- Kategori
- Mizah
Kornalar kimin için çalıyor?

Kimin umurunda?!?
Bugünkü konumuz çok basit. Öyle alengirli konularda kulaç atmak yok; pimpirikli diyarlarda adımlamak yok; rüzgarlı yamaçlarda kanat çırpmak yok; kısacası Evreşe yollarını dolanmak yok… Gayet net, gayet basit ve gayet açık-seçik bir sorumuz var? Cevabı var mı emin değilim…
Kornalar ne için diye sorarkenki maksadım kısaca şudur ki: Alelade bir vasıtadaki kornanın ne işe yaradığını sormak gibi bir basitliğe düşmeyeceğimi ve dahi bu ayarda bir yazı yazmayacak kadar da sofistike olduğumu bilenler bilir, bilmeyenler de tahmin edebilir. Lakin yaşadığımız yer alaturka ise ve o alaturkalık paçalarımızdan damlamaya devam ediyor ve hatta damlaya damlaya göl oluyor ise ben de Arap olayım ve az önceki konduramadığım basitliğe inivereyim ne olacak ki?
Evet, ben basit bir satıha yatırdığım benliğim ve şuurum ile basit bir soruyu hem de içindeki basit özü ile soruyorum. Arabalardaki kornalar ne içindir, ne işe yarar? Çok net, sade ve dolambaçsız. Bu soruya verilecek cevap da aslında net ve dolambaçsız olabilmeliydi. Ha belki ecnebi memalikinde (o beğenmediğimiz, gavur dediğimiz, müselman değildir diye sallamadığımız) bu sorunun cevabı net ve tektir. Korna “arabanın diğer arabalardaki sürücüler ve sair yayalar tarafından fark edilmesi gerektiğinde kullanılması icap eden uyarma aracıdır” diye yekten cevap alabiliriz.
Ancak az önce de belirttiğim üzere paçalarından alaturkalık damlayan ve damlaya damlaya da ne yazık ki göl olan bir memalikte bu sorunun cevabı daha doğrusu hepimizi tatmin edecek bir cevabı maalesef yok. Olsa zaten sormaya hacet olmazdı.
Şimdi alaturkalık derken yanlış anlaşılmasın; Türkü ve Türke ait olanı alaylamak; kalaylamak; dalaylamak gibi bir niyetim yoktur. Aksine bunu yapmaya çalışanın karşısına dikilecek ilk kişi olurum. Ama bu yanlışlarımızı eleştirmeyeceğiz anlamına da gelmiyor. Alaturkalıktan kastım bize özgü bazı davranış şekilleridir ki, bunlar, daha ziyade dejenere olmuş geleneksellik içerisinde amacı ve temeli olmayan anlamsız uygulamalardan tutun da, özünde arabesk tavırlar barındıran bencillikle ilişkili tutum ve davranışlara değin bir çok şeyi kapsamaktadır.
Daha Türkçesi alaturkalıktan kastım evrensellik, bilimsellik, hakkaniyet, adalet kavramlarından ziyade; bencillik, çıkarcılık, kargaşa ve plansızlık, açgözlülük gibi kimi sıfatların yoğun olarak davranışların özünde yer alması ve bu minvalde neticelere sebep olmasıdır.
Konu uzadıkça uzayacağa benziyor ancak işin felsefi kulvarına girince de hemencecik çıkmak kolay olmuyor işte. Kısa keselim o zaman. Soruyu tekrarlayarak vurgumuzu yapalım: Kornalar ne içindir?
Şimdi alaturka alt yapıyı baz alarak kısmen cevap verelim de, gerisini de istediğiniz gibi doldurabilirsiniz…
Kornalar;
1-Öndeki araçtaki bayan sürücüyü taciz edebilmek içindir
2-Seni sollayan aracın şoförüne iyi bir ders verebilmenin ilk adımı içindir
3-Trafikte devamlı surette slalomlar yaparak ilerlerken etraftakilere “bakın ne güzel bir halt yiyorum” diyebilmek içindir
4-Dolmuş şoförleri için “ulan binecekseniz binin, binmezseniz kafanızı ütülerim” demek içindir. Üstelik tıka basa dolu olsa bile…
5-Sıkışmış trafikte stres katsayısı yükselen sürücünün hıncını arabadan almasına yardımcı olan yardımcı ders kitabıdır
6-Arkayı dörtlemeyen yolcuya tepkiselliğin dolmuşun önünden görünen halidir.
7-Işıklarda yeşil yansın diye bekleşen araçlara “bekleme yapma” uyarısını mütemadiyen yapabilmek içindir. Ne de olsa kırmızı yanmasına ramak kalmıştır.
8-Duraklarda üst üste yığılan otobüs ve dolmuşların küfür ibareleri içermeden birbirlerine giydirebilmelerini sağlayan teknolojik alettir.
9-Yaya geçidinden yahut ışıklardan tıpış tıpış geçen yayalara haddini bildirmek, “ulan kaldırın kıçınızı da çabuk geçin” diyebilmek için sürücünün kullanımına sunulmuş bir gereçtir.
Son- Tehlike anında etraftaki yayaları ya da sürücüleri uyarmaya yarayan, mecbur kalmadıkça kullanılması kabalık sayılan, mümkün olduğunda kullanılmayarak gürültü kirliliğine pozitif bir katkı sağlanması amaçlanan, modern insanların kullanmaktan kaçındıkları bir araç aksamıdır…
(Pardon, son madde sehven yazılmış. Onu dikkate almayın! Ne de olsa dikkate alanlar gavur!)
Murat HACIOĞLU