- Kategori
- Güncel
Kömür karası değil vicdan yarası

13 Mayıs 2014 ün akşam saatlerinde duyuldu haber, kimse bu kadar ağır, bu kadar acı olduğunu bilmiyordu olacakların. Patlamanın sesini, isini, sıcağını, dumanını onlardan başkası görmedi, duymadı ama taa yüreğimizde hissettik acısını.
Haberlerde ilk duyduğumda 17 ölüden bahsediyorlardı, o an o sayıyı görüp duyduğumda yuh demiştim, 17 can.. Oysa ne bilebilirdim ki sonrasında keşkelere sığınacağımızı..
Olayları gördükçe, duydukça, okudukça insanın kanının donmaması mümkün değil.. Bir madenci haykırıyor "Abi Mahmut çıkmadı, Mahmut çıkmadı!! Beni bırakın onu alın abi, onun karısı hamile.", bir diğeri madenden çıkarılıp ambulansa götürüldüğünde sedyeye yatırılırken "Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin" diyor (ki benim en çok etkilendiğim, gözyaşlarıma hakim olamadığım ve gün boyu gözümün önünden çıkmayan sahne) , başkası o ölüm kervanından kurtarılmış, "yine başlasın yine çalışacağız napalım ev kredisi ödüyoruz" diyor, bir anne madenin önünde avuç açmış dualar ederek "ölüsünü bile olsa bulun" diye sesleniyor (en azından gidecek, başında dua okuyabilecek, kendini ona yakın hissedebileceği bir mezarı olsun diye), öteki tarafta başka bir eş "çocuklarıma söz verdim babanızın dirisini ya da ölüsünü size getireceğim" diye feryat ediyor (sırf inansınlar, sonucu görmeden umutsuz bekleyişle kalmasın diye yavruları), bir baba çökmüş bir ağacın dibine, eğmiş başını, gözlerini şapkasının içine saklamış, gözyaşlarını içine akıtıyor (yıllardır hep dik durmuş çünkü oğlunun karşısında, şimdi yıkılırsa, kendinin yüzüne bakamaz bi daha), bir çocuk elinde babasının resmi fotoğrafını öpüyor (o beni bırakmaz, yanımda olur, daha bana verdiği sözleri tutacak umuduyla).
Düşündükçe bunları insan, insanlığından utanıyor. O gün, kaç çocuk babasını el sallayarak, kaç eş kocasını öperek, kaç anne evladını dualarla, kaç baba oğlunu selamla yollamıştı işe, Kaç çocuk babasının o gece eve dönmesini bekliyordu heyecanla, çok şey vardı belki de ona anlatacağı, o gün okulda olanları anlatacak, birlikte oyun oynayacaklardı, kaç anne yavrusunu kucaklamak için bekliyordu, akşama birlikte dizi izleyeceklerdi, kaç eş sarılmak için yolunu gözlüyordu, yemek hazırdı gelince sofraya oturacaklardı, kaç baba oğluna dert yanacak, akıl danışacaktı, hepsi, her şey yarım, eksik kaldı. Ülkemde milli yas ilan edilmiş, memleketimde ağıt sesleri, yüreğimde derin bir acı, Ülkenin yası, memleketimin sesi, bizim acımız dinecek, en fazla yılda bir kere o gün geldiğinde anacağız bu günü, peki kaç çocuk, kaç eş, kaç anne, kaç baba, kaç kardeş içinde kömür geçen cümle kullanabilecek bundan sonra. Kaç ton kömür ısıtacak içlerini, kaç kış kömür yakamayacaklar, kaç kurban verecekler daha..
Birileri de diyor ki "ya arkadaş, daha düne kadar Maden işçilerinden haberiniz mi vardı, ne haldeler, nasıl şartlarda çalışırlar" diye, Evet doğru bizim haberimiz yoktu, ama olduğunda vicdanımız vardı ve gördük ki haberi olanlarında ruhu yoktu..
Aslında acı gerçeği nasılda vuruyor yüzümüze bu olay, çalışana emekçiye değer verilmeyen Ülkem, acısına sahip çıkmaya çalışırken bile nasıl eleştiriliyor. Birileri de çıkmış "KADER" diyor. Demezler mi adama neyin kaderinden bahsediyorsun, bize küçücükken öğrettiler Allah'tan gelene kader denir, ihmalden gelene değil.
Şimdi birileri bu yazıyı okurken bu olaya da siyaseti karıştırdınız ya, buna da RTE yi kattınız ya ne diyelim size diyecekler eminim, ah be canım kardeşim, keşke bizim derdimiz siyasetiyle RTE siyle olsaydı, hani siz müthiş önlemler aldınız, denetlemeleriniz tamdı da ona rağmen mi oldu bu durum, hani siz ihmalkarlık yapmadınız da, ona rağmen mi öldü bu kadar insan, hani sizi kimse uyarmadı, önünüze genelge gelmedi reddetmediniz de, ona rağmen mi yaşandı bu kaza. Siz ülkemizin başı sağ olsun, derinden hissediyoruz acınızı diyerek gözleriniz doldu da, biz timsah gözyaşları akıtıp, duygu sömürüsü mü yapıyorsunuz dedik, siz onca yaralı işçi yer altından çıkarılırken elinizi uzattınız da biz mi görmedik. Takım elbiselerinizin ütüsü bozulur, maden işçilerinin kiri bulaşır sakın haa.. Siz öyle karşıdan izleyin sadece, arada mikrofonu alıp elinize, bir kaç nutuk patlatın yeter, ne de olsa bu mesleğin fıtratında varmış iş kazası, alışır ülkem buna da alışır. Yarın Acun yine bir program patlatır, herkes ona kitlenir, yeni bir gündem oluşur, her şey unutulur.. Biz alışırız, unuturuz da, babasını evde bekleyen yavrusu ve eşi, evladını koklayamayan anası ve babası, abisi ile didişmeyi bile özleyecek olan kardeşi nasıl alışır. Hangi kömür bu ayıptan daha karadır, hangi ömür bu kadar ucuzdur. Siz hala siyasetten bahsediyorsunuz diyorsunuz, çapulcusundan, provakatörlerinden bahsediyorsunuz, orda ki kimin umurunda senin koltuk sevdan, 900 TL lik askeri ücretle evlerine helal lokma götürebilmek için dökülen emek, neyle ölçülebilir bu saatten sonra..
Düşünüyor insan biz bir kaç saatlik karanlığa, kapalı alana bile tahammül edemezken, yerin kilometrelerce altında çalışıyordu o insanlar, şimdi birde yanarak, dumanla zehirlenerek canlarından oluyor öyle mi? İşte bu yüzden, siyaseti karıştırmaksa bu sonuna kadar karıştırıyorum, benim ülkemde iş kazalarında hala bu kadar insan ölüyorsa ve dünya basını bundan Felaket diye bahsediyorsa, üzerine birde bizim sevgili kanallarımız hiç bir şey olmamış gibi hala dizilerine, show programlarına devam edip ülkemde bunları izleyip reytinglerinde gram oynama yaptırmıyorsa, bize de, böyle siyasete de yazıklar olsun.. Bunca can varsa orta da siyasette karışır, hesapta sorulur arkadaş ve eğer sizler bu ülkenin başındaysanız bu durum evet ilk önce sizden sorulur ve hala hiç biriniz gözünden bir damla gözyaşı akmayıp, yüzünüz kızarmıyorsa, pişkin pişkin konuşup, vicdanınız sızlamıyorsa, bir gün o hesap sana döndüğünde "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" sözü de sana hatırlatılır.
15.05.2014 ün 01.15 ini gösteriyor saat, ve ben uyuyamıyorum hala, sığamıyorum yatağıma, gözlerim aka aka bitiremediğim yaşlarla nemli, sedyede çizmelerimi çıkarayım sedye kirlenmesin diyen canım kardeşim aklımda, kendini değil arkadaşını düşünen o adam gözümün önünde, İşte marifet onca kirin, karanın pasın içinde temiz, ak kalabilmekte.. Bu ülke böyle yürekli insanlarla büyüdü yıllarca, memleketim bu kadar masum insanlarla doluydu. Belki de en yakın arkadaşı Mahmut, madende saatlerce onca metrenin altında çalışırlarken, bebeği dünyaya geldiğinde yapacaklarını, hayallerini anlatıyordu ona. Hala televizyonda ölü sayısının 274 olduğu yazıyor, oysa aldığım bilgiler 400'ü geçtiğini açıklanmadığını söylüyor, kimi kandırıyorsunuz lan uyanın artık uyanın diye isyan edip bağırmak geliyor içimden.
15 yaşında çocuk işçinin cesedi çıkarılmış madenden, birileri yazmış "15 yaşındaki çocuğun mitingde ne işi vardı diyenler, 15 yaşındaki çocuğun maden ocağında ne işi var" diye, ötekinden cevap gecikir mi? "çocuk 15 değil 19 yaşındaymış" ayy ne çok içimiz rahatladı bir bilseniz, siz neyin kafasını yaşıyorsunuz Allah aşkına, 400 candan bahsediyoruz, ha yaşı 60 olmuş ha 30, ha 15, ha 19..
Soruyorlar kaç kişi var daha içeride diye, kimse sayıyı açıklamıyor, neden çünkü herkes dedikodu söylenti, varsayım, iftira dese de memleketim çok iyi biliyor, çok yaşta küçük çocuk ve yasal olmayan işçi çalıştırılıyor. Chp millet vekili Özgür Özel açıklama yapıyor kürsüde "Sayın başbakan Manisa'da Cumhuriyet meydanına çıkar, derki Soma'lı işçi kardeşlerim burada mı? Askeri bir disiplinle 3000 tane dizilmiş Soma'lı maden işçisi baretlerini kaldırırlar, neşesiz, mutsuz, heyecansız dimdik dururlar, çünkü bir gün önce onların yemek fişleri madende toplanmıştır, ertesi gün miting alanı çıkışında geri dağıtılacaktır, Başbakan selamlanacak çıkarken kimlik geri alınacaktır, yövmiye işlemektedir, Başbakan için görev yapılmaktadır. Selamı çakarsın, çakmadıysan ertesi gün işinden olursun" ne de güzel açıklıyor ülkemin gerçeğini bu kelimeler, İlk gece haberler ölü sayısını gizlerken, memleketimin Belediye Başkanı Cengiz Ergün ölü sayısını açıkladı diye fırçalanıyor. Anlamıyorsunuz arkadaşlar memleketimin içi yanıyor.
Diyor insan, keşke hiç ısınmasaydı odam, keşke üşüseydik her kış, keşke bu canlara kıyılmasaydı da oyumuzu sana verseydik, eğer bilseydik o torba torba oy karşılığı verilen kömürlerin bedelinin bu kadar ağır olduğunu emin ol diğer %50 yi bilmem ama hiç şüphesiz oyumuzu sana verirdik . Çünkü biz ülkemizde barış istiyoruz, çünkü biz ülkemizde huzur istiyoruz, çünkü biz ülkemizde emeğin karşılığını istiyoruz, çünkü biz ülkemizde insanlar gerçekten KADERi ile ölsün istiyoruz...
Şimdi yatacağım, bu olanların rüya olması için dua ederek, sabah uyandığımda aydınlanmacak gün biliyorum ve o is kokusu hiç bir zaman çıkmayacak vicdanlarımızdan..
Ve son söz, Başın sağolsun Türkiyem, başımız sağolsun memleketim, Ölen tüm emekçi madencilerimize Allah rahmet eylesin, geride kalan yakınlarına Rabbim sabırlar versin, böyle acıları bir daha ülkemize yaşatmasın..
(15.05.2014-Perşembe)