​ Kolaycılık / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Kolaycılık

Kolaycılık
 

İŞLERİMİZDE HEP KOLAYA KAÇIYORUZ.


Türk toplumunun en önemli hastalıklarından biridir kolaycılık. Kolaycılık pratik olmak değildir. İşlerimizi, üzerinde düşünmeden, yeteri kadar gayret sarf etmeden, çoğunlukla hileli yollara başvurarak en kısa ve kolay yoldan halletmeye çalışma halidir. Bu hastalığın en önemli sebebi de tembelliktir.

 

Bu durumu o kadar çok benimsemişiz ki, birçok örneğini sayabilirim. Dersimize çalışmadan kopya çekerek sınavı geçmek isteriz mesela, diyet yada spor yapmadan bir hap marifetiyle zayıflamak isteriz, çalışmadan para kazanmak isteriz, 35-40 yaşında emekli olmak isteriz, vergi vermeden devletten hizmet almak isteriz. Bunlar masum gibi görünse de çok tehlikelidir ama daha da tehlikeli olanı bir boş vermişlik hali içerisinde düşünmeyi kenara iterek, okumadan, araştırmadan öğrenmek isteğidir. Bir konuda bilgi sahibi olmak istediğimizde genellikle önümüze konan bilgileri derinliğine bakmadan doğru kabul ederiz.


Bazı sağlık sorunlarımızı gidermek istediğimizde doktora gitmek yerine şifalı bitkilerin yardımına başvurmayı tercih ederiz. Bunu yaparken çoğu zaman kimin tarafından araştırıldığına bakmadan, hatta yazarının isminin bile yazılmadığı dokümanları dikkate alarak tedavi olmayı umarız. İnternette böyle binlerce şifalı bitki tedavi önerileri mevcut.


Basında çıkan haberleri de genelde doğru kabul ederiz. Toplumun kasıtlı olarak yanlış yönlendirilmek istediği durumlarda kullanılan en etkili araçtır medya. Burada bütün medyayı töhmet altında bırakmak gibi bir niyetim yok ama bu yöntemin sıklıkla kullanıldığı malumdur. Yapılan yalan haber, hakkında daha sonradan tekzip yayınlanmış olsa bile oldukça kalıcı bir etki bırakır toplumda.


Bize öğretilmek istenen şeyleri anlatıldığı gibi kabullenmek kolayımıza gelir hep. Okullarımızda okutulan tarih dersleri de bunun tipik örneklerinden biridir. Nüfusumuzun üniversite mezunu olanları dahil çoğunluğu Türkiye Cumhuriyetinin yakın tarihini maalesef bilmiyor. İlkokuldan başlayıp üniversiteyi bitirinceye kadar geçen eğitim hayatı içerisinde bu konu eğitim müfredatında yer almıyor. Eğitim fakültesini bitirip öğretmen olan birisi bile eğer bu konuda özel bir merakı yoksa yakın tarihimiz hakkında yeterli bilgiye sahip değil. Tarih bizlere nasıl ve ne kadar öğretilmek istendi ise o kadarını biliyoruz.


Çoğumuz dinimizi, özellikle 1990’lı yıllardan sonra bu konuda sayısız güvenilir kaynak olmasına rağmen, kulaktan dolma bilgilerle öğrenmişizdir. Dindar olduğunu iddia eden insanların birçoğu en sağlam kaynak olan Kuran-ı Kerim’in Türkçe mealini baştan sona en azından bir kez bile okumamıştır.


Hal böyle olunca toplum olarak gelişme ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma yolunda bir arpa boyu yol alınamıyor. İlerleyemediğiz gibi bize zarar vermek isteyen düşmanlarımızın işi de oldukça kolaylaşıyor. Düşman akıllı ve bizi çok iyi analiz etmiş. Milletimizi oluşturan toplulukların zayıf noktalarını tespit ediyorlar önce (Sünnilerin dini duygularını, ülkücülerin vatan sevgisini, Kürtlerin etnik kimliklerini vs.), sonra da o topluluğun içine soktukları yada içlerinden seçtikleri kullanılmaya müsait ajanlar marifetiyle kirli oyunlarını kolaylıkla sahneliyorlar.


Nitekim çok kereler bu hastalığımızın düşmanlar tarafından kullanıldığını görmekteyiz. Osmanlının parçalanma sürecinde bizimle aynı hastalığa (belki de bizden daha şiddetli şekilde) sahip olan Araplar, içlerine sızan ajanların yönlendirmelerine koşulsuz itaat etmişlerdir. Yine Çorum’da, Maraş’ta provokatif ajanların kirli oyunlarının başarıya ulaşmasında ve tarihimizin kara sayfalarında yerini almasında insanımızın kendine sunulan bilgileri kaynağına ve doğruluğuna bakmadan kabullenmesi yatmaktadır. Bu hastalık milletimizin başına daha birçok belalar açmıştır.


Tüm bunlardan ders almak zorundayız. Bu hastalıktan kurtulmak için okumalıyız, okumalıyız, okumalıyız. Daha çok okumalıyız.


Alpteoman TUNÇBİLEK

İstanbul, 28 Kasım 2011

 
Toplam blog
: 14
: 575
Kayıt tarihi
: 30.12.08
 
 

1977 Yılının ağustos ayında öğretmen bir babanın çocuğu olarak Erzincan'da dünyaya gelmişim. İlko..