- Kategori
- Güncel
Laiklik bir yaşam biçimi midir?
Cumhuriyet Başsavcısı, iddianamesinin bir yerinde de, "laikliğin bir yaşam biçimi olduğunu" ileri sürmüştür.
Değerli blog arkadaşlarım.
Şimdi, bu konudaki düşüncelerinizi almak, düşüncelerinizi kendi düşüncelerimle birleştirerek bir blog derlemek istiyorum.
İnsanın düşündüğünü söyleme ve yazma özgürlüğü kadar "istediği yaşam biçimini seçme özgürlüğü" de demokrasini bir getirisidir.
Belki de bu nedenledir ki, günümüz Türkiyesi'nde, genelde "çağdaş yaşam" ve "İslami yaşam" şeklinde iki yaşam tarzı konuşuluyor ve yaşanıyor.
Ama, bu iki yaşam tarzının uygulaması nasıldır?
"Çağdaş yaşam"ı bir tarz olarak seçmiş insanlarımız bunu nasıl yaşıyor? Bu yaşamı benimsemiş insanlarımız içindeki "dindar" insanlarımız bu yaşama uyum sağlamakta zorlanıyorlar mı, acaba?
"İslami Yaşam"ı bir tarz olarak seçmiş insanlarımız, bu yaşam şekillerini nasıl sürdürüyorlar? Bu yaşamı benimsemiş insanlarımızın yaşamlarında "çağdaş" unsurlar yok mudur, acaba?
Bu farklı ikyaşam tarzını benimsemiş insanlarımızın, genel yaşam içinde acaba hangi konularda birbirlerine itici geliyorlar? Ya da geliyorlar mı?
Üniversitedeki türbanlı çocuklarımızı, "İslami yaşam" tarzını benimsemiş kişiler olarak niteleyebilir miyiz?
"Evet" dersek, bu öğrencilerimiz "çağdaş bilimleri" neden okuyorlar?
O zaman, bu çocuklarımız, "çağdaş bilimleri reddetmeyen ama çağdaş yaşamı reddeden öğrenciler" olarak mı niteleyeceğiz?
O zaman kantinde birlikte çay içen ve sokakta kol kola gezen bu öğrenciler için ne düşünmemiz gerekecek? Bu birliktelik, ülkemizdeki her iki yaşam tarzını benimsemiş diğer insanlarımız arasında da yok mudur?
O zaman, Cumhuriyet Başsavcımız, AKP'yi kapatmayı amaçlayan iddianamesinde "laiklik bir yaşam biçimidir"
ifadesini neden, kapatmaya esas olacak bir unsur olarak kullanıyor?
Değerli blog arkadaşlarım
Ben de, zaman zaman laiklikle ilgili yazdığım yazılarda "laikliğin bir yaşam biçimi olduğu" şeklindeki ifadeler kullanmıştım. Ben, bu ifadeyi kullanırken, "laikliğin, çağdaş yaşamın bir gereğidir" şeklinde düşünmüştüm.
Acaba, Cumhuriyet Başsavcısı, "laikliğin bir yaşam biçimi olduğunu" hangi düşünceyle kullanmış olabilir? Eğer benim gibi düşündüyse, bu, kapatmaya esas olacak bir veri olmasa gerek sanıyorum.
Günlük gazeteleri karıştırırken, bir köşe yazarının konuyla ilgili şu ifadeleri dikkatimi çekti. Köşe yazarı diyor ki, "Mademki laiklik bir yaşam tarzı, o halde şunun 24 saatini kabaca anlatın bakalım"
Bence laiklik, bir yaşam biçimi olmanın ötesinde, farklı yaşam şekillerini yaşayan insanlarımız arasında uyumu sağlayan ve çatışmayı önleyen bir anlayıştır.
Sevgili blog arkadaşlarım, yukarıda yazdıklarıma ve düşüncelerime getireceğiniz yorumları dört gözle bekliyorum.
cdenizkent