​ Korkuyu yenme 2 / Sağlıklı Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Korkuyu yenme 2

Korkuyu yenme 2
 

Aldığımız her bilgi, yaşadığımız her tecrübe inanç sistemimizi yeniden şekillendirir. Bu bölümde bu inançların başılıcaları; Bu işi başaran insanlar benden çok üstün, Ben yeterince yetenekli değilim, Şimdiye kadar hep başarısız oldum, Başkaları varken bu işi yapmak bana düşmez. Gibi bu temel inançlar sizde az veya çok bulunabilir. Boyle bir inanc kesinlikle asılsız inançlardır. Ama insanların çoğunluğu bu asılsız inançları edindiklerinden hayatları hep sönük geçmiştir. Neye inanıyorsak, maddi manevi tüm güçler bizi doğrulamak için çalışırlar. Lütfen bu açıklamaları tekrar tekrar okuyunuz. Burada amaçlanan sadece öğrenmeniz değildir. Temel amaç doğru inancın alt bilincinize kilitlenmesinin sağlanmasıdır. Zira inançlarınız kendinize defalarca söylediğiniz sözlerdir. Şimdi doğru sözleri kendinize söyleyerek doğru inançları yerleştirmeniz gerekmektedir. Bu açıklamaları yeterince okur ve anlatılanları fırsat buldukça düşünmeye devam ederseniz bir ay içinde yeni inançlarınız alt şuurunuza kayid olacaktır.

Cümle yapısı gelişmenin sürekliliğini ve tekamülü kaplamaktadir. Bir olayın tekrarına bağlı olarak daha iyi olma durumu ifade edilmelidir. Buna göre aşağıdaki telkin cümlelerini eleştirelim;
Ornek1-”Ben başarılı olmak isteyen bir insan olarak her gün gelişiyor, mükemmelleşmeye adım adım ve süratle ilerliyorum”. Burada cümle çok uzundur ve emir kayboluyor.
2- “Alkol almiyorum”. Burda zaman doğru, fakat cümle olumsuz.
3- “Çok yürüyorüm”. Gelişme bağı yok. Gelecek zaman hatası var. Asırlar geçse de alt şuur emri hep geleceğe atar.
4-Her gün ve her nefeste daha çok gülümsüyorum. Burada uzunluk yeterli. Şimdiki zaman doğru kullanılmış. Gelişme her güne ve her nefese bağlanmış. İşte en iyi cümle telkin biçimi budur. “Her sabah daha dinç uyanıyorum.” deyin.
Telkin oluştururken yıkmak istediğiniz olumsuzluklar hakkında zorluklarla karşılaşabilirsiniz.
Öfkeleniyorum / Öfkelenmiyorum. Yürüyorüm / yürüyemyorum.
Çözüm kelimelerin olumsuzlanarak kullanılması değildir. Bunlarin yerine olumlu karşıt anlamlı kelimeleri seçmek zorundayız. Öfkelenmemek istiyorsunuz / Daha sakin oluyorum. Yürümemek mi isiyorsunuz / yürümeyi birakiyorum.
Bu bölümde önce genel başarımızı engelleyen hatalı inançları yok etmemiz gerekir. Ardından doğru inançların fikir temellerini oluşturacağız. bu fikir temellerinin alt şuurumuza yerleşmesi için alıştırmalar yapacağız.

Olumsuz inanclar. “Ben Yeterince Yetenekli Değilim”. Size de başarili insanlar gibi günü 24 saat olan bir ömür emanet edilmiştir. Siz de içinde bütün diğer insanlar gibi harika bir beyin mekanizması taşıyorsunuz. Siz de herkes gibi sadece süt emme yeteneği gelişmiş olarak dünyaya gönderildiniz ve bunun dışındaki her şeyi dünyada öğrendiniz. Öyle büyük bir potansiyele sahipsiniz ki milyonlarca iş yapsanız bile beyin kapasitenizin hala çok az bir kismini kullanıyorsunuz. Kimse sizden üstün yeteneklerle yaratılmadı. Siz de kimseden üstün yeteneklerle yaratılmadınız. Öyleyse neden bazı insanlar zirvelere tırmanıyorlar? Neden sempati, karizma, zenginlik, şöhret gibi değerler yalnızca bazı insanların elinde kalıyor? Oyleyse siz neden bir Einstein değilsiniz? Edebiyatçı iseniz tarihin gerilerinde hala parlak kalan Shakeasper’in ötesine neden geçmiyorsunuz?
İnsanı potansiyel üstünlüğüne kavuşturan tek vasıta “bilgi” ve bilgiye dayalı “eğitim”dir. Kendinizi incelediğinizde bilgiye dayalı olmayan hiç bir becerinizi bulamayacaksınız.

Siz sel yığınlarında kendinizi sürükleyen bir bayağılığa layık olamayacak kadar üstünsünüz. Hayallerinizde yaşayan “büyüklüge” ulaşmak sizin elinizde. Kimse günlük 24 saatine bir dakika ekleyemez. Ama siz bir gününüze bir haftalik işi sığdırabilirsiniz. Bu güne kadar kişisel yeteneklerinize ne kadar yatırım yaptınız?
Zihninizden yükselen çeşitli itiraz sesleri duyuluyor; iddialarımızı küçümsüyor musunuz?

”Bu İşi Başaran İnsanlar Benden Çok Üstün”. Kendinizi yanıltıyorsunuz. Tüm hayatınızı kökten değiştirmeye karar verin. İnsanın sinir sisteminde milyarlarca nöron vardır. Nöronlardan oluşan beynimiz saniyede yaklasik 30 milyar bitlik bilgi işleyebilmektedir. Herhangi bir normal beyinde oluşturulabilecek potansiyel bağlantı sayısı 1 rakamını izleyen 10 milyon kilometre sıfırla ifade edilebiliyor. Beynimizdeki her bir nöronun bir milyon bitlik enformasyon depolama kapasitesi vardır. Bu korkunç potansiyel sağlıklı olan herkeste vardır ve biz insanlar potansiyelimizin yaklasik % 1’ini kullanıyoruz. Geri kalan büyük kapasite ise kullanmamız için bizi bekliyor.

Edison başarının % 99’unu çalışmaya, %1’ini de zekaya bağlamaktadır. Bu zekanın önemsiz olduğu anlamına gelmez. bunun anlamı zekanın tek gelişme yolunun çalışma olduğunu gösterir.

Bu işi başaranlar sizden üstündür. Fakat bu üstünlükleri sizden üstün doğmalarından kaynaklanmiyor. Sadece çalışarak üstün hale gelmişlerdir. Tarihe üstün olarak geçen herkes sadece ve yilmadana amansızca çalışarak üstünge ermişlerdir yani kullandıkları beyin kapasitelerini arttırmışlardır. Diğerlerinden hiç farkınız olmadığı halde kendinizi üstün olmamaya mahkum ederseniz oluşturduğunuz bu inanç kalıbı tüm hayatınız boyunca sizin üstün olmanızı engelleyecektir.

Elektriği bulmak için, Edison da elektriği bulmak için yıllarca beklemek ve binlerce deney yapmak zorunda kalmıştı. Hayat her zaman sabırla hedefleri üzerinde durmaya devam edenleri hedefe ulaştırmıştır. Bilincinizden “başarısızlık” kelimesini kaldırmak zorundasınız. Böyle bir olgu yoktur; teşebbüse devam eden insan için başarısızlık yoktur. Sadece her defasında başarıya bir adım daha yaklaşmak vardır. Başarısızlık denilen her şey sizi başarıya götürmeyen bir yolun keşfidir. Her başarısızlık zannedilen olay bizin için paha biçilmez tecrubelerle doludur. Elinizde bir pusula yoksa tek başarı yolunuz deneme-yanılmadır. Oysa şimdi elinizde başarıya ulaşanların oluşturduğu pusulalar vardır.
Başarısızlık kelimesini lugatinizdan kaldırmakla kalmamalı ve bu kelimeye yüklediğiniz tecrübelerinizin anlamlarını da “başarıya bir adım daya yaklaştım” şeklinde değiştirmelisiniz. Bu değişikliği yaptığınızda aslında gerçeğin ta kendisinin de bu olduğunu göreceksiniz.

Her insan bu işi yapmak bana düşmez, diye düşünseydi şimdi geceleri karanlıkta kalıyor olacaktık. Hepimizin hayatını değiştiren insanlar böyle düşünmüyorlardı. Bu iş öncelikle birinci derecede bana düşer diyen insanlar o işi yapan insanlardır. Farklılaşan insanlar derhal sorumluluk üstlenen insanlardır. Kullandığınız her şey başkalarının ürettiği şeyler midir? Neden siz de üretmeyesiniz? Bu işin sorumluluğu benim omuzlarımda dediğinizde birden o işin önderi oldugunuzu göreceksiniz. Sizin yaptığınız işi başkalarının da yapmasının size zararı yoktur. Siz de yaparsanız o iş daha mükemmele ulaşır. Kaldı ki eğer duygularınızı kuvvetli kullanıyor ve daha çok çalışıyorsanız, o işi yapan başkalarının da lideri konumuna gelirsiniz.

Dünyada iki tip insan vardır: Ornegin; Onde gidenler, geride kalanlar, yöneten ve yönetilenler; güdenler ve güdülenler; düşünce üretenler ve üretilen düşünceyi taklit edenler. Birinci sınıfta yer alanlar tüm insanlığın %10’undan azdır. Siz sadece bir bakış açısı değişikliği ile ilk guruba dahil olabilirsiniz. Eğer hala “ben yapamam” diyorsanız, o zaman bilmelisiniz ki yapmak istemiyorsunuz. Yapabileceğini bildiği halde yapmak istemeyen insan için ise yapılabilecek hiç bir şey yoktur.

Saygilarimla,

Mustafa Ucman
 
Toplam blog
: 92
: 2862
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

Hatay-Antakya’da 1963 yılında doğdu. İzmir İmam Hatip Lisesinden sonra 1981 yılında aile birleşim..