- Kategori
- Opera / Bale
Konser öncesi ve sonrası.

Bizim Erdoğan'a (ERDOĞAN ABO) ne kadar teşekkür etsem azdır. Sayesinde farklı bir gece yaşadım. Bir önceki blogumun konusu, İzDSO (İzmir Devlet Senfoni Orkestrası)'nın açılış konseri idi. Bu konseri, dolayısıyla geceyi üç bölümde anlatacağım.
Eşlerimiz TV dizilerini tercih etmişlerdi. "Kaçak"ın son bölümü mü yoksa gene Ceyar'a bir şey mi oldu (!) ne var? Dizilere karşı olmam ve bir sürü izlememe nedenlerinden biri de bu. Tercih hakkını kullanmak. Davetiye konusunda haber bekleyen arkadaşıma haber verdim. Yorum yazmıştı, hatta bir sürü harfi de boşu boşuna harcamıştı. "Kardeşim de gelebilirmi?"diye sordu. Gelsin tabi ki.Hem tanıyorum, hem de bir kişilik daha yerimiz var. Açık Hava Tiyatrosu'nun önünde buluşalım. 20.10 da.
İftardan sonra Abo'yla birlikte "19.25 Karşıyaka-Alsancak-Pasaport-Karşıyaka" vapurumuzla Alsancak'a geçtik, hem de kaptan köşkünde. Çaylarımızı içip Ordu'lu olduğunu öğrendiğimiz sevgili kaptanımızla konuştuk. Hatta dümende resim bile çektirdim, tabi ki vapur daha Karşıyaka iskelesindeyken. Sonrasında Alsancak'tan Fuar'ın Kahramanlar kapısına kadar süren taksi yolculuğumuz. Abo'nun taksici ile neredeyse akraba çıkacağını anlatmaya gerek yok. Her ikisi de Balkan'lardan göç eden ailelerden olması nedeniyle bu ortak noktada birleştiler.
Davet ettiğim arkadaşlarımla buluştuk, birlikte içeri girdik. Daha sonra konseri izlemeye gelen konuklar da gelmeye başladı. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu olmak üzere diğer üst düzey yetkililer de yavaş yavaş yerlerini almaya başladı. Selin;
"Ben başkanımızı çok seviyorum, gidip kendisi ile konuşmak istiyorum" deyince hemen gitmesini ve tanışmasını, bu fırsatı değerlendirmesini istedim. "Beni gaza getirmiyorsunuz, değil mi?" diye sorsa da ciddi olduğumu, Başkanın da muhakkak mutlu olacağını söyleyince, gitti. Valla aferin kıza. İndi aşağıya kadar, konuştu, duygularını anlattı. Geldi, etrafımızdakilerle beraber alkışladık.
Ama ilginçtir, etrafta ne bir koruma var ne de "Hop, nereye kızım?" diye soran. Paldır küldür Başkanın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın yanına, protokol (!) dairesine.
Ee, deriz hep, Burası İzmir, farklıdır, farklıyız diye. Boşuna değil.
Alev Hanım'da geleceklerini, hatta yerlerini bile belirtmişti, yorumunda. Konser başlamak üzere, bir arayayım bakalım neredeler diye. Telefon ettim. Eşi sevgili Robert açtı ve daha ben konuşmadan (numaramı ya da adımı gördü ki) cevap verdi "Merhaba, İlyas Bey!" şimdi içeriye girdiklerini ve yerlerine doğru ilerlediklerini anlattı. Yerimiz sahneyi tam önden gören ve havadar ve kuşbakışı yani tepelerde olduğundan kendilerini kolayca gördük. Bu kez oldukça çok şık giyinmişlerdi. Sonra özellikle sevgili Robert'e çok şık olduğunu söyledim. Alev Hanım ise her zaman öyle. Abo'getirdiği dürbün ile konseri zaman zaman yakından izlediğimizi de söyleyeyim.
İzDSO Müdürü Kenan Gökkaya'nın konuşması, Altay Kulübü başkanı Sayın Nafiz Zorlu'nun gecenin anısı ve sanata katkıları nedeniyle özel hazırlanmış bir kemanı Belediye Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu'na vermesi güzel anlardı. Sayın Aziz Kocaoğlu'nun orkestrayı kısa bir süre yönetmesi ile sezonun başlama vuruşu yapılmış oldu. Tabi ki bu arada saygı duruşu ve ardından orkestra ile birlikte, büyük bir coşku içinde İstiklal Marşı'mızı söylediğimizi de eklemeliyim.
İkinci bölümde Konser var. Şef Ender SAKPINAR'ın yönettiği İzDSO programına İzmir'de ilk kez çalınan Alman besteci Kurt Striegler'in 1923 tarihli bestesi Türk İzmir Marşı ile başladı. Sahnenin her iki yanına yerleştirilen dev ekranlardaki görüntüler eşliğinde izleyip dinlediğimiz eser tam anlamıyla mükemmeldi. Bu mükemmelliğe İzmir Sanat Çoksesli Korosu'nun katkıları da fazlaydı.
Konser öncesi yapılan konuşmalarla ilgili olarak Milliyet/Egenin "Senfoni"den İzmir'e Merhaba başlıklı yazısını ve Türk İzmir Marşı'nın sözlerini aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.
http://www.milliyet.com.tr/2007/10/07/ege/ege10.html
Daha sonra konserin solisti Dmitry Tzarenko, balalaykası ile yerini aldı. Orkestra eşliğinde güzel bir dinleti sundu. Bu arada solistimiz bir talihsizlik yaşadı, balalaykanın tellerinden biri koptu, cebinden yedek tel çıkardı, onardı, terledi, cebinden mendilini çıkarıp defalarca terini sildi. O'nun bu özverili, samimi ve sempatik hareketlerine İzmir'li sanatseverler alkışlarla karşılık verdi. O da konserini tamamlayıp ayrılsa da alkışlarımıza dayanamayıp iki kez daha sahnede yerini aldı ve program dışı iki şarkı daha söyleyerek adeta teşekkür etti ki, çaldığı parçalardan birisi çok güzeldi.
1965 yılı yapımı ve Geraldine Chaplin, Omar Sharif, Julie Christie ve bir çok tanınmış artistin rol aldığı 6 oskarlı bir aşk filminin müziğiydi çalan ve çok eskilere götürdü dinleyenleri. Sanırım sizleri de götürebilir. Filmi ve müziği hemen hatırlayacaksınız.
http://www.youtube.com/watch?v=wAWrXTn5Www
Konserin son bölümü Çaykovski'nin 1812 üvertürü idi. Sayın H. Hüseyin Dulun'un yorumunda "top seslerine dikkat" demişti. Gerçekten son sahne çok müthiş idi. Hele bizim oradan görünüm ise enfesti. (Bu arada top seslerinin bir çok sanatseveri uyandırdığını da (!) söylemeliyim.)
Herkes ayakta alkışladı konsere emeği geçenleri, böyle güzel ve unutulmayacak bir geceyi yaşatanları. Ve yavaş yavaş ayrılmaya başladılar Fuar Açıkhava Tiyatrosu'ndan.
Benim anlatacağım son bölüm ise farklı. Biz, yani MB yerini aldı, sahnede. Alev Hanım ve eşi sevgili Robert ile protokola ayrılan bölümde buluştuğumuzda kimsecikler kalmamıştı. Bir kaç resim çekildik sahnenin önünde, set işçileri toparlanmaları için belli ki bizlerin gitmemizi istiyorlardı. Sonrası, Alsancak'ta bir kafede ayrı bir küçük toplantı oldu aramızda. Çay içtik, konuştuk. Genel de kendimizden konuştuk, kendimizi anlattık. Ne konserden bahsettik ne MB'dan. Ha sadece Kerem Oğuz'un kitap çıkarma konusunda Alev Hanım ile ortak bir düşüncemiz olduğunu söyleyebiliriz. O da sponsor bulmak, gerekirse sayfa aralarına, altlara, oraya buraya reklam almak. Bir de kitapta yayınlanması istenen yazıların seçimi?
Gerçekten güzel bir geceydi. Ara sıra böyle beraberlikler olmalı. Geç haberimiz oldu, daha önceden olsaydı gelirdik diyenlere duyurulur.
10 Ekim'de Gheorghe Zamfir İzmir'de
İzDSO yeni sezonun ikinci konserini yine Fuar Açık Hava Tiyatrosu'nda gerçekleştirecek. Bu konserde dünyaca ünlü Pan Flüt sanatçısı Gheorghe Zamfir konuk solist olacak. 10 Ekim'de gerçekleşecek konserin başlama saati 20:30. Konserde İzDSO'nun şefliğini Vladimir Conta yapacak.
İzmir'e gelen arkadaşlarıma dağıttığm CD'ler den bir kaçında Gheorghe Zamfir de vardı. O CD'yi alanlar da şanslı. Ben 10 Ekim'de kendisini dinlemek ve izlemekle bir kez daha şanslı olacağım. Ender olabilecek bu kültür ve sanat olaylarını kaçırmamanızı bir kez daha yinelerim.
Resim. Milliyet Ege'den alınmıştır. (Aziz Başkan'ın konserin başlama vuruşunu yaptığı an)
NOT: Konserde resim çekemedim. Teknik bir sorun. Ulaşacak resimleri daha sonra ekleyeceğim. Bu arada 20 gün önce Fuar'da çektiğim resimleri (Hayvanat Bahçesi ve Lunapark) bir süre ana sayfamda ve galerilerimde görebilirsiniz.
13.10.2007/ Robert Meisel konserde çektiği resimleri yayınlamam için bana iletti. Bu nazik jestleri için Alev Hanım ve sevgili dostum Robert'e bir kez daha teşekkür ederim.