- Kategori
- Küresel Isınma
Küresel ısınma
Sayın okurlar lütfen 14 mart tarihli trafik sorunu yazımı anımsayın. Orada özetle trafik sorunu diye bir sorun olamayacağını sorun dediğimiz olgunun bir sonuç olduğunu anlatmaya çalışmıştım. (Lütfen 24 mart tarihli Hürriyet gazetesinde Sn. Bekir Coşkun' u okuyun ve sakın bu adam ne demek istedi diye bana kızmayın.....)
Şimdi bir başka sorunumuz! önümüzde olanca ağırlığı ile var. Küresel ısınma! Ama bu konuda sadece biz değil anlamadığım -aslında anladığımı anlayamadığım- bir şekilde neredeyse tüm insanlık sanki bir gaflet uykusunda. Ama biz yine kendimize dönelim. Küresel ısınma da sayın okurlar doğaldır ki bir sorun değil ve bu nedenle onun da çözümü söz konusu değil. Çözmemiz gereken başka şeyler var. Onları başarırsak -ki çok zor- sonucu belki biraz olumluya çeviririz.
Küresel ısınmada bilim insanlarınca kritik eşik olarak tanımlanan 2 derecelik artışı geçmemek için (0, 5 derecesi geçilmiş zaten) yapmamamız gerekenler var. Bunun için hepinizin bildiği gibi doğal kaynakları korumak, enerjiyi israf etmemek ve fosil yakıtları olabildiğince az tüketmek gibi önlemler söz konusu.
Peki biz ne yapıyoruz? Bolu dağını ne pahasına deldik yetmedi. Şimdi Adapazarı-Bilecik arasını duble yol yapıyoruz. o inşaat makineleri dere yatağını, ağacı, kayayı kesip duruyorlar. Sadece burayı değil Antalya yolu tümden duble yapılmaya çalışılıyor, neden ? Yazın koloni halinde bindiğimiz araçlarımızla havuz başına 30 dk erken gitmek için. Kesin olarak başka hiç bir katkısı olamaz. Çünkü açılan her yol, ancak o yolu dolduracak araç olmadığı ve mevcut araçlarında kullanılmaları gerektiği gibi kullanıldıkları zaman işe yarayabilir. Ayrıca karayolu trafiği bu kadar çok mu olmalıdır ki akışımız da aman biraz hızlansın. Oysa ki biz karayolu ağırlıklı bir ülkede bu mantaliteyi hiç değiştirmeden sadece yolu genişleterek çözüm! bulmaya çalışıyoruz. Bunu hem şehir içinde hem şehir dışında yapıyoruz. Özelleştirme bedellerinin karayolu yapımında harcanacağını açıkça söylüyoruz zaten. Oysa ki o yollar bittiğinde zaten dolmuş olacak. O sürede çevreye salınan gazlar, yok edilen doğa bunun önemi yok bizim için.
Üstelik şehir içinde yapım değil yıkım gerekirken, olan arazilerinde olağanüstü büyük yapılaşmaya açılmasının gerektirdiği altyapı sorunlarını ne yapacağız ? Giderek daha mega inşaat faaliyeleri, giderek daha fazla havaya salınan gazlar, giderek daha çok sıkışan yollar. Sonra yollar sıkıştığı için yeni yollar, daha mega inşaat faaliyetleri. Her yok edilen açık alan ile artan kirlenme.
Sayın okurlar önce bizim bazı şeyleri kabullenmemiz gerekiyor. Örneğin her kimki bize yeni yol vaad edecek ona oy vermeyeceğimizi belli etmeliyiz. Örneğin her kim ki yeni yapılaşmalar, yeni sanayi bölgeleri vb vaad edecek bize, ona oy vermeyeceğimizi belli etmeliyiz. Bizden oy almanın yolunun yapmaktan değil tam tersine yıkmaktan geçtiğini önce kendimize sonra adaylara anlatabilmeliyiz. Sayın okurlar çok büyük olasılıkla Sultan sazlığı geri gelmeyecek, Gediz deltası geri gelmeyecek, Tuz gölü yakın gelecekte tamamen kaybedilecek. Bunları kaybettikten sonra yollarımızın ne kadar geniş, gökdelenlerimizin ne kadar muhteşem olduğunun bir anlamı yok.
Bu havayı, bu suları, bu toprağı korumak zorundayız. Yoksa bu ısınma önce bizi yakacak.