakarak " Ağabey annem ıslanmaz mı?" sorusuna…
Ahmet’in, bisikletle elinden yitip giden Ayşe’yi alabilmek için, otomobili takip etme sahnesine...
Saçların kesilmesi esnasında Ayşe'nin ayaklarına...
Dedenin, annesinden yadigâr küpeleri Ayşe’nin kulağına takmasına…
Babam ve Oğlum’dan sonra beni en çok ağlatan film oldu.
Filmi benim için ilginç ve önemli kılan başka bir neden daha var.
Filmi izlemeden bir süre önce – nedenini bilmediğim bir şekilde – ısrarla Eric Satie’den Gnossienne No.1 adlı parçayı dinliyordum.
Filmin soundtrack’i, Erkan Oğur’un yorumundan Gnossienne No.1’di. Erkan Oğur’un yorumunu çok beğendim. Filme ayrı bir anlam katmış.
Dinlemek isteyenler bu linki tıklayabilirler. http://www.youtube.com/watch?v=ywflRL7ddbE
Mutlaka izleyin, bir parçanızı bulacaksınız bu filmde.
Filmin fragmanını izlemek için de bu linki tıklayabilirsiniz. http://mommofilmi.com/v2/index.asp
Saygılarımla,