​ Kürt kızları olmasa aşksızlığa mâhkumum / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '16

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Kürt kızları olmasa aşksızlığa mâhkumum

Kürt kızları olmasa aşksızlığa mâhkumum
 

Öncelikle söyleyeyim, 'Kürt kızı iyi, Türk kızı kötü' veya 'Acem kızı temiz, Arap kızı pis' gibi bir ayrıştırma, bir milliyetçilik yapacak değilim. 
iyilik-kötülük, temizlik-pislik herkese, her şeye, her millete mahsustur; yani, insanın olduğu her yerde bu zıt şeylerin hepsi vardır.
 
*
 
Kendi hikâyemden ve yaşadıklarımdan örneklerle yazıyı tamamlayacağım.
 
Çeyrek asra dört sene fark atan bir ömre sahibim. Ana baba Türk'üm. Türklerin yoğun olduğu köyde yaşadım, şehirde okudum. Çevremin inandığına inandım, güvendiğine güvendim; benimsediğini benimsedim. Türkler haricinde veya asimile olmuş Kürtler haricinde tanıdığım pek olmadı.
 
Ben bir engelliyim, ortapedik engelli... Bacaklarım tutmasa da, yüreğime kanat takmayı unutmamış doğa. Bedenimi sınırlasa da, ruhuma can üstüne can katmış doğa. Aşkın kitabını yazarken de, aşksızlığa mâhkum etmiş doğa. 
 
Tabii, aşksızlığa olan mahkûmiyetimde doğanın pek bir suçu yok, tek suçu böyle bir mâhkumiyete mahal vermek... Malum, engellinin yüzü soğuktur; engelli olmak, karizması çizik olmaktır; engelli olmak, hayata bir sıfır yenik başlamaktır; engelli olmak, engellerle dolu bir hayatın içerisinde dönüp durmaktır.
 
'Engel aşka engel değildir' derler ya, yalan. Öyle bir engeldir ki, sadece bu engelli parçalayan yüce gönüllü insanlar vardır, az da olsa. Değilse taş gibi engeldir, engel aşka.
 
Erkek olmam hasebiyle, durumu kadınlar üzerinden değerlendireceğim. Aman yanlış anlaşılmasın, kadını eleştirmek, erkeğe toz kondurmamak gibi. Erkek bir feminist olduğumu ve erkeklerin çoğunun aşktan sınıfta kaldığını, ümitsiz canlı olduklarını söylemeden geçmeyeyim.
 
Karşılıklı aşklara hasret, platonik aşklara mahkûm bir ömrüm oldu. Engelli olduğum için, fiziki bir eksiğim olduğu için, reddedilmek endişesinden dolayı duygularımı itiraf edemedim sevdiğim kızlara. Ve anlayışımı haklı çıkarırcasına hiçbir kız da bana duygusal bir yakınlık hissetmedi; hep kardeşçesine yaklaştı, hep arkadaşçasına. Orta okulda, lisede, üniversitede hep böyle oldu. Köyümde, ilçemde, ilimde hep sıfıra sıfır elde var sıfırdı, yalnızlar kervanının daimi üyesiydi asil yüreğim.
 
25 yaşından sonra tattım karşılıklı aşkın lezzetini. Ve anladım platonik akın saçmalığını, ne kadar b.ktan püsürden bir şey olduğunu... Ve reddedilme endişemin ne kadar yersiz olduğunu karşılıklı aşkın lezzetini tadarak anladım. Reddedilme ihtimalim olsa da, itiraflarımı çekinmeden dile getirdim.
 
Karşılıklı aşk aldığım beş kadın oldu; ikisi Türk, üçü Kürt'tü. İlk ikisi Türk'tü; biri gerçekten samimiydi, ama kendince nedenleri olduğu için gitti; ikincisi samimi gibiydi, ama sonradan samimi olmadığını anladım, daha çok gönül eğlendiriyordu. Son üçü Kürt'tü. Bu Kürt kızlarıyla nette karşılaştım; hepsinin karakterim ve ruhum dikkatini çekti, dostlukla başladık, dostluklarımız aşka evrimleşti. İlk ikisinin kendince nedenleri vardı, gönüllü bir şekilde anlaşarak bitirdik. Üçüncüsü yeni filizlendi, ve olgunlaşmaya doğru gidiyor; ve diliyorum ki, sonsuz olur.
 
Şöyle düşünen olabilir: 'Sen fikirlerinle Kürt kızlarının ilgisini çekmiş olabilirsin' diye. Asla, kat'a, hayır, bin kere hayır! Kürt kızlarının bende ilgisini çeken karakterimdi, ruhumdu, aşk adamlığımdı, yani yüreğimdi, başka bir şey değil. Hepsi fiziki durumumu biliyordu, ayrıntısıyla anlattım. Ve hepsi bunun aşkta önemsiz bir şey olduğuna inanıyordu. 
 
Yani Kürt kızlarının içinden aşkta ruhu öncelikli tutan gerçekten çok çıkıyor. İyi ki varlar, değilse aşksızlığa mahkûmum valla billa!
 
-Mustafa Yıldırım - 16.03.2015
 
Toplam blog
: 480
: 715
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..