​ Kötü ahlakın vasıfları -1- kibir / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '08

 
Kategori
İnançlar
 

Kötü ahlakın vasıfları -1- kibir

Kötü ahlakın vasıfları -1- kibir
 

Bir kaç blog halinde kısa kısa İnsanoğlunun kalb hastalıkları ve bunlar ile ilgili İslam Âlimlerinin bildirdiği çareleri siz değerli okuyucularım ile paylaşmak inşallah faideli olmak arzusundayım.

Öncelikle bu kıymetli bilgilerin sahibi Allahü Teala'ya hamd eder ve O'nun sultanlar sultanı , cenab-ı Peygamber , Resulü Ekrem ( Sallalahualeyhivessellem ) efendimize ve O yüce peygamberin kıymetli Ailesine ve temiz Eshabına selam ve dualar ederim.Bu kıymetli dinin bilgilerini , içerisine yenilik , reform karışmasından korumak ve gelecek nesillere, aslını, yani değişmeden gerçek İslamiyyetin bizlere ulaşmasında canlarını ve mallarını feda eden hayatlarını bu uğurda harcayan kıymetli İslam Âlimlerine yani Ehl-i Sünnet Âlimlerine selam ve dua eder , Allahü Teala hazretlerinin bu sevgili kullarına bol bol mükafatlar ihsan buyurmasını dilerim.

Biz onlar olmasa idi doğru yolu bulamazdık, insan 73 sahte altın içerisinde 1 tane gerçek altını bulabilir mi ? bulması için çok tecrübeli bir sarraf olması gerekir.İşte Ehl-i Sünnet Âlimleri 73 fırka içerisinde 1 tane olan ebedi kurtuluş ve seadet yolunu bildirdiler.Bu yol Ehl-i Sünnet itikadı , Ehl-i Sünnet Vel Cemaat yoludur.Bu yolun esaslarından biri, kâmil olan dinimizde sonradan yapılmak istenen bütün yenilik , bid'at ve reformları red ederek dini hususlarda ve ibadetlerde yapılan değişiklikleri tasvip etmemektir.Bu noktada şunu bildireyim ki yanlış anlaşılmasın , yenilik ve reformların red edilmesi ve bunları yapanların beğenilmemesi din ve dini hususlar ve ibadetlerdedir.Fen bilgilerinde , bilim ve diğer ilimlerde değildir.Bu ilmlerin zamana göre değişmesi ve gelişmesi elbette lazımdır.Dinimiz ilmi ve bilimi emr etmiş müslümanların bu alanda her şeyin en mükemmeline ulaşması için çalışmayı teşvik etmiştir.


Konumuza dönersek ; Kibr, kendini beğenmek ve diğer insanlardan üstün görmektir , onlara tepeden bakmaktır.Kibrin, kendini beğenmenin en kötüsü, hatâlarını, nefsinin kötü isteklerini beğenmektir. Kişi o hâle gelir ki, artık hatâlarını, yanlışlarını da beğenmeye, onları savunmaya, mazeret bulmaya çalışır. Nasîhat kabûl etmez. Başkalarını câhil sanır. Hâlbuki, esas câhil kendisidir. Bid’at sahipleri, mezhebsizler böyledirler. Bozuk, sapık i’tikâdlarını ve amellerini, doğru ve iyi bilip, bunlara sarılmışlardır. Böyle kötü huyun tedâvisi çok güçtür.
Her türlü manevî hastalığın tedâvisini, ilâçlarını bildiren Ehl-i sünnet âlimleri, bu kötü hastalığın da tedâvisini, çâresini bildirmişlerdir. Fakat bu hastalar, hastalıklarını bilmedikleri, kendilerini sağlıklı sandıkları için, bu tabîblerin nasîhatlerini, ilimlerini kabûl etmezler, felâkette kalırlar.


Bu hususta âlimlerimiz şöyle buyurmaktadırlar.

Kibir, gurur ve övünme gibi duygular insanın içine çuvaldız gibi saplıdırlar. İnsanın kibirlenmesi, kendinde gördüğü fazîletlerden ileri gelir. Ancak, insan evliyâdan bir mübârek zâtı tanıdığı zaman, bütün bu fazîletlerin, kesinlikle ve gerçek olarak Allahü teâlâda bulunduğunu anlar. Kendisinde bulunan her şeyin, Allah tarafından emânet olarak verildiğini görür (Ali Havvâs).

Kendisinden daha fazla ilmi olan bir kimseyi görüp de ondan kibir ve gururundan dolayıistifâdeye çalışmayan kimse, en büyük câhildir. (Ahmed Rifâî)

İmam-ı Rabbani hazretleride buyurdu ki:

İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık icabıdır. İyilik edenlere hürmet edilir. Nimet sahipleri, büyük bilinir. O halde, her nimetin hakiki sahibi olan Allahü tealaya şükür etmek, insanlık icabıdır. Aklın lüzum gösterdiği bir vazife, bir borçtur. Fakat, Allahü teala, her ayıp ve kusurdan uzak, insanlar ise, ayıp kirlerine ve noksanlık lekelerine bulaşmış olduğundan, Onunla hiç münasebetleri, alakaları yoktur.
Onu nasıl büyük bileceklerini, nasıl şükür edeceklerini anlayamazlar. Ona karşı söylenmesini güzel sandıkları şeyler, Ona çirkin gelebilir. Onu büyültmek, hürmet etmek sandıkları, hakaret ve küçültmek olabilir. Ona hürmet ve şükür şekilleri, yine Ondan bildirilmedikçe, Ona layık olacağına güvenilemez ve Onun kabul edeceği bir ibadet olamaz. Çünkü, insanların hamd etmeleri, Ona belki hakaret olur.
İşte, Onun tarafından bildirilen, tazim, hürmet ve şükür şekli, Peygamberlerin bildirdikleri dinlerdir. Ona kalb ile yapılacak hürmetler, dinde bildirilmiş, dil ile yapılacak şükürler, orada gösterilmiştir. Her uzvun yapacağı işleri, açık ve geniş olarak, beyan buyurmuşlardır. O halde, Allahü tealaya inanmak ile ve kalbin ve bedenin yapması ile şükür etmek, ancak dine uymakla olur. Allahü tealaya, dinin dışında yapılacak hürmete ve ibadete güvenilemez. Çok defa tersine olup, sevap sanılan, günah olur. Bu söylenilenlerden anlaşılıyor ki, dine uymak, insanlık icabıdır ve aklın istediği ve beğendiği bir şeydir. Allahü tealaya, Onun dininin dışında şükür edilemez.

 
Toplam blog
: 22
: 1454
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

79 Sakarya doğumluyum. Kendime göre yaşam kriterlerimizin en değerli, en önem verilmesi gereken k..