- Kategori
- Güncel
Kurbağa bacağı hikayesi

Pelophylax ridibundus
Bugünlerde ülkemizde, ekonomi uzmanlarının yeni istihdam alanları yaratmak için gösterdikleri çabaları gördükçe hayretler içinde kalıyorum. Herşeyi ve herkesi ekonomik birer simge olarak gören ekonomi profesörlerini özellikle. Sonucu düşünülmeden söylenen sözlere ve de kolayca ifade ettikleri cümlelere bakıp, ilerisi için elimizde daha ne kaldı diye soracağımız günler, yakındır diye düşünüyorum.
Bu düşünceye sevk eden olaylardan biride son günlerde kurbağa yetiştiricliği. Tavuk ve büyükbaş hayvancılığından sonra ülkemizde balık çiflikleriyle beraber, artık yurt dışına ihraç edilmek üzere kurbağa yetiştiricliği yapılıyor. Yani normal havuzlarda, büyük oranlarda üretilen kurbağaların "temel gıda" maddesi olmamasına rağmen tüketilmesi ne kadar sağlıklı bir fikirdir, anlamış değilim. Aslında tüketilmesi bir yana, üretilmesinde yaşanacak sonuçlar neler olabilir, teşvik sağlayanlar bunu hiç düşünmüşlermidir acaba? İnsanoğlu doğayı bitmez tükenmez sınırsız kaynaklardan oluştuğunu düşünüyor ki hiç öyle değil...
Bazı ekonomi uzmanları da bu kurbağa yetiştiriciliğine takmış durumdadırlar ki, halkımız yetiştirsin, kilosu şu paradan şu kadar kazanır, geçimini sağlar diye etrafta atıp tutuyorlar. Peki halkımız bu kurbağaları yetiştirirmi? İşte bu sorunun cevabı "evet" olamaz ülkemizde. Hem ne gerek var masraf yapmaya, köydeki derelerde yada göllerde duran kurbağalar bari bir işe yarasın diye düşünüp toplanacağını adım gibi biliyorum-ki, Hatay'da da bir örneği mevcuttur. Hatay da kurbağa yetiştiricliği tanıtımından sonra, göllerde dere kenarların da kurbağa toplayan simsarlarla dolu olduğunu gördük.
"Toplasınlar kardeşim" "Allah'ın kurbağası" Ne olacak ki" diye konuşanlara, bir zamanlar ülkemizde şiddetli bir şekilde ölüm vakalarını yaşatan sıtma hastalığını taşıyan sivrisineklerin ana predatörlerinden birinin kurbağalar olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Son yıllarda bataklıklar kurutarak, çözüm bulduklarını sanalara, hersene ülkemize kaç yeni sivrisinek populasyonu ve bunlar la beraber kaç yeni önlenemeyen hastalık girdiğini hatırlatmama gerek var mı?
Peki böyle bir durum yaşanırsa ne olacak? "Doğa kendine yapılana tepki gösterir" ve etkiside uzun süre sürer. Umarım ilgili bakanlıklar bu olay ile ilgili yasal mevzuatlara sahiptirler. Yoksa ilerisi için gerçekten çok "geç" olabilir...