- Kategori
- Psikoloji
KT 26: "Abla" Yeni Çağ yoluna nasıl düşmüştür?
Yeşilçam filmlerinde kader kurbanı konsomatrislerin, hayat kadınlarının en çok karşılaştığı, "Bu yola nasıl düştün?" sorusu, hazin ve hazır bir karşılığının mutlaka bulunduğu bir tür demirbaştır. Kız anlatır adam inanır, çok inanırsa kızı "o hayattan çekip alır, evinin kadını yapar".
Aynı soru "ne gibi bir itkiyle bu arayışa girdin?" entelektüel kılıfı içinde tamamıyla farklı bir anlam taşır: "Abla"nın sorusu bu ikinci şekildeki, yola çıkmak anlamına da gelebilecek olanıdır. "Öfke yüzünden!" diye yanıtlar bu soruyu "abla"; "Öfke baldan tatlıdır" der atalar ama "Bal yiyen baldan usanır" diyen de bu aynı atalardır. "Abla" bal yemekten usanınca -kızının tanıklığıyla bu yıllarca sürer, kahvaltıda gazetesini okurken açgözlü siyasilere veryansınla başlayan gün, akşam televizyonda reklamcıların milletin cebindeki üç kuruşu kapmak için yapıp ettiklerine söylenmekle kapanır, ertesi sabah kahvaltıya kadar- kendi kendine sorar; "kendisini canlı, güçlü, mücadeleci hissetmesini sağlayan öfke normal midir, bir bağımlılık haline mi gelmiştir yoksa?"
"Neden öfkeliyim?" sorusunun nedenine inince korkuyla karşılaşır: Bir şeyleri eksik yapmak, yapamamak, yetişememek, yeterince iyi olamamak, sadece iki kol ve iki bacağa sahip olmak, ensede bir gözünün olmayışı gibi yetersizlikleri yüzünden "abla", çok öfkelidir. Sağda solda gözlediği "adaaaaam sende!" tavrına içten içe özenirse de dıştan dışa kızar.
Ama küpünü hırpalayan keskin sirke durumu canına tak etmiştir bir kere!...
Yola çıkışının tek nedeni bu değildir, bir nedeni budur.