- Kategori
- Haber
Kömür Savaşında ÇED, "Çakma" lıkla Suçlandı, Konu Meclise Taşındı.

CHP. Bartın M.Vekili R.Yalçıntaş
Amasra ve çevresine yapılacak her hangi bir termik santralinin, hem turizmi hem de yöre halkının sıhhatini ortadan kaldıracağı, öteden beri bilinmekle beraber, yöre halkı kitlesel protestosunda “ Ormanıma, suyuma dokunma” pankartları açmış, başlarına gelebilecek musibetlerden haberdar olduğunu, ilgililere göstermişti.
Gizli orman kuytularında. Termikçiler toplantı yapmak istemiş, ama yöre halkı teneke çalarak onları bu fırsatı vermemiş, onları dağıtmıştı.
Karaelmas madeninin tehdidi altındaki bu yerde, şirket yetkilileri, bu sefer sert bir kayaya tosladılar. CHP. Bartın Milletvekili. Rıza Yalçınkaya, Meclis Başkanlığına yazılı bir önergesunarak: “Çakma bir isimle, Bakanlığınızı yanıltan firmanın başvurusuna yönelik başlatılan çalışmaları durdurup dosyayı geri iade etmeyi ve sahtecilik yaparak bakanlığınızı kandırmaya çalışan bu firma ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz” diye sordu. Böylelikle şirket bu sefer sert kayaya çarpmış oldu.
Yalçınkaya, soru önergesinde “çakma bir isim kullanarak sahtecilik yapan ÇED firması, hazırladığı başvuru dosyasını Genel Müdürlüğünüze sunmuş, Genel Müdürlüğünüzde; Bartın ili sınırları içerisinde ‘Bostanlar Mevkii Çapak Koyu’ adından bir yer olmamasına rağmen söz konusu alanı iyice tetkik edip araştırmadan, başvurunun başka bir alan için yapıldığını zannederek usulsüz bir şekilde ÇED sürecinin başlamasına izin vererek kabul edilemez bir hatanın altına imza atmıştır” şeklinde dillendirdi.
İşte tam bu aşamada da anılan yerdeki şirket yetkilileri toplanmak için ormana girdiklerinde halk, teneke çalarak toplantıya izin vermemişti.
Amasra, benzersiz mimarisi, limanı, plajları ve Roma, Ceneviz ve Osmanlı kalelerini barındıran Karadeniz’in bu huzur köşesi, kitle turizminin yıkımından kurtulmuşken, şimdi insanların büyük düş kırıklığı yaşadığı kömür tehdidiyle karşı karşıya
Doğal gaz sondajları ile arazi delik deşik edilecek. Çıkarılacak kömür ile termik santralleri çalışacak. Karadenizlileri bu sıralar , karalar bağlamış. Kara kara düşünüyorlar: ''N'olacak halimiz!'' diyerekten. Karadeniz, karaları oynuyor! Karalar giymiş!
Karadeniz’de; bir zamanlar çaylar içildi, milletin vekili, milletin gözü içine baka baka, milletin ağzını sulandıra sulandıra içti o çayı. Hala daha radyasyon etkisinin izleri var.
Rusya’nın, çocuklar karşısında boyunları bükük.Çernobil’den sonra, onları ‘’Ölüme çeyrek kala’’ tur tertipleyip ‘’Hızlandırılmış hayat’’sundular. Son günlerini iyi yaşasınlar diye.
Eşek çamura batınca, yol gösteren çok olur. Felâketler Bartın ve Amasra’da da başlayınca, “ Biz size; yapmayın, etmeyin, demedik mi” diye dövünüp, topu yine birbirimize atacağız ama, nafile. Atı alan, Üsküdar’ı geçmiş olacak. Böylelikle de, Amasra ve Bartını da kaybetmiş olacağız. Olacağı bu!
Bu duruma göre, yandı gülüm, keten helva. Paçayı, yanık helva ile de kurtarsak, yine iyi. Turizm 3-5 seneye kalmaz biter bu Karadeniz şeridinde. Zaten yaz mevsimi de kısa buralarda. O zaman o yörenin valisi, “sıfırlanmak istenen turizm için” neden kolları sıvasın? Öyle değil mi Sayın Bartın Valisi?
Mahalli basında konu sakız gibi aylarca çiğnenirken, dış basında da durumu ele alanlardan Sunday’s Zaman’ da, konunun ciddiyetine değinerek “ Karadenizin bu huzur köşesindeki insanların çoğu iş yaratacağı için kömür madenciliğine karşı değil, termik santrale karşıdır. Madenci oldukları için çevreye verilecek zararın farkındalar” demektedir.
Amasra, benzersiz mimarisi, limanı, plajları ve Roma, Ceneviz ve Osmanlı kalelerini barındıran Karadeniz’in bu huzur köşesi, kitle turizminin yıkımından kurtulmuşken, şimdi insanların büyük düş kırıklığı yaşadığı kömür tehdidiyle karşı karşıya.
Sunday’s makalesine şöyle devam ediyor: “Fatih Sultan Mehmet 1460’da buranın güzelliğiyle büyülenmişti, ancak bugünün yatırımcıları kömür yatakları olan bölgeye baktıklarında para görüyorlar.
Termik santrallerin bilinen birçok kötü sonucu var. Bir tanesi, nitrojen oksit ve sülfür dioksit salımı ile oluşan asit yağmurudur. Asit yağmuru altyapıya, bitki örtüsüne ve deniz canlılarına zarar verir. Ayrıca, termik santraller iklim değişikliğinin nedeni olan dünya karbon dioksit salımının % 41’inden sorumludur.
Bartın halkı, bölgede termik santral kurulması dayatmasına karşı mücadeleleri ile ünlü. 1990’larda gaz-yakan termik santrallere karşı durdular, 2000’li yıllarda fuel-oil yakan termik santralleri protesto ettiler. Hatta yörenin aynı M.Vekili Yalçınkaya, bir paket halinde harmanladığı maden kömürünü, ilgili bakana göndererek “Kömür çıkardık diye sizi kandırıyorlar. Bunlar sahte” demişti.
Amasra ve Bartın halkı bilinçli. Yöreden 38 yaşındaki bir kadın “İktidar partisine oy versek de, termik santrale karşıyız. Desteklemiyoruz diyor. Ve ekliyor. Zonguldağın Çatalağzında denize atılan kül, Bartın kıyılarına kadar gelerek deniz yaşamını da tehdit ediyor” dedi.
İşte Ege’deki Yatağan santralinin hali. Yıllarca filtresiz çalıştıktan sonra, bacasına takılan filtreden dehayır göremeyen Yatağanda tabiat örtüsü de küllere gömülü vaziyette. Herkes astımlı.
Valiliğin 2008 raporuna göre, ağır sanayinin bulunmadığı külsüz Bartın, eko turizm açısından büyük bir potansiyel oluşturuyor.
Bu arada, Sunday’s Zaman Hattat Holding’le Bartın’daki ilişkinin planları konusunda bazı soruların yanıtlanması için temas kurmuş ve yanıtlanması isteneni soruları önceden vermişse de, şirket yetkilerinden bir ses çıkmamıştır
Amasra ve yöresinde yapılmak istenen termik santraline karşı 120 yi aşkın Sivil Toplum Örgütlerinin bir araya gelmesiyle oluşan Bartın Platformu ile birlikte hareket eden, CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya ve Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın, “halkın katılımı toplantısına” geldiklerinde, şirket çalışanları ile termik santral karşıtlarının kapışmalarına ramak kalmışken, Başkan Akın duruma el oydu ve “Bartın’lılar, birbirleriyle kaşı karşıya getirilmesin” dedi.
Başkan Akın, yaptığı konuşmada“ Elbette burada kömür çıkarılmalı. Kömür, zenginliğimizdir. Ama bu kömür , bu zenginlik, “zehire” dönüştürülmemelidir. Termik santral, memleketi perişan eder. İki tarafı karşı karşıya getirmek bir oyun değil midir?” dedi.
“Bartın’da yılda 20 bin ton kömür yakılıyor. Santral olursa, 20 bin ton kömür yakılacaktır demek.Yazıktır günahtır. Halkımız gerektiği gibi tepkisini gösteriyor. Üç kuruşla burada oyunlar yapılmasın. İnsanlar karşı karşıya getirilmesin. Böyle yatırımcılık olmaz. Başka yatırımcılar da var. Bartın’da. Niye kimse onlara karşı tepki göstermiyor. “Önümüzde deniz arkamızda termik santral olmaz“dedi.
Şimdi taraflar, beklenti halindeler.

Bartın Valisi Savur, mesele siyasi olduğu için, işin içine dahil olamaz. Hazırlanan daha önceki raporlara göre çevrecilik yönünden Termik Santralının getireceği sakıncaları, özetleyebilir. O da istenildiğinde tabi. Peki Bartın için turizm uğraşıları veren Valinin bu mesaileri, ,burada termiğe izin verildiğinde sıfırlanacak mı? Evet. Elbette sıfırlanacak. Eee, bu bir kısır döngü değil mi? Evet, öyledir. Ama bürokrasi gerçekleri, kural tanımıyor. Yazık oluyor elbette. Önümüzde Yatağan örnekleri olduğu halde. Bacasına filtre takılsa da, takılmasa da aynı şey. İnsanlığın ciğerleri ile birlikte yeşil örtü, göz göre göre sararıp soluyor. Ört ki, ölem ! Resimde Bartın Valisi Savur.( Yokluktan dolayı, hep aynı resimleri kullanıyoruz. Vali Beyin hoşgörüsüne sığınıyoruz. Özel Kalem Müdiresinden Valiliğin muhtelif resimlerini istediğim halde, bu güne kadar kendisinden menfi veya müsbet cevap alamadım. Konu, buradan kayanaklanıyor. Bilgilerinizxe)















