- Kategori
- Güncel
Kul hakkı ve cemaatçılar

Cemaat denilince artık aklımıza ''Fethullah Gülen Cemaatı'' gelmektedir. Söz konusu cemaatın devlet içindeki kamu görevlilerinin tamamı 'Paralel Yapı' adıyla anılmaktadır. Cemaat mensupları, Said Nursi'nin bugünkü şakirtleridir.
Devlet içinde örgütlenmeleri tamamen sözlü bir sistemle olmakta ve bu üyeler bir cemaat imamına ya da 'abi' diye tabir edilen bir görevliye bağlı olmaktadırlar. Üye olduklarına dair herhangi bir yazılı kayıt bulunmadığından tespit edilmeleri de adeta imkansızdır.
Yakın geçmişte yüzlerce asker ve sivil insanların tutuklanmalarına, yargılanmalarına, bazılarının da ölümlerine neden olan balyoz davası, ergenekon davası, casusluk davası sanıklarının hileli deliller, kumpaslar yoluyla haksız olarak sebebiyet verilmiştir.
Bu paralelciler ve bağlı oldukları cemaat önderleri yapılan işlemlerin hem yasalara aykırı, hem de günay olduklarını bilmiyorlar mıydı? Elbette biliyorlardı. Peki bu insanlara yapılanlar ''kul hakkı'' na girmiyor mu?
Üzülerek ifade edyim ki yaptıkları büyük günahlardandır.
Dini emellerine ulaşmak için her yol mübah mıydı?
Bazı insanlarımızın masum dini duygularını siyasi amaçlarına alet etmek günümüzde sıkça başvurulan yöntem olmuştur.
Hesap gününden hiç mi korkmuyorlar.
Kuldan utanmıyorlar, Allah'tan da mı korkmuyorlar.
Cumhuriyetimiz kurulduktan bu yana kalkınma, modernleşme, ilimde, fende yükselme mücadelesi vermişken, bu rotayı ters yöne çevirme gayretleri bizi çağın gerisine düşürmez mi?
Pozitif bilimlerde yükselen batıyı göre göre, körpecik beyinleri dini bilgilerle yüklemeye, pozitif bilimleri ise ihmal etmeye neden çalışıyorlar. Elbette temel dini bilgiler verilmeli. Ancak pozitif bilimlere de öncelik verilmeli.
Bazen söz açıldığında 'neden İslam dünyası geri kaldı?' şeklinde sorularla karşılaşabiliyoruz.
Eğitim sistemimiz çağdaş ve laik olacak şekilde düzenlenmeli. Akılcı ve sorgulayan nesiller yetiştirmeliyiz.