Koşuşturma... / Aile / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '12

 
Kategori
Aile
 

Koşuşturma...

Koşuşturma...
 

Hayatım hep mücadeleyle geçti. Çocukken, çalışan anne ve babanın çocuğu olarak, neredeyse her sabah, koşuştururduk. Ortaokul ve lise hayatım, Anadolu lisesinde geçtiği için, hep tam gün mesai yaptım.  Üniversitede işletme mühendisliği okuduğum için, makine mühendisliğine göre 1.5 kat fazla ders almam sebebiyle, hiç boş günüm olmadı ve hep yine koşuşturdum. Mezun olur olmaz, THY’na başladım ve hiç dinlenmek için vaktim olmadı. Sadece 15 gün izin yapmama izin verdiler ve burslu olduğum için hemen işe başladım. THY’de, çok fazla mesaili bir 5.5 yıl geçirdim ve akşamları saat 20’den önce kolay-kolay şirketten çıkmadım. Ve derken yıllar geçti, çocuklarım dünyaya geldi ve yine hiç durmadan çalışıyorum ve eşime yardımcı oluyorum. Değişmeyen tek şey, çalışkan hayatım. Bu anlamda motosikletim bir özgürlük vesilesiydi ama ne var ki, bu kaza her şeyi mahvetti.

Hayatımın kısa özeti bu, yani koşuşturma! Birçok insanın hayatı da bu şekilde! Çocuklar, yokken, kendime bir hayli zaman ayırabiliyordum. Ve hatta eşimle, dünyayı gezebiliyorduk ama artık, bütün bunlar mazide kaldı.

Dün çocukların ikisini tek başıma doktora götürdüm. Randevulu hasta olmamıza karşın, bir saat beklemek durumunda kaldık ve bizim hasta olması gereken çocuklar, bu süre zarfınca, çılgınca oyun oynadılar. İkisi de alt-alta, üst-üste bu bir saat boyunca, izleyenleri fena halde yordular. Herkes bana sabrımdan dolayı öcü gözüyle baktı. Evet, bizim devirde olsalardı kesinlikle azarlanmış ve hatta kulakları çekilmişti. Oysa ben her seferinde, tane-tane, sinirlenmeden, sakin olmalarını söyledim ve tabi ki sakin olmadılar!

Koşuşturma devam ediyor. Hatta geçmişten farklı olarak, curcunai bir şekilde! İtalyan aileleri gibiyiz. Herkesin aynı anda konuştuğu, çok gürültülü bir aile! Ama her şeye rağmen, mutlu bir aile…

Küçüklüğümü hatırlıyorum. Kardeşimle en sevdiğimiz şey, Pazar günleri kalktığımızda, annemlerin yanına gidip, aynı yatakta onların sırtında, yatak keyfi yapmaktı. Şimdi ben, mümkün mertebe, o Pazar günkü muhabbeti, her güne çekmeye çalışıyorum. Ödev yaşamaktan, güzel yaşamaya terfi edebilmek için çaba sarf ediyorum. Çoğunca başarabiliyorum. Karımın modu ne olursa olsun, onu yumuşatmaya çalışıyorum. Aile olmak gerçekten güzel bir şey!

Bir gün kızımla ben, oğlumla eşim dans edecek. Şimdiden o an için heyecanlanıyorum. Belki de hayatımdaki ilk dans kadar heyecan verecek.

Eşim ve benim, hem bireysel, hem de ikili hayatımız, bu aile durumundan dolayı , çok hasar aldı. Ancak yine de, geneline baktığımızda, daha mutluyuz çünkü asıl şimdi gerçekten aile olduk.

Geç çocuk sahibi olmak, enerji açısından değerlendirildiğinde büyük bir dezavantaj gibi gözükse de, sakinlik ve olgunluk, kısaca tecrübe, durumu daha iyi kotarmanıza yardımcı oluyor. Çünkü artık soğukkanlıyız…

Benim yaşımdaki babalar, çocuklarını 15 yaşına getirdiler bile! Bu onların ruh halini, bir hayli karıştırmış durumda,  nitekim onları büyütürken, zamanı ıskaladıklarını düşünüyorlar. Ve aldatma dahil, bir sürü macera arayışı içerisindeler. Oysa ben, tüm maceralarımı, 30 yaşıma kadar yaşadım, yani evlenene kadar, tüm fantezilerimi gerçekleştirdim; bunlara cinsel olanları da dahil!

Bu kadar hızlı bir yaşamdan sonra ve tüm bu yaşam tecrübelerini sindirmişken baba olmak, açıkçası bana çok lezzetli geldi… Gözüm dışarıda değil, tam tersine içeride! Hayatımı bu yepyeni sorumlulukla taçlandırıyorum.

Evet, koşuşturduğum doğru ama aynı zamanda hayatımda olmadığım kadar mutluyum. Umarım bu böyle, hayatımın sonuna kadar gidecek…

Saygılarımla,

ANIL… 

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..