​ Kültür-kültür / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Kültür-kültür

Kültür-kültür
 

İstanbul 2010: Kültür Başkenti olduk. Kültürün kültleri, kültürden bihaber, kültür-kültür bir halde


Oturduğumuz koltuk, geride kalan birkaç yıllık süreçte birçok alanda gündemin birincisi sırasını işgal eden, getirilerinden söz edilen ve sonuçta başarı hanesine yazdıracak bir şeyi olmayanlara; halk arasında fakir avuntusu denilen türden bir sevinti sağlayan olgudur.

Bu olgu: "Avrupa Birliği Kültür Başkenti" unvanıdır. İstanbul, 1 Ocak itibari ile yerinden kalkmış ve bu koltuğun üzerine oturmuştur. Tabii, İstanbullu bunu fark etmiş midir, etmemiş midir bunu sormak gerekir.

Kültür konusunda başkent olma durumundan söz edilebilir. Ama İstanbul'un kültür başkentliği, kültürün Avrupa Birliği normlarına sığmaz. Çünkü İstanbul, bütün yozlaştırmalara ve kültürel cinayetlere rağmen; tek başına AB'ni tüm kültürel varlığına yukardan bakar. (Başka bir deyişle; Avrupa’nın topuna meydan okuyabilir.)

Oryantalist akımların ve klasik Batı kültürünün üç bin yıllık bir savaş meydanıdır İstanbul.

Modern Çağ ile birlikte girilen hormonlu kültürel akımların tüm dünyada yaşadığı düşük düzeyli harpten de etkilenmiştir. Avrupa, son iki asırdır, kendi öz kültürünü; önce Tekno, ardından Punk akımlarına modernite adı altında dejenere ettirmiş, popüler kültürü çiğ bir özgünlükten hilkate dönüştürmüştür.

İstanbul ise kendi klasiklerini, modernite kimliğine bürünmüş olarak gelen çarpık akımlara teslim etmemek için birkaç asırdır büyük bir sokak savaşı vermektedir. Bu direniş, gerçek anlamda modernleşmeyi de dışlamasına sebep olmaktadır. Absürdün post-modern ile karıştığı bir anlam bunalımı, kültürün içinde olduğu ana sorunlardandır.

Son olarak tüm dünyada yaşanan bu kültür bunalımından, boşta, sahipsiz kalmış bir azınlık; absürd öğeleri öne çıkararak kültür konusunun tüm ilgi alanlarında popülerliğin gerçeküstü ürünlerini vermeye başlamıştır. Protest iddiasında olan bu akımlar, estetik ve ahenkten uzak ürünlerini ‘özgünlük’ özgürlüğü ile kabullendirmektedir.

Yaşanmakta olan kaosun sorumlusu; kültürden anladığı; ‘tektip’leştirme olan bir zihniyetin, elindeki dizginleri bırakmış olmasıdır. Bu durum yarım asrı aşan bir süredir kendi başına gidiyor olmanın tek açıklaması değilse de; oluşan otorite boşluğu giderek büyüyen bir kültür sorunu yaratmaktadır.

Sonuçta meydanı boş bulan birileri, kültür adına içine tükürebilmekte, bir diğeri de başka bir şeyini yapıp sanat diye sergileyebilmektedir.

Sorunun sebepleri çok kalabalık değil.
Kültür ile ilgisi olmayan, hiç ilgisiz bir nedeni var: Siyaset!

Yaşananların temel nedeni; siyaset, siyasiler, politikacılar, bürokratlar...
Yani yönetimsel bir sorun.

Bir bilgisayar tabiri var: "FATAL ERROR" Durumu en iyi anlatan eden ifade bu.

* * *

2009 yılı içerisinde İstanbul 2010 ile ilgili iki toplantıya katıldım. Tanıtımlarda birkaç defa, aynen kullanılan, bir cümle benim için umut ışığı oldu: "Bu durumun sonucu olarak da İstanbul, ekonomik anlamda turizm hareketliliğinden daha fazla yararlanabilecektir." Dilerim bu umut da Yılbaşı biletlerim gibi sonuçlanmaz. "Bu ahval ve şerait içinde dahi görevin..." bellidir.

Bir süredir -İstanbul olarak- AB’nin lütfettiği koltuklardan birinde oturuyoruz. Bu oturuş iyi bir oturuş değil ama Avrupa Birliği Kültür Başkent'liği koltuğu, İstanbul'a hayırlı olsun.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

 
Toplam blog
: 370
: 1092
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..