- Kategori
- Komşuluk
Komşularım Dostlarımdır

8 yıl önce soğuk bir Aralık ayında taşınmıştım şimdiki oturduğum apartmana. Yerleşme telaşı ve yorgunluğu yaşarken daha ikinci günün akşamı, kapı çalındı. "Hayırdır inşallah”
Karşımda, elinde tepsi olan gülen bir yüz bana “Hoş geldiniz” diyor.
“Yorgunsunuzdur siz, yemek yapmaya fırsatınız da olmamıştır”
Üç çeşit yemek. Kâsedeki çorbanın dumanı tütüyor.
Hava soğuktu ama tatlı bir sıcaklık sardı beni, yorgun ve asık suratım yumuşadı. “Kimyam değişti”. Üst kat komşum yüreğindeki sıcaklığı getirmişti bana.
Ben daha önceleri komşuluğu iyi olan birisi değildim açıkçası. Çalışma hayatı ve buna bağlı sosyal çevre, var olan dostlarım ve arkadaşlarım, ailem, hayatımı yeterince doldurduğu için “komşuculuğa” fırsat kalmıyordu.
Buraya taşınmadan önce 7 yıl oturduğum 20 daireli apartmanda kapıda, giriş çıkışta selam vermenin dışında komşularımla sosyal bir ilişki içerisine girmemiştim, buna ihtiyaç ta hissetmemiştim.
Ama şimdi, benim gülen yüzlü, iyi kalpli komşum bunun değişeceğinin sinyallerini veriyordu.
Öyle de oldu.
İlerleyen süreçte diğer komşularımla da (toplam 8 daire) tanıştık. Ailece birbirimize gidip geldik. Hepsi çok iyi insanlar. Her gün bir arada değiliz, bazen aylarca birbirimizi görmediğimiz zamanlar da oluyor ama iyi ve kötü zamanlarımızda, birlikte olmaya ihtiyacımız olduğunda bu paylaşımı yaşıyoruz.
Değişik bir yemek ya da sevildiğini bildiğimiz değişik bir tatlı, pasta yapıldığında tabaklar gidip geliyor daireler arasında.
Uzun süreli tatillerde birbirimize anahtar bırakıyoruz “eve göz kulak olalım, havalandırıp, çiçekleri sulayalım” diye.
Ben diyorum ki “ben komşuluğu öğrendim”.
Bana yapılan iyi niyetli yaklaşımlar öğrenme sürecimi başlattı. Ben de aynı davranış biçimini sürdürüp, deneyerek, yineleyerek olumlu sosyal ilişkilerin devamını sağladım.
Bazen devam etmesini istediğimiz sosyal değerlerin devamı için, önce bizim adım atıp harekete geçmemiz gereken zamanlar vardır. Geri dönüşüm olumlu da olabilir, olumsuz da. Ama denemekten çekinmemeliyiz bence. Çünkü bu çekingenliğimiz ve olumsuz geri bildirim korkusu, bizim o kaybolduğuna inandığımız komşuluk gibi değerlerin daha da solmasına neden oluyor.
Ne demişti Konfiçyüs; “Karanlığa küfredeceğine bir mum yak”.