- Kategori
- Güncel
Kritik Eşik
Soyut kavramlar insanların değer verdiği değerlerin başında gelir ama bir yere kadar. O nokta akıl mantık sınırlarının zorlanmaya başlanmasıyla bir noktaya kadar anlam ifade edebilir. Kritik eşik aşıldığında ise olacakları tahmin etmek güçtür.
Batı’da huzur olduğuna dair sonsuz güven doğuyu kendisine çekerken, çalışma şekilleri zamanlama açısından yüzyıllar boyunca batının teknolojik üstünlüğünün doğunun üzerine çökmesinde büyük payı olduğu açıktır. Batı zenginliğini doğudan aldığı gibi doğuyu sadece hammadde kaynakları açısından sömürmemekte, insan kaynakları bakımından, örf ve kültürel değerlerinde yarattığı deformasyonla içten çökertip yönetirken, bunda doğunun bin yıla yakın kayda değer bir karşılık vermemesinin de payı büyüktür.
Batı’nın felsefesi, eğitim sistemi, yönetim anlayışı, oluşturduğu standartlar kısacası her anlamda dünyaya hükmettiği çoğu zaman sıradan insanın dikkatinden kaçar. Zaten çoğu insan günlük hayat içerisinde o kadar yoğun bir şekilde boğuşmaktadır ki burnunun ucunu görmekten acizdir. Önünde dev, devasa perdeler vardır. Öncelikle karşısında aşması gereken sorunlar vardır, okul okuldan sonra bir hayat, komşular, iş yaşamı, iş bulma derdi… Dertler genellikle o kadar çoktur ki çoğu insan kendi kendine dert ettiği, kendine dert edilen sorunlara o kadar savunmasızdır ki bunları aşmakta çoğu zaman çaresiz kalır. Değil mi?
Sorununlar sıradan yaşam sürenler için bir değil, beş değil, sınırsızdır. Bu sınırsız dertler arasında sürdürülen ikiyüzlü yaşamlar bir süre sonra hayatın gerçeği haline gelir. Kendini pazarlamayı öğrenen insanlar ile pazarlamada her yolu mubah görmeyenlerin savaşından daima her yolu mubah görenlerin galibiyetle çıkması, satış pazarlama dünyasının kendine has kuralı olduğundan ikiyüzlülerin her zaman tepede olması, yönetici, siyasetçi olmaları tesadüfen değildir. Bu toplumsal çelişki dünyanın bir düzeni şeklinde devamlı katlanarak artar. Sınıfsal dayanışmada tarafların birbirini yükseltmesi tesadüfen gerçekleşmez, düşündüğünü dürüstçe ifade edememenin sıkıntısı pazarlama ağırlıklı sistemin mantığına aykırı değildir. Feda ettiğin, pazara sürdüğün şeylerin değerince kazanç elde edilen sistemde herkes iddia ettiği fikrin geliştiricisi olmaktan ziyade bir nevi pazarlamacısıdır. O yüzden en çok dindarların dini istismar etmesi, en çok milliyetçilerin milliyetçiliği istismar etmesi ya da sol değerleri savunduğunun sağından solundan haberdar olmadan savunması, istismar etmesi tesadüfen gerçekleşemez. Bir fikir bir din dahi olsa bu en çok kendi taraftarlarının kullandığı araçlar olması, onu kullanma tekelinin oluşturduğu bir silahtır. Batı milliyetçilikten yönetim ve pazarlamaya kadar binlerce alanda tartışmasız tek kural koyucu, kuralları belirleyen olması sebebiyle doğuya yaşama, nefes alma imkânı verdiği ölçüde nefes alacaktır.
Dünya materyalist fikirlerle idare edilirken bu fikirlerin hayat bulması, her şeyi alır satar hale gelmesine karşılık semavi tüm dinleri egemenliğine almasında şaşılacak yine bir şey yoktur. Üretim araçları kimin elindeyse karar verici odur ancak tepede bu anlaşmalar için Avrupa’da yüzyıllar boyunca savaşlar verildiğini pek çok insan bilmez, bilenler de gerçek nedenleri yazarlardan okurlar. Bu nedenler genellikle objektif olarak ele alınan yazılar olmasına imkân yoktur. Bugün tarihi savaşlar ve dinlerle ilgili birçok iddia, yazı günümüz insanına anlamsız gelmektedir. Ancak yine Ortaçağda papazlar yıkanmayı günah buldukları için onlara inanan milyonlarca Avrupalı veba mikrobundan kırılmıştır. O zaman papazlar din görevlileri tek otorite olduklarından toplumun geride kalanlarının fikirlerinin bir önemi yoktu. Bilim, teknoloji, tıp gibi dallar yeterince gelişmediğinden gelişmesi de hâkim güçlerin işine gelmediğinden toplum baskı altına alınabilmişti, aynı şekilde propaganda ve teksesliliğin hâkim olduğu 2. Dünya Savaşı sırasındaki Almanya’da Ruslar Berlin’e girmeden az önce Almanlar Rusya’yı işgal ettiğine inanıyordu. Ama gerçek tamamen bambaşka şekillerde sonuçlandı. Araçları ellerinde bulunduranların söz konusu araçları kendileri lehine kullanmak yerine toplum yararına kullanmaları için özel bir durum gerektirir. Yanılgı burada başlar. Genel kural görmezlikten gelinir ve yaşanır gidilir işte…