​ Kurumsal yönetimin yakın geçmişi... / Danışmanlık / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '12

     
    Kategori
    Danışmanlık
     

    Kurumsal yönetimin yakın geçmişi...

    Kurumsal yönetimin yakın geçmişi...
     

    Lansman Sunumumuzdan bir görüntü


    Geçtiğimiz günlerde, mevcut konjonktürü incelediğimde, KOBİ firmalarımızın, Türkiye deki ortalama firmaların % 95 ‘ ini oluşturduğunu ve bu oluşum içerisinde yeni kurulmuş ve 3 seneden fazla ömrü olan firmalarımızın ise %3-5 arasında olduğunu gördük.

    Bu verilere odaklanarak, bu şirketlerimize bakacak olursak, ters bir mantıkla analizini yapmak istedik ve neler yaptıkları değil, neler yapmadıklarını sorgulamak istedim. Değişim yönetiminin en önemli adımı olarak  tersten sorgulama sizlerin sektörde farkındalık oluşturan bir seviyeye gelmenizi sağlayacaktır. Unutmayalım ki, yaptıklarımız her zaman göz önünde olmuştur.

    Peki  neler yapmadık;

    -          Kalifiye ve deneyimli insan gücünü kullanmadık

    -          İş planlarını yapmadık

    -          Gerekli finansman kaynağını yönetemedik

    -          Pazarlama ve satışı ağımızı kuramadık

    -          Yeni ürün sunamadık

    -          Pazardaki talebi belirleyemedik

    -          Sistemsel bir yaklaşım ortaya koyamadık

    -          …..

    Bu maddeleri ve seçenekleri çoğaltmak mümkün. Bu seçenek çeşitliliği esasen geçmişten gelen iş yapma modellerinin farklılıkları ile ilgili.

    1990’ larda başlayan know-how yönetimi ile sadece ürün/üretim odaklı olarak pazardaki talebin karşılanması adına, kalifiye personel ile çalışılıyor ve üretim tekniği sır gibi saklanıyordu. Hatırlayınız,şirketler arasında bir ara bilgi hırsızlıkları nedeni ile dava sayısı artmıştı.

    Tabi know –how’la birlikte kişilere bağlı bu sistem fazla yürümeyişinin en büyük nedeni şirketler arası transferler yada talebin bu çalışanlarca karşılanması ihtiyacı olmuştu.

    2000 li yılların profiline baktığımızda,  piyasadaki talebin bir çok firma tarafından karşılandığı ve artık bir ürün/üretimi birden fazla firmanın portföyünde olması arz fazlalığı ve talep daralması, firmalar arasında fiyat odaklı ‘’ me too’’ stratejisine tutunmayı arttırdı. Tabi ki yüksek maliyet ve düşük satış rakamları tüm dengeleri bozarak firmaları piyasadan çekilmeye, farklı sektöre yönelmeye yada maliyet düşürme tekniklerine doğru götürdü. Tabi bu uygulamalarla birlikte bir çok sistem de değişti. Artık know-how yerine süreç yönetimi ve artan değer olarak görülen çevre, iş sağlığı ve güvenliği konuları ile Entegre sistem yönetimleri yine 2000 li yıllarda kendini göstermeye başladı.

    Üretim süreci ana ekseninde diğer tüm süreçlerinde aslında maliyet kalemlerini etkilemesi farkındalığı, tüm süreçleri yalın üretim metodları noktasında karlılığa yöneltmesi konusunda bir etki oluşturmuştur.

    2010 ‘larda iş yapma modeli, süreç yönetiminin etkisinde iş yapma mantığı artık kitle pazarlamanın yerine birey ihtiyaçlarına yönelik olmasıdır. Pazarlama ve Satış etkileri olabildiğince değişti. Şu anda ihtiyaçlarımızı kişiselleştiriyoruz ve firmalar bu kişisel ihtiyaçları buluşturma adına pazarlama faaliyetlerine etkin şekilde ağırlık vermekteler. Bir düşünelim, iki seçenek verilse Nokia 3310 mu yoksa Iphone 4s mi istersiniz? Kişisel istekleriniz hangisini ağır basıyorsa onu istersiniz… Eskiye nazaran artık ticaretin elektronik ortama aktarılması yepyeni bir mecranın, internet siteleri üzerinde satışın doğmasına neden oldu. Artık tüketicinin bireysel olarak özgürlüğünü kazanması,  onun seçme farkındalığının sonucu olarak üreticilerin, ürün çeşitliliğini arttırması yoluna gitmişlerdir. İnternet yolu ile haberleşme ve bilgi alma daha da kolaylaştığı için pazarlama faaliyetleri artık yurtdışına da sizin farkındalığınız söyleyebiliyor. Bu söylemlerle birlikte dış ticaret artık daha yaygın ve etkin bir hale gelmiştir. Mail yada instant mesajlaşma sistemi ile yurt dışındaki müşteri yada tedarikçiniz ile çok rahat bir şekilde bağlantı kurabilmektesiniz.
    Tüm bu süreçlerin birbirleri ile baskısı ve /veya etkileşimleri neticesinde, Finansal konularda yönetim ortak bir akıl olmuş ve şirketlerin devamlılığı için sürekli olarak kontrol altında tutulması gereken bir başlık olmuştur ki şirketler kar amaçlı kuruluşlardır. Son yıllarda artan hibe, kredi, teşvikler..vb. gibi bir çok argümanında aslında kullanılabilmesi için, modern yönetim süreçlerine firmaların sahip olması istenmektedir. Son dönemde ülkemizde 1950 den beri kullanıla gelen Ticaret Kanunun değişmesi ve içerisindeki belli yaptırımlar artık bu profesyonelliğe geçilmesinin ihtiyacı olarak karşımıza çıkmıştır.

    Türkiye de ekonomik anlamda yükselen bir trend var. Bakınız, daha yakın zamanlarda, kredi derecelendirme kuruluşları tarafından, Türkiye’nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye çekilmemesi için çaba hakkında alevli tartışmalar vardı. Eminim ki çoğumuz ‘’-Ne var ki uzatacak? ‘’ gibi bir düşünce içerisinde idi bu durumda. Bunu şöyle izah etmek gerekli, Türkiye’nin kredi notunun yüksek olması, yurt dışından gelecek olan ( özellikle Avrupa) para ve fonların, zaten kötü olan Avrupa’nın ekonomisi yerine, Türkiye ‘ye akması demek. Bu da finansman rahatlığı getirecek ve Türk şirketlerle yatırımcı yada ortak düzeyde yeni ilişkilerin önünü açması demektir. Bu geçişin rahat olması için yeni ticaret kanunundaki düzenlemelerde faydaları göz ardı edilmemelidir.

    Günümüzde hızlı değişimlerin başarıya ulaşması, maliyet unsularının konsolide olduğu ve zamanın daraldığı ve hızlı yanıtlar vermemiz gerektiğini düşünürsek performans yönetimini firmamıza kurmamız kaçınılmaz hal almıştır. Bugün FORBES 500 e baktığımızda lider ilk 100 firmanın kendi performans ölçeklerini oluşturduğu ve kontrol altına aldığını görmekteyiz.

    Tüm bu sunulanların içerisinde top yekün bir strateji üretemiyorsanız, sizin için düşünüp  strateji üretecek kişiler, yönetim danışmanı olarak size fayda sağlayacaktır. Bu konuda dikkat edilmesi gereken konu, bu işi yapacak olanın,akademik olarak ünvanlarını kullanan kişiler olmaması, işletme hakkında ne kadar çok deneyimi olduğu konusudur. Çok basit bir örnek verelim. Bugün arama motoru ‘’ Google’’ a herhangi bir konuda bir arama yaptırırsanız karşınıza bir çok makale, araştırma yada tez sonuçları çıkacaktır. Ama karşılaşılan durumlarla ilgili sorgulama yaptığınızda bunlarla ilgili unvan yada deneyimleri size vermeyecektir.

    Bu yazımız içerisinde belirli konu başlıklar altında linklerimizi vererek, çalıştığımız firmalardaki ve geçmişteki tecrübelerimizi, ihtiyaçlar doğrultusunda buluşturmak istediğimizi belirtmek isteriz. Aslında yazımız bizi ,geçmişteki iş yapma modeli ile gelecekteki profesyonel bakış arasındaki farkındalığı sizlere anlatmak ve bu farkındalık için, tüm başlıklarla ilgili tecrübelerimizi sizlere aktarmaya taşıyan bir araç oldu.

    Hakkımızda detaylı bilgi için www.tr.qualles.com internet adresimizi ziyaret edebilirsiniz.

    Saygılarımızla,
    Qualles Danışmanlık ve Dış Ticaret Hizmetleri

    info@qualles.com
    www.tr.qualles.com

     

     

     
    Toplam blog
    : 1
    : 137
    Kayıt tarihi
    : 10.08.12
     
     

    Uluslar arası alanda Henkel 'in 2004 yılı en iyi takım oyuncusu ödülünü aldım. Çok uluslu ve yere..