- Kategori
- Güncel
Köy enstitüleri

Bugün ülkesinin geçmişini iyi bilen bir çok yurtseverinde bildiği gibi Köy Enstitülerinin açılışının 67. yıldönümü. Ne acıdır ki birçok Avrupa Birliği sevdalısının birlik üyesi olarak ulaşacağımızı söylediği medeniyet seviyesine ulaşma şansını biz bu enstitüleri kapatarak sona erdirdik.
Dönemin kişisel hırs peşinde koşan Demokrat Parti (DP) iktidarı tarafından ortadan kaldırılan bu uygulama aslında M.Kemal Atatürk tarafından başlatılan Türk Devrimi'nin ve Aydınlanması'nın da sonu olmuştur. Büyük toprak ağalarının kendi varlıklarını kaybetmemek uğruna, CHP tarafından ortaya atılan Toprak Reformu tasarısına karşı çıkmaları ( ki bu yasa kabaca toprağı olmayan köylülere hazine arazilerinin verilmesini öngörüyordu ancak tabiki böyle bir uygulama toprak ağalarının tarlalarında çalışacak insan gücünü kaybetmeleri anlamına gelmekteydi) ile başlayan ve DP çatısı altında devam eden bu karanlık zihniyetli politika, çabalarının karşılığını almakta gecikmemiş ve Türk insanının, köylüsünün aydınlanmasına olanak tanıyacak bu uygulama sonlandırılarak Türk Devrim sürecide sona erdirilmiştir.
Halbuki İsmet İnönü çok basit bir şey düşlüyordu. Enstitü mezunu öğretmenler köylerde görevlendirilecek, o köyün insanına tarım, hayvancılık, üretim ve daha birçok temel konuda eğitim verecek eğitimsiz insanları doğruya yönlendirecekti.
O gencecik öğretmen adayları eğitimleri sürecince yalnızca ilerideki görevlerinin gerektirdiği eğitimi almamış aynı zamanda müzik, edebiyat, sanat gibi alanlarda da eğitilmişlerdi. Düzenli olarak okuma saatleri, münazaralar, her öğrencinin bir müzik aletini çalma zorunluluğu gibi uygulamalar tam anlamıyla mükemmel bir eğitim planının parçalarıydılar.
Bu öğretmenler köylerde doğru tarımsal teknikleri öğretecek, her çiftçi kendi toprağını ekecek kendi emeğinin karşılığını alacaktı. Her yetiştirici ağanın değil kendi hayvanlarının sahibi olacaktı, kendi ineğini kendisi sağacak sütünü kendisi içecekti. Ama bu 'yanlıştı'. Ya bu sistem yürürse ne olacaktı? Toprak ağalarının tarlalarını kim sürecekti, hayvanlarını kim otlacaktı, bu insanlar nasıl daha da fazla zengin olacaktı? Bu düzen değişmeli idi. Bahane bulmak ise o dönemde çok kolaydı: "Enstitüler komünist yuvalarıydı, orada kızlarla erkekler beraber kalmaktaydı, çocuklarımıza kötü davranılıyor aç bırakılıyorlardı" gibi eğitim seviyesi düşük bir toplumda çok çabuk destek görecek bahaneler çabucak bulunuvermişti.
Her zaman savunduğumuz demokrasi, DP yi iktidar yapmıştı ama sonuçları çok vahim olacaktı. Bu ülkenin aydınlığı için verilen tüm çabalar 53 yıl önce sona erdi. Ve biz hala bugün bile bu yanlışın sonuçlarını yaşamaktayız. Hala eğitim eksikliğinin sürdüğü bu ülkede, yakaladığımız bir şansı kendi ellerimizle yok ettik ve biz hala AB sevdalısı olarak bu eksikliğimizi gidereceğiz diye çabalıyoruz.
Keşke kendi doğrularımızı bulduğumuzda 'kişisel çıkarlarımızı' bu kadar ön planda tutmasaydıkta bu ülkeyi daha aydın daha kültürlü daha donanımlı insanlarla dolu bir ülke yapsaydık.