- Kategori
- Deneme
Lamelif
Şüphen olmasın sakın, gönlümün serzenişidir yüreğimden kopup kulaklarına erişen bu vaveyla. Duymazdan gelebilirsin lakin eğer seni biraz olsun tanıyorsam unutmazsın, unutamazsın işittiklerini.
Yüreğinin hıçkırıklarının, gözlerine yerleşen buğunun inan benim için bir kıymeti kalmadı artık.
Oysa ne kadar çok beklemiştim seni. Gelmeni istemiştim. Gelmedin. Aramanı ummuştum. Aramadın. Sevmeni dilemiştim. Sevmedin demek ki… Biraz olsun sevmedin. Aynı ufuk çizgisi üzerine bir put edasıyla mıhladın kalbini. İzin verdin taşlaşmasına. Yetmedi bu da sana ve bekledin azgın dalgaların azametine uğramasını. Günler geçtikçe yosun bağlayacağını biliyordun değil mi yüreğinin. Biliyordun kayganlaşacağını ve basıp üzerine ta yukarılardan aşağılara uçacağımı, tuz buz olacağımı. Anbean parçalanacağımı. Aldırmadın. Elbet bir sebebin vardı kendine göre. Ve ben bu sebebi sorgulayacak değilim. Senin canın sağ olsun, yeter.
Aşkını yar ve yaren eylemiştim canıma. Meğer kandırıvermişim kendi kendimi. Kimsesizlik, şol cennetin ırmakları gibi çağıldarken gönlümde Yunus’tan dizeler dilimde dolaşırım neyi, kimi aradığımı bilmeden. Boğazıma çöreklenir dembedem lamelif motifleri. Şükrederim yine de Yaradan’a sığınıp. Dualar değil midir her derde deva, susuz kalmış gönüllere şifa. Elif, lam, mim…
Fakında mısın değil misin aşkının kıskacında nasıl can çekiştiğimin. Dörtlüklerde, beyitlerde arıyorum derdime merhem olacak, ıstırabımı söndürecek devayı fakat asla boynumu eğmeden yoluna, koruyarak vakur duruşumu -aşkıma, karşılıksız olduğunu bile bile sadece kendim için aşkıma- sahip çıkıyorum ülküme.
Bugün olmasa bile bir gün kulağına çalınır elbet dilimden dökülenler…
“Benim kalbimde bir sen, senin yüreğin kesret
Yanımda olsan bile canım, canına hasret
Gözlerinde yaş mı var bakışların neden loş
Merhametini al git acılar böyle de hoş.”