​ Kürtleri küstürdük mü? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '09

 
Kategori
Siyaset
 

Kürtleri küstürdük mü?

Kürtleri küstürdük mü?
 

İşte, Türkiye'nin 8 vilayete ayrıldığı Kenan Evren imzalı yeni bir idari yapılanma...


1921 ANAYASASI'NIN ÇAĞRIŞTIRDIĞI DEMOKRATİK AÇILIMLAR ...


1920 yılı...


Yunan ordusu, Anadolu içlerine doğru ilerlemesini devam ettiriyor...Kurtuluş Savaşı'nın tam ortasındayız...1876 Birinci Meşrutiyet Anayasası hala yürürlükte...

Kongreler toplanmış... TBMM açılmış...Yeni bir devletin ilk işaretleri belirmeye başlamış... 1876 Anayasası yürürlükte olmasına rağmen yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulmaktadır...

Çünkü, kurulması düşünülen yeni devletin anayasalı bir duruma gelip hukuksal bir zemine oturtulması gerekmektedir.

1921 Anayasası hazırlanmaktadır.

Mustafa Kemal, Meclis'teki bazı milletvekillerinin ve bazı çevrelerin tepkisini gidermek için, Sadrazam Tevfik Paşa'ya bir telgraf çekerek, 1876 Anayasası'nın, 1921 Anayasası'na aykırı olmayan hükümlerinin yürürülükte kalacağını bildirmiştir.


20 Ocak 1921 Anayasası...

23 maddelik kısa bir anayasadır...Bu Anayasa'nın sonundaki "maddei münferide"de, 5 Eylül 1920 tarihinde kabul edilen "Nisab-ı Müzareke Kanunu"(Görüşme Çoğunluğu Yasası)'nun, "BMM, Hilafet ve Saltanatın, vatan ve milletin kurtarılmasından ve bağımsızlığından ibaret olan gayesinin husulüne kadar toplanır" şeklindeki hükmünü de yer almaktadır....Yani, amaç sağlandıktan sonra BMM dağılacak ve gerekirse yeniden toplanabilecektir.

Şimdi bu kısa anayasanın, konumuzla ilgili olabilecek maddelerine bir bakalım...

Md-4 : Büyük Millet Meclisi, vilayetler halkınca müntehap(seçilmiş.cd) azadan mürekkeptir.

Md-5 : ...Büyük Millet Meclisi azasının herbiri, kendini intihap(seçen.cd) eden vilayetin ayrıca vekili olmayıp umum milletin vekilidir.

Md-11 : Vilayet, mahalli umurda(işlerde.cd) manevi şahsiyeti ve muhtariyete haizdir.(maddenin bundan sonraki cümlelerini dilimin döndüğü kadar günümüz diline çevirmeye çalışayım.)...Dış ve iç siyaset, yasal, adli ve askeri işler, uluslararası ekonomik ilişkiler ve hükümetin genel teklifleri ile menfaatleri, birden çok vilayeti kapsayan hususları dışında olmak üzere Büyük Millet Meclisi tarafından konulacak kanunlar gereğince Vakıflar, Medreseler, Eğitim ve Öğretim, Sağlık, Ekonomi, Ziraat, Bayındırlık ve Sosyal Yardım işlerinin tanzim ve idaresi Vilayet Danışma Kurulu yetkisi dahilindedir.

Özellikle bu 11.Md., bazı kesimlerce, Kürtlere mal edilmiş ve Kurtuluş Savaşı sonrasında maddenin başındaki ifadeden "Kürtler"in çoğunlukla yaşadığı vilayetlere "muhtariyet" verileceği izlenimi yaratılmıştır.

Bu konuda, Atatürk ve Kürtler arasında gizli bir anlaşma olup olmadığı konusunda bir bilgim yok. İnternette dolaşan bilgilere de pek itibar etmediğimi her zaman söylerim. Ancak, bu maddenin, Kürtlerin, Kurtuluş Savaşı'na katılmalarını kolaylaştıran bir çekicilik içerdiği söylenebilir. Bu kısa anayasanın ilgi çekici bir yanı da, içinde bir tek bile "Türk" sözcüğünün geçmemesidir.

Oysaki, bundan 3 yıl gibi kısa bir zaman sonrasında kabul edilen 1924 Anayasası'nda, bırakın "Türk" sözcüğünün geçmesini, anayasanın bir bölümü özel olarak "Türklere" ayrılmış ve "Türklerin Hukuku Ammesi" başlığı altında Türklerin kamu hakları sıralanmıştır...Yani, 1924 anayasası Türkiye ahalisi(halkı) içindeki etnik kökeni farklı insanlarımızı yok saymış ve bu bölümün 88.Md. ile de, "Türkiye ahalisina din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle(Türk) ıtlak olunur" diyerek tüm etnik kökenli insanlarımızı "Türk" saymıştır.

Sanırım, üç yıl önceki anayasa ile bu anayasa arasındaki bu keskin dönüş "Kürtleri" küstürmüş oldu...Ancak, şu da bir gerçektir ki, 1921 Anayasası'ndaki vilayetlere (günümüz deyişiyle yerel yönetimlere) verilen "muhtariyet" yalnızca Kürtlerin yaşadığı vilayetlere özel değildi. Bu muhtariyet bütün Türkiye vilayetleri içindi.

KENAN EVREN AÇILIMI...

Bu konuda yaşanmış bir tecrübemiz de bulunmaktadır.

1983 yılında, Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Türkiye idari yapılanmasında eyaletler yolunu açacak "Bölge Valilikleri Projesi" hazırlıyor ve bu projeye uygun bir de harita çiziyor. Bu projeye göre, Türkiye 8 Bölge Valiliği'ne ayrılıyor ve Ankara'nın pek çok yetkileri valiliklere devrediliyor.(öngörülen valilikler; ANKARA, İSTANBUL, İZMİR, KONYA, ADANA, KAYSERİ, ERZURUM, DİYARBAKIR) Ancak bu konuda hazırlanan bir kararname Turgut Özal Hükümeti tarafından reddediliyor.(1)

Belli ki Kenan Evren, bu projeyi ilk TBMM'nin hazırladığı ve yukarıda ilgili maddelerini verdiğim 1921 Anayasası'ndan etkilenerek hazırlamıştı.

Ama, Turgut Özal, o sıralarda siyaset alanında yeni olduğu için 10 yıl sonraki kadar cesur ve uzak görüşlü değildi, özünde belki de demokrat bile değildi. Bu nedenle de, projeyi "Türkiye'nin bölünebileceği" kaygısıyla reddetmişti.

Turgut Özal, ancak 10 yıl sonra uyanabildi...Yerel yönetimlere bazı yetkiler vermeyi düşünerek, 1921 Anayasası'nın "muhtariyet" ve Kenan Evren'in "eyalet sistemi" çizgisine gelebildi.

Şimdi bakalım...Acaba öyle mi?

TURGUT ÖZAL AÇILIMI...

Aşağıda okuyacaklarınız, Turgut Özal'ın Orta Asya Türk Cumhuriyetleri gezisine çıkmadan bir gün önce, oğlu Ahmet Özal'a anlattıklarından, kendi ifadelerimle çıkardığım alıntılardır. Alıntılar koyu siyah harflerle yazılanlardır.:(2)

1- Turgut Özal'ın ilk isteği, aynen 1921 Anayasası gibi kısa ve öz bir anayasa idi."Bu anayasa, temel hak ve özgürlükleri getirecek; devletin başından bir sürü lüzümsuz işleri alacaktı".

2. Turgut Özal, "dünyadaki merkeziyetçiliğin tamamen kalktığını, Türkiye'nin de böyle olması gerektiğini" söylüyordu. Ve şöyle ilave ediyordu, "Yumuşak bir geçişle, insanlar kendi bölgelerinde, kendi kararlarını verebilirlerse, toplumlardaki basıncı atacak bir sübap olur. Aksi halde, düdüklü tencere patlar"

3. Turgut Özal, "idari yapıyı değiştirmek, valileri, emniyet müdürlerini, savcıları, eğitim müdürlerini halk seçmeli" diyordu.

4. Turgut Özal, düşündüğü ademimerkeziyetçi, idari yapıya uygun olarak da "başkanlık sisteminin mutlaka getirilmesi" gereğini savunuyordu.

Turgut Özal'ın, yalnızca belirli bir bölge için değil, tüm ülke için düşündüğü ve "ademimerkeziyetçi" idari yapılanma ile 1921 Anayasası'nın vilayetler için öngördüğü "muhtariyet" ve bu muhtariyetin idari yapılanması, vilayet işlerinin "Vilayet Şûraları"(Vilayet Danışma Kurulları) yetkisinde olması gibi hususlar birbirleri ile örtüşmüyor mu?

Bence örtüşüyor gibi...

Türkiye'nin genelini kapsayan bu tür bir idari yapılanma, kendini Kürt sayan ya da kendini Kürt hisseden bazı vatandaşlarımızın siyasi amaçlara yönelik şişirilmiş ideolojik düşüncelerinin de gazını biraz almaz mı acaba?

Ne dersiniz?

Türkiye'nin, yeni bir anayasa ile idari olarak yeniden yapılanmasının zamanı gelmedi mi acaba?

cdenizkent

_____________ :

(1) "Gündem", Sabah Gazetesi, 2 Mart 2007

(2) Yavuz Gökmen, Özal Yaşasaydı, 1994, s.283-284

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..