​ Konuşmayın / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

06 Ekim '12

 
Kategori
Futbol
 

Konuşmayın

Konuşmayın
 

Fenerbahçe camiası çok şeyi aştı, ülke değil dünya çapında dahi,

Bir kere haklı yenilgilere bağlı davranmıyor keza muhteşem zaferlere de

Yarış atı gibi olmak istemiyor, ama başarılı olmak istiyor o kadar.

Neden? Çünkü o kadar çok yakışıyor ki…

Kaptanı şu veya bu şekilde gönderdiniz, üzüldük elbette

Niye üzülmeyecekmişiz, 8 yılda az şey mi verdi bu kulübe, ülkeye?

Biz yazdık eline kalem alan aklı başında olan seven sevmeyen

Ama kim aklınıza geliyorsa yazdık konuştuk…

Temel konu “asıl suçlu” hala yerli yerinde, onun için aylar önce

Yayınlanan bir makalemi sizlerle paylaşacağım…

Sizler ne yaptınız?

Bir küçük toplantı yaptınız UEFA maçı öncesi,

Şaşırdık, size bize yakıştı mı yakışmadı mı bilemem

Türk Halkı değil Fenerbahçe taraftarı değerlendirecektir bunu.

Tekrar bir basın toplantısı yapacağınızı söylemişsiniz

Dün de ileri ki bir tarihe ertelediğinizi açıklamışsınız…

Sizden has eten ricamdır;

KONUŞMAYIN BAŞKANIM!

Bu kulübe de siz de yakışan budur.

Şunu özellikle belirtmek istiyorum;

Şirketlerin görevlendirdiği yöneticilerin büyük zorluklar çektiğini,

Şirketin içine düştüğü sorunları görüp bertaraf ettiğinde,

Hastalığı tespit edip çareleri önerdiğinde başına gelen ilk şeyin

Ne olacağını en iyi bilenlerdenim…

Uzun hikâyedir ama önemlidir.

Derslerimde ve konferanslarımda yönetici adaylarına anlattığım bir öyküyle anlatayım.

“Mumcu Sabit Efendi, atadan gördüğü mesleği dükkânında devam ettiriyordu.

Akşam olunca her zamanki gibi dükkânını kapayıp evine doğru yollandı.

Dedesi mum kralı idi. Babası kendisinden daha zengindi.

Sabit efendi ise şimdi fakir. Çünkü elektrik, havagazı, petrol kullanımı arttıkça

Sabit Efendi’nin mum satışları azaldıkça azaldı.

Sabit efendi dükkândan çıktıktan sonra farelerin dükkândaki cümbüşü başladı.

Fareler bir yandan oynaşmaya diğer yandan mumları kemirmeye devam ettiler.

Bekçi Sarman gelince çil yavrusu gibi dağılmak zorunda kaldılar.

Bunların içinden genç bir fare komşu duvarını aşarak yürüdü, yürüdü

Nihayet elektrik dairesine girdi. Her taraf kablolarla doluydu. Başladı kemirmeye.

Kemirdikçe hoşuna gitti, hoşuna gittikçe daha çok kemirdi.

Birden bire İstasyondan Çamlıbel’e kadar her yerin elektriği kesildi. Bir bayram arifesiydi.

 Herkes “mum, mum” diyerek sokağa fırladı. Mum bir anda büyük bir çölde bir bardak su gibi kıymetlendi. Sabit efendiyi evinden çağırdılar. Dükkânının önünde uzun kuyruklar oluştu.

Dükkânda on senedir satılmayan mumlar, yarım saatte tükendi.

Sabit efendinin keyfine diyecek yoktu. “Garip kuşun yuvasını Allah yapar.” diye düşündü ve akşamüstü dükkânı kaparken unuttuğu fare kapanını kurdu, kepenkleri indirip gitti.

Sabahleyin, dükkânı açtığında o genç fareyi, ağzında kablo ve kauçuk kırıntıları dolu olarak kapana yakalanmış buldu. Sevinç içinde nihayet “Bir düşmandan kurtuldum” diye düşündü.”

İşim gereği;

Şu memlekette nice insanlar tanırım ki mumcunun faresi gibidirler...

Ve ne yazık ki hiçbirinin kıymeti bilinmez ve şirketlerden ilk gönderilenler de onlar olurlar...

Gerçek zararlı kemirgenler ise el üzerinde tutulmaya devam edilirler.

Hayatın en acımasız gerçeği budur.

“Kol kırılır yeni içinde kalır,” herkese kendinizi haklı çıkarmak

Kendi emriniz altında çalışanları rezil etmek zorunda değilsiniz…

Yapacak çok işimiz var, yolumuz uzun ve engebeli,

Üstelik hala sonucu güven vermeyen şaibeli bir davamız var.

Siz hikâyemi de yazdıklarımı istediğiniz gibi yorumlayın,

Nereye çekerseniz çekin şu bir gerçektir,

Dünya bir yana FENERBAHÇE bir yana siz de ben de

Hepimiz gelip geçiciyiz baki kalan kalacak odur.

O halde camiamız adına rica ediyorum

KONUŞMAYIN BAŞKANIM!!!

İyi tatiller…

Erdoğan Özgenç

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..