- Kategori
- Sinema
Köşeyi Dönen Adam

Bu yazımda sizlere Müjdat Gezen'in "Eşeğin Karnındaki Elmas" öyküsünden uyarlanan filmle ilgili yorumlarımı aktaracağım.
"Köşeyi Dönen Adam" filmi bir çok yönüyle derin derin incelenmesi gereken bir film. Filmde parayı hayatın anahtarı sanan, onun için her yolu mübah sayan, paranın huzur, mutluluk getiren bir şey olduğuna inanan insanlar, çırılçıplak bir şekilde ortaya koyuluyor. Onların esasında ne olduğunu, ne kadar dürüst, ne kadar dindar, ne kadar örnek, ne kadar ahlaklı gözükürlerse gözüksünler içlerinde bir hayvan taşıdığını görüyoruz. Filimde üstünde durulan bu ana tema, hayatın özetidir aslında. Hemen hemen her alanda, her yerde bu olayla karşılaşırız. Paramız varsa, durumumuz iyiyse, evimizde her gün çorba pişiyorsa misafirimiz de boldur fakat ne zaman onlara verecek bir şeyimiz kalmaz, o zaman sevgimizi verenileceğimiz insanlarda kalmaz. İşte filmde Atıf Yılmaz, Hikayesinde Müjdat gezen bunun üzerinde durmuş.
Bu filmde kemal sunal'ın oyunculuğu da her zamanki gibi harukulade. Onun o müthiş oyunculuğunu izlerken, dünyanın en kötü filme olsa bile sıkılmıyoruz. Bu filmde paragöz insanların zamanı gelince kullanıp, hiç bir değer göstermediği insanlardan birini temsil ediyor. Umuduyla yaşayan Adem, hayatın ne boktan olduğunu Amerika'dan gelen eşekle anlıyor. Rahmetlide öyle bir yedirmiş ki rolü, sadece şapka çıkartılır.
Film klasik Kemal sunal filmleri gibi. Düzeni eleştirip topa tutuyor. İnsanların nasıl dışlandığını, nasıl kullanıldığını anlatıyor. Aradan geçen 34 sene de, hala vaziyette hiç bir değişiklik de yok. Eski filmlerimizde düzene karşı bir eleştiri, insanlara bir fikir sunma eğilimleri varken şimdiki filmlerimizde aynı şeyleri görmemiz mümkün değil. Şimdi espiri kalitemiz bel seviyesinin altındayken, eskiden çok daha kaliteliydik. Eski filmlerden bir çoğunda hatta belki hepsinde hep bir "umut" vardır. İnsanların acizliği anlatılır ve bir umuda nasıl sarıldıkları şimdiyse sadece saçma saçma piyeslerin birleştirilmesiyle bir araya getirilmiş filmleri izliyoruz.
Üzerinde yazmakta olduğum bu film, yasaklı bir film. Bu filmi televizyonlarda görmeniz pek mümkün değil, görseniz de sansürlü halini izleyeceksinizdir. Filmin arka planında yer alan 1 mayıs teması tamamen silinir bu sansürlerle. Çünkü bu film 1 mayısın gerçek yüzünü anlatmaktadır. İşçiler için bir "umut" olduğundan bahsetmektedir. Filmin ana karakteri "Adem" aslında o 1 mayısda yürüyen işçileri temsil etmektedir. Fakat bunu bilmemizi istemezler. Bu tarz filmler, sahneler, haberler sansürlenirken, işçi bayramında polisin joplu, dipçikli müdahalesi gizlenirken, polise "CAN HAVLİYLE" atılan taş, gözümüzün içine içine sokulmaktadır. Bu filmin anlattığı öykü yediği sansürle desteklenmiş, bu sansür filmin senaryosuna güç katmış, inandırıcılık kazandırmıştır.
Günümüzde unutulup giden bu filmi sansürsüz olarak izleyelim, izlettirelim. Hayatın özeti niteliğindeki bu 77 dakikaya sansür koyanlardan hesap sormak bizim birinci görevimizdir.
Ender
Yılmaz