- Kategori
- Doğal Hayat
Klorofilin Yarattığı Mucizeler

Bitkiler, içlerinde klorofil bulunması sebebiyle yeşildirler; aynı zamanda yine klorofil sayesinde, havadaki karbondioksitin karbonunu alarak "karbonhidrat" denilen organik bileşikleri yapar ve oksijen salarlar. Bu sebeple, bitkinin bulunduğu her yerde hayvan da var demektir. Çünkü onların ana besin maddesi bitkilerdir. Bitkilerle beslenen "otçul hayvanlar" olduğu kadar, bu hayvanları yiyerek beslenen "etçil hayvanlar" da vardır. Bundan da anlaşıldığı üzere, yaşam zinciri bu yeşil maddeden başlamaktadır.
Klorofil olmasaydı karbon, canlı maddeye geçemezdi! Biz de istediğimiz kadar içimize karbondioksit çekelim ya da kömür yiyelim; vücudumuz, kendisini oluşturan karbonlu maddeleri üretemezdi. Yaşamın temeli olan karbon da ebediyen olduğu gibi kalacaktı.
Bunun yanı sıra, kendilerine canlı karbonu sağlayan bitkiler olmasaydı, hayvanlar ne yaşayabilirler, ne de solunum yapmak için havada oksijen bulabilirlerdi. Gerçekten oksijen, hep başka maddelerle karışmak isteyen bir maddedir. Kâğıt, odun ve kömür yandığı zaman görülen alev, bu kimyasal karışımın sonucudur. Fakat karışım genellikle çok yavaş oluşur... Demirin paslanması ve alüminyumun matlaşması da buna örnek gösterilebilir.
Yer' in ilk zamanlarında, sıcaklık aşırı yüksekken, oksijen ister istemez her türlü maddeyle birleşiyordu. Kesinlikle yalın halde bulunmayan oksijen, o zamanlar hep kimyasal bileşimlerin tutsağı durumundaydı. Bu bileşimlerin birinde, karbonla birleşip karbondioksit gazını getiriyordu.
Komşu gezegenler hakkında edindiğimiz bilgiler de bunu doğrulamaktadır. Mars gezegeninin çok az yoğun olan atmosferinde oksijene rastlanmamaktadır. Çok yoğun bir atmosfere sahip olan Venüs' e ulaşan uzay robotları, bu gezegenin havasında oksijen olmadığını, lâkin bol miktarda karbondioksit gazının bulunduğunu bildirmişlerdir.
Demek ki, yeryüzünde yaşam başlamadan evvel Yer' in atmosferi, birbirine kolayca karışmayan iki gazdan, yâni karbondioksitle azottan ibaretti. Ancak bir gün geldi, yeryüzünde bitkiler ortaya çıktı. O zaman klorofil, karbondioksitin karbonunu soğurdu ve oksijenini havaya saldı.
Daha sonraları havadaki oksijeni ciğerlerine çeken ve vücutlarındaki karbonu yakan başka canlılar meydana geldi yeryüzünde... Hayvanlar vücutlarında meydana gelen bu yanma olgusundan kendi ısılarını ve enerjilerini elde ettiler.
Mayısböceği, bir gül ağacının yapraklarını kemiriyor, bir inek çayırda otluyor... Bu ve benzeri gündelik olaylar şimdi bizim için çok anlam taşımaktadır. Bitki, havadaki karbondioksitin karbonunu almakta, onu karbonhidrat haline getirmekte ve işine yaramayan oksijeni de atmaktadır. Hayvan, bitkinin karbonlu maddesini yemekte, bitki için bir artık sayılan oksijeni de ciğerlerine çekerek nefes almaktadır. Hâlbuki hayvan için bir artık sayılan karbondioksit gazı, bitki için tam aksine hayati bir maddedir. Böylece yaşamın iki büyük ailesi, bitkiler ve hayvanlar, birbirlerini en iyi şekilde tamamlamaktadırlar.
Fakat bunun yanı sıra karbonu, mineraller dünyasından canlılar dünyasına aktarmak için bitkinin bir enerjiye ihtiyacı vardır... Bu enerjiyi nereden elde eder dersiniz?.. Evet, bu enerjiyi bitkiye güneş verir. Gerçekten de klorofil ancak bol ışıkta etkin olabilir.
Lütfen doğaya ve yeşile sağlığımız için saygılı olalım!.. Güneşimiz ve yeşilimiz eksik olmasın... Saygılarımla...