- Kategori
- Sosyoloji
Lâl geceler

DÜĞÜN
Bir canlı dünyaya geliyor. Oğlan, diyorlar. Oğlan, ağızlar dolu dolu, öğün diyorlar, çağrışımı; Hakan, Sultan, Aslan, Kaplan daha nice eril üstünlük. Ya kız oldu da, işte daha o anda ezilmeye, eğilip bükülmeye, 'acizliğe adım atıyoruz.. Ne oldu KIZ, hadi çatın kaşları kızgınlaşın doğana, doğurana basın küfrü der gibi, çağrışımına gelince, akılsız, bakımsız, cız, gibi olumsuz sıfatlar, bunlar yaşama adım atıldığında da bizi yolumuzda tökezletmeye devam eder.
Çoğu öğretiler, insani değerler, sanki yanlız dişileri, ilğilendirir gibi sunulur ;Edepli ol, oturuşuna dikkat et, annene yardım et, temiz ol, kardeşine bak, her işe yatkın ol, OLDA OL. ERKEK. O erkek adamdır. Vurur, kırar, döver söver, karanlıkta sokakta oynar, hiç bir işe dokunmaz.Tabancayla kılıçla oynar, oyunda asker olur, öldürür. Es kaza eli oyuncak bebeğe gitse, çek elini sen kız mısın? Tepkisi ile karşılaşır, daha o zaman gerçek duygu ile okşama, sevmeyi çöpe atar. Onun yerine, sahiplenme, kullanma ve yok etme eylemi kodlanır. Evin ikinci ağasıdır, ne yazık ki bir kadın olan annelerimiz de buna meydan verir. Hemen hemen çoğu bu ayrımı bariz olarak ortaya koyarak yeni yaratıklar yetiştirir. Anlamak zordur, niye böyle davrandıklarını ; Bir sessizlik olduğunda KIZ doğdu lafını söylediklerini, kızını veya oğlunu evlendirirken onca özgü ayrımlara, gönüllü imza atıklarını, bilemiyorum! Niye kız tarafı oğlan tarafı adeti deyip tuturup durur, anlayamam pazardan mal alınıp verilme gibi pazarlıklarını. Anlayamam adet diye tüm kadınlık gurur ve değerlerinin ayaklar altına alınmasını, koca bir ömre lazım olan itibar, saygı ve sevgiyi sayılı günlerde harcamayı, anlamak zordur niye böyle davrandıklarını, belki bir öç alma hissi bilemiyorum....
İşte biz kadınlar böyle aşamadan geçen yaratıklarla evleniyoruz. Oysa hayallerimiz bambaşka; seviyoruz, sevileceğiz, koruyoruz korunacağız, çoçuklarımızı birlikte büyüteceğiz. Bu çoşku ile evlilik hazırlıkları yapıyoruz. Evi nasıl döşeyelim, gelinliğimiz nasıl olsun, nasıl O ilk ve son kez itibar, saygı, sevgi koltuğuna oturalım diye en ince ayrıntılara kadar düşünerek başımızı ağırtıyoruz..
Oysa yaratığın umurunda değildir, sadece yap denileni yapar. Onun için kapalı bir yer birde yatak olsun yeter. Çünlü evcil değildir, evde ne yapılacağını, bilmez. Nasıl vakit geçirilir, öğrenmemiştir, öğrendiği ihtiyaçlarının sağlandığı bir yer omasıdır. Öğrendiği vermeden almaktır. Buna bir yeni sunum(cinsellik) daha eklenir. Hepsi bu. İşte arkadaşlarım bizim en büyük sorunumuz ! Burda bu YARATIĞI insan olarak yetiştirememiz. Bunda biz, ne yazık ki , yine biz kadınlar SUÇLUYUZ. Bu suç zincirleme olarak devam edip gitmekte, zenğin, fakir, okumuş, cahil, birçok birliktelikte işlenmektedir. Gelin ailede eşitliği sağlıyalım ayrım yapmadan cocukları kendi kendilerine yetebilen bireyler olarak yetiştirelim. Bakıma muhtaç biri olarak yetişen, elinden hiç bir iş gelmeyen, nasıl seveceğini bilmeyen sahip olduğu iki silahla ( Tabanca ve uzuv) Dünyaya hükmedeceğini zanneden YARATIKLAR değil, İNSAN YETİŞTİRELİM. Çözüm, İNSAN OLAN ERKEKLERLE BİR DÜNYA PAYLAŞMAKTIR.
CANAN