​ Kurtulmuş İle Soylu “Kurtuldular” Mı ? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '12

 
Kategori
Siyaset
 

Kurtulmuş İle Soylu “Kurtuldular” Mı ?

Baraj altından çıkamadıkları partilerinden kurtulan iki lider, kapağı iktidar partisine atarak siyasî yaşamlarını kurtardılar (mı?)…

Demokrat Parti eski Genel Başkanı Süleyman Soylu AKP rozetini takınca bakın neler demiş:

''Sayın Başbakanımıza minnettarım. Allah ondan razı olsun. Biz ve bizim gibi insanları, dışarıdan imrenerek seyrettiğimiz AK Parti'nin içerisine davet etti. Millet 1960'ta beklediğini, 70'lerden sonra tekrar beklediğini, rahmetli Özal'ın 89'dan sonra beklediğini, AK Parti'nin bu güzel kadrolarından, yaklaşık 10 yıldır bir büyük mimariyle ve bir büyük şaheserle Türkiye'yi iyi bir noktaya getiren bu AK Parti'den beklemektedir. Ben kendimi, asıl şimdi kendi evimde gibi hissediyorum'' dedi…

Gördünüz mü şu olanları? Süleyman Bey daha önce Demokrat Parti’deyken, oranın “kiralık evi"nde mi oturuyormuş acaba? Bu AKP; siz DP’nin başına geçmeden önce de vardı. Ne diye, o zaman bu “kendi evinizde” ikâmet etmediniz madem!? O zamanlar bu evin çatısını mı, mevkisini mi, plan – projesini mi, komşularını mı, nesini beğenmediniz de, niye DP’de ikâmet etmiştiniz?

Daha dün meydan meydan gezip de, AKP politikalarını çok fena eleştirip, Başbakan Erdoğan’ın icraatlarına demediğinizi bırakmıyordunuz! Seçimler öncesinde Yatağan Garaj Meydanı’na gelip, 80 kişi kadar partili önünde tüm AKP politikalarını eleştirip, reddettiğinizi, bizzat ben gözlerimle görüp, kulaklarımla işitip, gazetede haberinizi de yapmıştım, arşivimde duruyor!.. Birden ne oldu? Bir yerlerden vahiy filân mı geldi? Ani bir elektriklenme sonucu, birden titreyip kendinize geldiniz de, şıp diye gönül mü verdiniz, ne oldu!?

Halkın Sesi Partisi’ni (HAS Parti) kendi elleriyle kurup, yine kendi elleriyle tedavülden kaldıran sayın Numan Kurtulmuş da; “Demokrasiye hizmet edebilmek için AKP’ye katıldım. Bu katılıma karşı çıkanlar oldu, ama benimle beraber gelecek arkadaşlarımla ‘yola devam’ edeceğiz” dedi. Halkın sesi olmak için kurduğunuz partide demokrasiyi tahsis edemediniz de, AKP’ye ondan mı ‘hicret’ ettiniz?

Her iki eski lidere de “duble yolunuz açık olsun arkadaşlar” demekten başka elimizden bir şey gelmiyor dostlar…

Birlik, beraberlik, yumak gibi bir yerde olmak, tabii ki güzeldir! Ancak, ikinizin de gelişine, bir yere aday oluşuna, belli bir parti görevine getirilişine, bu işe talip olan has partililer; “Ağır ol da molla desinler bayım! Bu partinin hakiki sahibi ve emektarı benim! Bu görev benim hakkımdır!” diye kazan kaldıracaklara ne diyeceksiniz? Hani bunlar boş da durmazlar; Basında çıkan demeçlerinizi arşivlerden bulup gelip de, gözünüze dayadıklarında ne cevap vereceksiniz?

Onlara kalkıp da; “Yahu ben o sözleri acemiyken, şakacıktan söylemiştim. ‘Kızım sana söylüyorum ama, gelinim sen anla’ babından, çıraklık dönemimde söylediğim sözlerimdi onlar. Çok şükür şimdi kalfalık dönemimdeyim; ‘ham idim erdim/ çiğ idim piştim/ şıp diye aranıza düştüm!’ İnsan denilmiş – konulmuşun peşine fazla düşmemeli” mi diyeceksiniz?

Kim ne derse desin, bence sayın  Kurtulmuş da, Soylu da kurtuldular…

Dedem rahmetli cahildi filân ama, ağzı iyi lâf yapardı ve şöyle derdi: “Fakirin başı ucunda aç uyuyacağına; zenginin ayak ucunda karnı tok otur daha iyidir” derdi…

Kendi partilerinde seçime gidip de, baraj dibinde balık… – pardon – sandık dibinde OY arayacaklarına; hazır iktidar olmuş partinin rahat koltuklarında gül gibi siyasetlerini yaparlar, semirirler, rahatça geğirirler, serpilirler!.. Hazım sorunu olmadıkça, bunun neresi kötü?            

Sakin KOŞAR...

 
Toplam blog
: 191
: 753
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..