- Kategori
- Spor
Kupa gecesinde Fenerbahçe ve Galatasaray farkı

Kupa maçlarının faydalı olan bir tarafı var. Yedek bekleyen oyuncular kendilerini göstermek için şans buluyorlar. Bundan yirmi sene önce en fazla 13-15 kişilik kadrolarla Avrupa’da bir iki tur hedefleyerek tamamen lige yoğunlaşmak mümkünken, futbola artan ilgi ve maç yoğunluğu nedeniyle özellikle üç büyükler yılda altmışa yakın karşılaşma oynamak zorunda kalıyorlar. Bu da daha geniş kadroları gerekli kılıyor.
Geniş kadroların en önemli sorunu futbolcuların formda tutulmasıdır. Dün izledik, Tabata’nın durumunu. Giderek futbol oynamayı bile unutacak hale gelmiş gözüküyor ki gönderilip gönderilmemesi tartışılıyor.
Fenerbahçe - Altay
Açıkçası lige verilen araya sıkıştırılan kupa fikstürünün özellikle Fenerbahçe’nin çok işine yarayacağını düşünüyorum. Fenerbahçe’de uzun zamandır forma şansı bulamamış oyuncular var. Diğar taraftan da maç tarafiği yüzünden yorgun düşmüş, futbol topu görmek istemez hale gelmiş oyuncular da var.
Uğur Boral, Deivid, Bekir, Semih, Deniz yedek kulübesine talim eden oyuncular arasında. Aslında biz çok iyi biliyoruz ki bu futbolcular birçok takımda direkt forma şansı bulurlar ve hatta oynayacakları topla da Fenerbahçe’nin transfer listesine girerler. Zaten Fenerbahçe’ye geliş süreçleri de benzer değil mi?
Bu gruba Özer’i eklememiz ve onun için biraz düşünmemiz gerekiyor.
Özer son bir iki haftadır takıma dahil olmuş, çok ciddi bir sakatlık döneminden geçtiği için de maç eksiği olan; maç oynayarak kendine güveni gelecek bir oyuncu tipi. Özer hafta sonu Trabzon’da sol kanatta oynadı. İlk Bükreş ve kupada Altay’a karşı da Alex’in yerinde oynadı. Bir hafta önce de solda başladığı maçı, sağ tarafta bitirdi. Pazar günü biraz eleştiri alsa da ne kadar yetenekleri olan bir oyuncu olduğu da ortada. Vücut yapısı ideal futbolcu ölçülerinde. Daum’un kupa maçlarında onu çeşitli yerlerde deneyeceğini düşünüyorum. Altay’a attığı goller vuruş tekniği açısından da çok iyiydi. Özellikle ikinci gol için Alexvari demek de doğru. Özer, iki senedir Fenerbahçe’nin Tuncay’dan boşalan yerini doldurabilir.
Fenerbahçe’nin sol kanadında Tuncay/Ümit Özat’tan bu yana çok ciddi bir sorun var. Uğur Boral’ın da yedek kalmasıyla Brezilian bir ekole bürünen sol taraftan çizgiye inip top kesen oyuncu kalmamıştı. Özer bu anlamda ve bu ölçüler dahilinde sanki idealmiş gibi duruyor. Özellikle Lille maçlarında ona çok iş düşecektir.
Fenerbahçe, Altay karşısında bilindik dizilişini farklı oyuncular deneyerek oynadı. Altay’ın gücü ortadadır. Bu anlamda ölçü olamaz. Eskişehirspor maçının bu anlamda ciddi bir test olacağını söyleyebiliriz.
Galatasaray – Trabzonspor
Noel’e bir kaç gün kalması yabancı oyuncuların erkenden ülkelerine gitmeleri nedeniyle Galatasaray tamamen yerli futbolculardan kurulu bir takımla Trabzonspor karşısına çıktı. Galatasaray geçen sene ligi beşinci sırada tamamlamanın dezavantajını bu sezon daha fazla maç yaparak ödüyor. Avrupa’da bir tur fazla oynamanın yanı sıra kupada da gruplarda geçen sene ilk dörde girmiş takımlardan biriyle eşleşiyor. Bu takımın Trabzonspor olması aslında sıkıntı olabilecekken, rakibinin yaşadığı sorunlar nedeniyle belki de avantaja dönüşüyor.
Trabzonspor’ü üç gün önce yakından izlemiştik. Rakibin Fenerbahçe olması belki de onları daha fazla motive etmiş olabilir. Çünkü Galatasaray karşısında çok daha başarısız bir oyun ortaya koydular. Eksik Galatasaray karşısında ikinci yarının bir on beş dakikalık bölümü dışında Trabzonspor namına bir takım görmek mümkün olmadı.
Şenol Güneş’in bu takımın başına sezon ortasında geçmekle çok ciddi bir riski üzerine aldığını düşünüyorum. Özellikle de kadro dışı kalmış birçok oyuncuya af çıkarıp, aslında başarısız da olmuş kadronun içinden bir mucize yaratmaya çalışıyor.
Bu Trabzonspor’un ligde Galatasaray’a üç gol atan takımla alakası bile yok.
Çok daha geriye gitmiş durumdalar. Şenol Güneş kupa maçlarında kadro değişikliğine giderek taktiksel yenilikler yapabilir. Ancak Galatasaray’la aynı gruba düşmüş olmak ve ilk maçı da onunla oynamak tam bir şanssızlık oldu. Radikal hamleler yapmak yerine eskinin üzerine yorum getirmeye çalıştı.
Şimdi birçok kişi Broos’un neden gönderilmiş olduğunu soracaktır. Kadro aynı, diziliş aynı, değişen tek şey kulübedeki isim; ancak Trabzonspor geldiği çizgi üzerinde yürümeye devam ediyor. Şenol Güneş böyle bir fiiliyatta köklü değişiklikler yapmayarak bir anlamda bu karşılaştırmanın yapılmasına da neden oluyor.
Trabzonspor’un orta sahada atakları organize eden bir beyine ihtiyacı var. Bu oyuncunun Alanzihno olup olmayacağı fazlasıyla soru işaretidir. Belki de Şenol Güneş bir yerlere hangi oyuncuların olmayacağını göstermek de istiyor olabilir.
Önce Fenerbahçe sonra da Galatasaray yenilgileri takımın havasını ister istemez etkileyecektir.
Galatasaray Strum Graz maçındakine yakın bir kadro ile sahaya çıkmıştı. Santraforsuz oynamanın sıkıntısını yaşadılar. İlk yarı Aydın, ikinci yarı da Arda bu pozisyonda oynar gibi gözükse de aslında orta sahadan ileri çıkan oyuncularla gol aradılar.
Trabzonspor’un bu Galatasaray’dan gol yemesi de santroforsuz Galatasaray'ın iki gol bulması da çok ilginçti.
İlk yarıda Mustafa Sarp’in iki kötü vuruşunu izledik. Gol biraz daha teknik bir ayak olan Caner’in ayağından geldi. Çok güzel bir kafa vuruşuydu. Benzer kafa gollerini yıl içinde fazla izleme şansımız olmuyor. Jenerik gol attı Caner. 1970'li yılların Batı Almanyası'nın unutulmaz oyuncusu Hrubeschvari bir kafa golüydü. Bizi çok eskilere götürdü.
Aynen Avusturya ekibi karşısında olduğu gibi Aydın bu maçta da etkisiz kaldı. Aydın ne zaman Arda'nın futboluna yaklaşacak merak konusu. Bu sene değilse ne zaman?
Galatasaray’ın defans sorunu devam ediyor. Song’un attığı gol Galatasaray’a yakışmadı. Daha da kötüsü on dakika sonra benzer şekilde yine Song’un aynı pozisyonu yakalamasıydı ki bu defansif sorunun artık kronikleştiğinin işaretiydi.
Galatasaray bu maçı çok kolay kazandı. Üstelik eksik kadrosuyla başardı bunu. Fakat Beşiktaş karşısında izlediğimiz bir Manisaspor bugün Galatasaray’ın rakibi olsaydı bu defansla ve kadroyla kazanabilir miydi, sorusunu ister istemez sorguluyoruz.
Galatasaray’da sistemi biraz da futbolcular belirliyor. Fenerbahçe ile aralarında bu anlamda çok ciddi bir düşünce farkı var. Bu nedenle kupa maçlarını Fenerbahçe’nin yararlandığı şekliyle kullanamayacağını söyleyebiliyoruz.
Uzay Gökerman